Deve ve atlarla tarihi yolculuk..

0

Anadolu’nun konargöçerlik yaşam tarzının son temsilcilerinden Sarıkeçili Yörükleri, mevsim değişikliklerinde yaptıkları tarihi yolculuğu gelişen teknolojiye rağmen deve ve atlarla devam ettiriyor.

Kış aylarını ılıman iklimin hüküm sürdüğü Mersin’de geçiren Yörükler, sıcakların etkisini göstermesiyle serin yaylalara sahip Konya ve Karaman’a göç ediyor. 1000 yıllık tarihi olan yolculuk öncesi, evleri bildikleri çadırlarını söken, besledikleri keçilerden peynir, ocaklarında da yufka ekmek yapan Yörükler, eşyalarını da develerine yüklüyor.

Yörükler, Toros Dağlarının eteklerinden geçerek yaptıkları yolculuk boyunca sürülerinin kontrollerini ise bazen atla, bazen de yaya olarak sağlıyor. Zorlu göç sırasında dinlenmek için yüksek rakımdaki ovaları tercih eden aileler, yeniden çadır kurarak geceyi de burada geçiriyor.

Mersin’in Gülnar ilçesindeki ormanlık alandan eşyalarını toplayarak Konya yolunu tutan Yörüklerden 61 yaşındaki Hatice Uçar, bindiği atıyla deve sürüsüne önderlik ederken kocası 63 yaşındaki Ali Uçar da traktörle su tankerlerini taşıyor.

Keçi sürüsünün sevki ve otlatılması görevini ise kızları 23 yaşındaki Fatma ile kocası 24 yaşındaki Mustafa Dilekmen üstleniyor.

Hatice Uçar, Karaman yakınlarındaki ormanlık alanda verdikleri molada “Yollarda zor zahmet gidiyoruz. Zor, kolay değil. Yollar kolay mı? Bağdan, bahçelerden sıkıntıyla geçiyoruz. Kimi yerde fidan kimi yerde de ekinler var. Elin ürününe zarar vereceğiz korkusuyla yolu sıkıntılarla geçiriyoruz.” dedi.

Uçar, develerin kendisine alıştığını ifade ederek “Develer beni takip ederek geliyor. Ben önlerinde gittim mi onlar beni takip eder. Onlar, ‘Bu beni yaylaya götürüyor’ diyerek arkamdan geliyor. Develeri seviyorum da onlara gücüm yetmez oldu. Getirmesi zor oluyor. Kocam arkamdan yardımcı da oluyor ama olmayınca zor.” diye konuştu.

Hayatının çadırlarda ve yollarda geçtiğini belirten Uçar şöyle konuştu: “Göç zor oluyor ama yapacak bir şey yok, ekmeğimizi kazanıyoruz. Konup, göçüyorsun işte. Kimi yerde zarardan kimi yerde ziyandan kaçınıyorsun. Çok şükür, mutluyum. Gittikçe gücüm yetmeyince zor oluyor. Yürüyemiyorum, zor oluyor, belim ağrıyor. Ben doğdum, büyüdüm böyle dağlarda yaşadım. Başka bir yer görmedik. El gibi yerler görmedim, bilmem. Biz böyle dağdaki çadırın içinde doğmuşuz, büyümüşüz.”

Fatma Dilekmen de yolculuğun en zor kısmının hazırlık olduğunu belirterek “Evimizi toparladık, yolda rezil olmamak için de ekmeğimizi hazırladık. 20-25 gün sürecek bir göçümüz olacak. Bu esnada yolda uğraşmamak için önceden hazırlıklarımızı yaptık. Yollara düştük, Konya’nın Hadim ilçesine doğru gidiyoruz.” diye konuştu.

Konargöçer olmaktan mutluluk duyduğunu anlatan Dilekmen şunları kaydetti: “Gelişen teknolojiye rağmen gözümüz malların içinde açıldığı için sürüyle uğraşıyoruz. Zor ama severek yapıyoruz. Herkesin bir ekmek teknesi var, bizler de bundan kazanıyoruz. Yaz, kış, doğma, büyüme bu işle uğraşıyoruz. Uzun bir yolculuk da olsa gitmek zorundayız. Müsait araziler olduğunda malımızı oraya koyup, kendimizi dinlendiriyoruz. Bazen daha uzun gidiyoruz çünkü bağ ve bahçelerde konacak yer olmuyor.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here