Devlet Haset Olur mu?

1

Aslında siyaset üzeri olması gereken günlerden geçiyoruz..! 

Ama devleti yöneten iktidar partisi ile, onunla birlikte hareket eden ittifak ortağı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemize de sirayet eden virüs salgını ile yine kendi yöntemleriyle mücadele ediyor(!)…

Ediyor mu? Ediyor görünüyor mu? Takdir tüm vatandaşların…

Belli kesimlerin şiddetli uyarılarını, ikazlarını, çözüm önerilerini yok sayan, duymazlıktan gelen iktidar ve ortağı, virüs ile mücadele sürecini takip etmesi ve bilimsel uyarı ve tavsiyelerde bulunması amacıyla oluşturduğu “Bilim Kurulu” üyeleri ve dahil ettiği temsilcilerle aslında ilk ötekileştirme ve hasetlik adımını atmıştı.

Böyle önemli bir süreçte bile bu tür ayrıştırmaya tabi tutulan “Türk Tabipleri Birliği (TTB)” ve “Türk Eczacıları Birliği (TEB)”nin kurula alınmaması, bu mücadeleyi veren, bizzat sahada olan tüm sağlık çalışanlarının temsilcilerini daha en başta yok saymak değil de nedir?

Siyaseten karşılarında olan(!) bu meslek örgütlerinin temsilcilerine hasetlik etmek değil midir?

Ve, durdurulan ekonomik hayatta olup da, en başta işyerleri kapanmak zorunda olduğundan zorunlu işsizliğe ve mağduriyete itilen çalışan kesimlere el atmamak…!

Karınlarını doyuracağı, kiralarını ödeyebileceği, elektrik, su, doğal gaz, tüp gaz, ısınma vb. insani ihtiyaçlarını karşılamak yerine, veya önlem olarak açıklanan “100 milyar liralık paket” ile bu kesimlere ne gibi fayda göreceğinden bile açıklamaya muhtaç bırakılması..?

Reklam

Uyarılara kulak asılmamasına karşın, başta İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Antalya olmak üzere, iktidarda olmadıkları büyükşehir belediyelerinin mecburen yardımları organize etme girişimleri ile “Dayanışma ve Yardımlaşma Kampanyası” başlatmaları…

Bu durumu iktidarları karşısında siyaseten tehlike gören zihniyete(!) uyarak da, yasal engellemeler ile kampanyayı durdurma girişimleri ve toplanan nakdi yardımlara bloke konulması…  

Bunlar haset etmek değil midir?

***

İnsan yaşadığı olumsuzluklar karşısında, sığınacak güvenli bir yer, dost el arar durur.. 

Bu arayışınızda, inancınız varsa ve bu inancınızda samimi iseniz, samimiyetinizin de bilincindeyseniz, Yaradan size yeterli gelir… 

Ya değilse!

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle diyor:

Reklam

“Zulmetmek de yoktur, zulme boyun eğmek de”

Öncelikle bizzat ikaz etmenin daha doğru olacağına inansanız da, yaşına başına ve tecrübelerine bakmadan, başkalarının sözlerine göre hareket ederek zulmeden birisi, bu saatten sonra sizin ikazlarınıza niye itibar etsin ki diye düşündüğünüzde, farklı yollar aramak durumunda kalırsınız.

Elinizde kaleminiz varsa ve insanlara düşüncelerinizi aktarmanın bir şekilde fırsatını bulmuşsanız, insanlık için faydalı olduğuna inandıklarınızı paylaşmak yetmez.. 

Aynı şekilde topluma zararı dokunan, adeta kötülük misyonerliği peşinde koşan, manevi duyguları zedeleyenleri ve bunlara yol açanları da bir şekilde deşifre etmek gerekir.. 

Bazen de insan, yaptıkları ile kendi kendini deşifre eder topluma…

Hz. Peygamber’imizin “İnsanlara merhamet etmeyene merhamet olunmaz” sözü üzerine; çeşitli entrikalar peşinde olan, başkalarının başarıları karşısında mutsuz olması yanında, onlara öfke duyan, haset eden, hile ve tuzak kurarak onları toplum önünde haksız yere küçük düşürmeye çalışan insanları, topluma anlatma “vebal”i yok mudur?

Ya da onlar; yine Hz. Peygamber’imizin “Günahın kefareti, pişmanlıktır” sözüne riayet eder, pişmanlık duyar ve bunu ilgililerine bir şekilde hissettirir, verdiği zarar ziyanı karşılar, onarır, iadeyi itibarlarını verir, bizleri de vebalden kurtarır…   

İnsan nasıl bu kadar acımasız ve kıskanç olabilir? 

Neyi, kimi, neden kıskanır?

Nihat Hatipoğlu, haset edenlerin neyi, kimi, neden kıskandığını geçmiş yıllarda şöyle açıklamıştı;

Haset ve kıskanç insan;

‘Ya kişiye olan düşmanlıktan dolayı; ya kibirden dolayı.

Ya Allah’ın taksimini reddetmekten dolayı.

Ya liderlik sevdasından dolayı.

Ya yükseleni çekememe hastalığından dolayı.

Ya herkesi lekeli görme dileğinden dolayı.

Ya sevdiği bir kişiden daha yüksek birini, kabullenememekten dolayı.

Ya kalbinde şeytani hisler katmerleştiğinden dolayı.

Ya pozisyonunun kaybolacağı duygusundan dolayı.

Ya elindeki mal-mülk ve makamın başkasına gideceği korkusundan dolayı.

Ya tevekkül anlayışında zafiyet olduğundan dolayı.

Ya da kontrol altında tuttuğu insanların başka yere kayacağı korkusundan dolayı, kıskanır ve haset eder.

Kısacası, haset edenin kadere, Allah’ın taksimine, Allah’ın hükmüne ve Allah’ın iradesine itirazı vardır

Mesele bu kadar açıktır.

Hasetçi, leke atar, iftira atar, tezgah kurar, çamur atar…

Düzen kurar, arkadan vurur, zafiyet anı bekler, takılanı tekmeler, düşene abanır…

Ölçüsüzdür, abartılıdır. 

İmanını nefsine kurban etmiştir. Ondan insaf bekleyemezsin. 

Çünkü hasetçinin hasedi, Allah’adır.

Böyle birine karşı “Allah’ım beni koru” demekten başka bir şey yapamazsın. 

Bir de; haset eden, haset ettiğinde hayırlı bir iş yaptığına inanıyorsa, yani inandığı bir şey için bunu yapıyorsa hakikaten Yüce Rabbin korumasına sığınmaktan başka çareniz yoktur.’

Bazıları onun için, insanoğlunun bütün doğrularıyla birden yanlış haline gelebiliyor demek ki!

Kendileri hoşgörüyü unuttukları gibi, affedici olmayı da unutuyorlar. 

Hz. Mevlana’nın da öğütlerindeki gibi, başkalarını ısıtmada güneş gibi olmak, nedense hiç işlerine gelmiyor ve sadece kendilerinin ısınmalarını bekliyorlar..

‘Diyelim ki mevkiiniz, itibarınız, imkanlarınız var, belli bir makamdasınız. 

Hasetten yaka silkiyorsunuz. Her şeyi bırakır da dağdaki mağaraya çekilseniz bile hasetçi sizin peşinizi bırakmaz.

Çünkü ondaki bu hal bir hastalıktır…’ 

Tedavisi mi?

Hasetçinin bu hastalıktan kurtulmak için tövbe etmesi, tevekkül etmesi ve günün birinde her nimetin son bulacağını düşünmesi lazım..

Siz de, bir kez daha.. Bir kez daha.. Bir kez daha düşünün!

İnsanlar “haset” olabilir de, “devlet ve kurumlar” haset olur mu?

1 YORUM

  1. “İnsanlar “haset” olabilir de, “devlet ve kurumlar” haset olur mu?”

    Sayın yazar! Türkiyede! Din ile altatanlardan insan olmanın gerekleri olan şunların haricinde (İnsanlik, merhamet, Din İman, alçak gönüllük, kibirlik, ve dünya malı ve makam, mevki,ıçın, imanını ve ınsanlığını satmayanlar.) Onlardan herşey olur.

    Heleki,Millet halen daha onları savuniyorsa. Vay onların halıne! Dünya durdukça….Zülmüleri ile birlikte anılacaklar.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here