Devletin dini otoritedir, halkın dini ise Umut ve Merhamet

1

Dinin iki yüzü var; biri insani, diğeri de mucizevi…

İnsani yönü temelde aydınlanmaya açıktır ve gerçekte sorunlara doğaüstücü değil, akli temellerde yaklaşmaya çalışır.

Din, bu yönüyle aydındır, kendisine çıkardığı misyon insanları aydınlatmaya dönüktür, doğa üstücülüğüne itibar etmez, aksine o tür mistik zırvalara sarılan insanların maskelerini düşürmeye çalışır ki, dinler tarihi bu tür örneklerle doludur.

Dinin mucizevi yönü ise, gelenekçi ve doğaüstücüdür, akla itibar etse de, ona geleneklerin veya mistik doğmaların öngördüğü üzere itibar eder.

Din bu iki noktada ayrıştığı gibi, dindarlarda ayrışmakta, olay baştan sona çareyi çabasına bağlayanlar ile mucizelere bağlayanlar şeklinde iki farklı anlayışın vücuda gelmesine neden olmaktadır.

Fakat dinin akılcı yönü realist olduğundan genelde az insanla yetinmek zorunda kalmaktadır, çünkü bezgin, hayat yorgunu olan çoğunluktur ve çoğunlukta akıldan değil, doğaüstücülükten medet ummakta, onlara o yönde yol gösterenlerin peşinde gitmeyi doğru bulmaktadır.

Kuşkusuz çoğunluk umudunun peşinden gitmektedir ve kimileri bunu her ne kadar görmezden gelsek de hayatın egemen gerçeği budur.

O yüzden Tibet ve Himalayalarda insan Budha değil, mucizeler yaratan Budha itibar görmektedir ve çoğunluk Budha’nın kendisine rağmen insan Budha’nın değil, doğaüstü Budha’nın peşindedir.

Hristiyanlık’ta da iki İsa vardır; biri insanları sevmeyi ve kanaat getirmeyi bilmeyi öğreten, yani temelde reel ilkelerle öne çıkmış bir İsa, diğeri de, ölüleri dirilten, cüzamlılara şifa veren; hatta cesedinin ortadan kaybolmasıyla gökyüzüne uçurulmuş ve peşinden tanrının çocuğu yapılmış bir İsa.

Hz. Muhammet’te de bu böyledir; biri,adaleti, merhameti ve şefkati öne çıkarırken, diğeri, deve sidiğiyle hastaları iyileştiren, göğe çıkan, hatta ayı ortadan ikiye bölen bir Muhammet’tir.

Yani aslında ortada üç, hatta dört ve belki de beş Budha, İsa ve Muhammet var.

Bunu Budha’nın şahsında örneklersek karşımıza manastırın Budhası, halkın Budhası, devletin Budhası, eski metinlerin Budhası ve ilave insan Budha şeklinde farklı Budhalar çıkmaktadır.

Ve doğrusu hangi Budha hangi kesime en çok yaramışsa, o en çok o Budhayı öne çıkarmıştır.

Demek şu ki, insan İsa ile İsa‘yı tanrının çocuğu yapan kesim aynı kesim değildir, biri insan İsayı makul kabul ederken, diğeri bununla yetinmemiş, İsayı göğe çıkararak daha ruhani bir hale getirmiştir.

İslamda da bu böyledir, çoğunluğun Hz. Muhammet’e doğaüstücülüğü atfetmesi anlaşılırdır, ancak kesinlikle otoritelerin Muhammet’i ile halkın Muhammet’i aynı kişi değildir; çünkü halkın Muhammet’i af edicidir, otoritelerin Muhammet’i ise değildir.

Lafı uzatmamayım; manastırlar halktan kopuk olsalar da, devletlerden de kopuk olduklarından kısmi bir özerkliği sahiptirler ve buda onları -kısmen de olsa- temsil ettikleri dini anlayışların devletlerin ellerinde maşa olmasından kurtarmıştır.

Hristiyanlık din iktidarını derebeyleriyle birlikte oldukça yalın ve yeknesak bir şekilde sürdürdüğü için oldukça kötü bir üne sahiptir.

İslam ise, devletle güç toplamış, ama devletin şahsında otoritelerin kılıcı olmuş, kınından her çıktığında halkı hizaya getirmek için kullanılmıştır.

O nedenle bu gün İslamcıların bir görevi varsa oda İslamı devletin dini olmaktan çıkarması ve devletin otoriteyi sağlama adına islama yüklediği ne kadar uygulama varsa onları ayıklayarak özgür hale getirmesidir.

Gidilecek yolu ise, merak etmeyin özgürlük olunca kendiliğinden görünecektir.

İbrahim Yersiz

1 YORUM

  1. Biz o bahsettiğiniz otoriteye laiklik diyoruz; bizahmet otoriteye saygılı olunsun!
    Güneydeki sevdiğimiz ülkeninki otorite de bizimki bostan korkuluğu mu?
    “Kafirin dini fikri tedbirü cihad/
    Mollanın dini fisebilillah fesad”
    Umutmuş…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here