Din dışı insanlar

0

Din üstü, din altı ve din içi insanlar olduğuna göre, din dışı insanlarda olabilir mi?

Aslında yok, çünkü din dışı olmak için amaç dışı olmak gerek. Zira dinin amacı görünürde insanın ıslahı olsa da esası insanın amacı üzerine inşadır.

O nedenle din dışı olanlar aslında amacını bilindik şekillerden farklı arayanlardır.

Din içi insanların bunları din düşmanı olarak almalarının nedeni de zaten onların amaca farklı yollardan gitmelerindendir. Ki din içi insanların onlara bu yaklaşımları doğru değildir, çünkü yöntemler farklı da olsa da, bir amaca doğru gitmek aynı zamanda o fark üzerinden dinin amacını gerçekleşmeye çalışmak demektir.  

Kimse amaçsız değildir ve amaçsız değil ise, bu aynı zamanda onun dinsiz olmadığı anlamına gelir. Burada önemli olan amacın niteliğidir, zira bir insanın amacı kötü ise onun ne olduğunun veya hangi dinden olduğunun bir önemi yoktur. Kötü kötüdür, “benim kötüm senin kötünden iyidir” demenin bir hükmü yoktur, “var” diyorsanız bu sizin kendi kötünüz için ruhunuzu sattığınız anlamına gelir.  

Muhtemelen aklınıza gelen ilk soru şudur; öngörülen hedef nedir ki, dindar orada dinsizle birleşiyor? 

Büyük konuşmayınız, dinin amacı sizi ıslah esası üzerinden egonuzun esaretinden kurtarmak ve oradan alarak insanın ebedi arzusu olan iyilik ve sevgiyle buluşturmaktır. Bu bir hedef olarak dinin amacıdır ve kim bu amaca sahipse, o aynı zamanda dinin amacına sahiptir. Gözden kaçırmamanız gereken şey şudur, hiçbir amacın yolu tek değildir, ona o sınırı getiren bizleriz. Biz ayrılığa o nedenle amacın farklılığından değil kullandığınız yol ve yöntemlerin farklılığından dolayı düşüyoruz.  

Siz birine bir iyilik yaptığınızda bunu hangi Tanrı’nın adına yaptığınızın bir önemi yoktur, önemli olan iyilik yaparken niyetinizdir; daha doğrusu hangi niyetle yaptığınızdır, çünkü vicdanınızın turnusol kâğıdı o iyiliği hangi Tanrı’nın adıyla yaptığınıza göre değil, hangi niyete göre yaptığınıza göre renk değiştirmektedir. Zira sizi eninde sonunda hedefinize din değil, niyetiniz götürecektir. 

İnsanlarla farklı dinlere veya farklı inançlara sahip olabilirsiniz, bu bir ayrıcalık değildir, ayrıcalık, fikriniz veya inancınızın sizi kötülükten uzaklaştırması, kalbinizdeki o iyilik ve sevgi üzerinden sizi mutlaka götürmesidir. 

Unutmayınız, her din bir yoldur, daha doğrusu size yol gösteren birer araçtır: varlık amacı sizi o mutlaka götürmesi içindir ki, insanlık o şekilde veya bu şekilde o mutlaka ulaşmak için çaba göstermektedir. Dolayısıyla en doğru yolda olduğunuzu düşünmeniz size bir güven verse de bu sizi yanıltabilir, kibre kapılmayın, çünkü güven yanılma payını daha az görünür hale getirmektedir. Nasıl iyi insan olmanın yolu tek değil ise, iyilik ve sevgiye ulaşmanın yolu da tek değildir. Hatalarımızın çoğunluğu genelde doğru yolda olduğumuza olan inancımızdan gelmiş bulunmaktadır. Çünkü inanç aynı zamanda körlük yaratmakta, doğru yoldan sapmamıza neden olmaktadır. 

İnanç, sandığınızın aksine koşulsuz itaat değildir, kuşku duymaktır, doğruyu yanlıştan ayırırken kılı kırk yarmaktır, çünkü bilinciniz var, buda doğruyu bulma aracınız, daha doğrusu bilinç sizi doğruyu yapmakla mükellef tutmaktadır, o yüzden bilmeden yanlış yapmanın mazeretine sığınamazsınız. Şüphe ise size tam olarak o doğruyu bulma şansı veriyor, çünkü olup biteni sorgulama şansını o veriyor. 

Biliyorum, çoğunuz dinin temelinin inanç olduğunu düşüyorsunuz; gerçekte bu doğru değildir, dinin temeli şüphedir, din şüpheyle var olmuş, sizi bu günlere getirmiştir.

İnanç sizin doğru yapmaya karar vermiş olmanızla ilgilidir. İnancınızın gücü ise, doğru yapmaktaki kararlılığınızla… Bunun dışında kalan inançların dinle bir ilgisi yoktur, ilgisi genelde otorite güçlerine itaat veya biat etmenizle ilgilidir ki, umarım başkalarının ruhunuzu kurtaracağına inanmıyorsunuzdur. Çünkü mutlak kurtuluş başkalarının içindeki ışığı bulmakla veya görmekle değil, sizin kendi içinizdeki ışığı bulmanızla ilgilidir. 

Sizi sizden başka kimse kurtaramaz, başkaları olsa olsa size yol gösterir, sebat ederseniz hidayete erebileceğiniz telkininde bulunur. Ki bu yararlı bir yöntem olmakla birlikte çok yuvarlak sözlerden müteşekkildir, dahası o aradığınız ışık içinizde bu şekilde tezahür etmeyebilir. Zira din size ne kadar yol gösterse de siz bir noktadan sonra kendi başınızasınız, içinizdeki vesveseyi alt edemediğiniz, durulup içinizdeki iyilik ve sevgiye ulaşamadığınız müddetçe varacak bir yeriniz yoktur.  

Hangi otorite ruhunuzu kurtarabilir? 

Bir otorite olsa olsa size hırslarını verebilir, sizi kendi emellerine ram ederek kendi hedeflerinin kölesi yapabilir. Oysa kurtuluş ya da mutlaka eriş başkalarının kölesi olmakla mümkün değildir; çünkü kurtuluş bireyseldir, esası içinizdeki ışığa bir şekilde sizin kendi başınıza ulaşmanızla mümkündür.

Kullandığım kelimeler size farklı gelebilir, unutmayın kelimeler itibaridir, onlara hangi anlamları yıktığımız önemli olmakla birlikte bu bizim onlardan ne beklediklerimize göre birtakım değişiklikler gösterebilir.

Örneğin benim “ışık” dediğime siz Allah’ın nuru diyebilirsiniz ki bu, farklı kültürlerde farklı şekillerde ifade bulsa da esasında kastedilen şey aynıdır. Ama en önemlisi bu ışığı nasıl ifade ettiğiniz veya ona hangi yollarla varmaya çalıştığınız değil, vardığınızdır, çünkü tüm yolların nihai amacı o ışığa ulaşmaktır. 

Sizin “din dışı” gördüğünüz insan ya bildiğiniz yöntem dışında yol arayan insandır ya da sizdeki yönteme itibar etmemiş kendi yöntemini arayan insandır.

Unutmayın, bir yöntemin çoğunluk onayı üzerinden kabul görmesi doğru olması için yeter bir neden değildir; çünkü insan her şekilde arayış içindedir ve aradığı yöntemsel açıdan size doğru gelmese de, bu o arayışın o mutlak doğruya olduğu gerçeğini değiştirmemektedir ve arayış ‘mutlak’a doğru ise -ki hep öyledir- yapacağınız bir tek şey var, farkı tolere etmek, onu görünüşü üzerinden değil esas amacı üzerinden değerlendirmektir. Onunda size bakarken yapması gereken tek şey budur, öyle bakmıyorsa, O da sizinle aynı yanlışın içindedir. 

Her hedefin kısa ve uzun vadede birtakım farklılıkları vardır ve geneli insanın iyiliğinden kurtuluşuna doğru kendince bir veya birkaç yol çizmektedir. Bu kuşkusuz insana rağmen insana yol çizmek, ona bir hiza vermeye kadar varır. Sorun bu değildir, sorun iyilik adına zor kullanmak, kendi doğrusu adına başkasına hiza vermeye çalışırken huzurunu kaçırtmaktır. Çünkü yanılmak tüm zamanların en güçlü olasılığıdır. Ama maalesef diğer şeylerde olduğu gibi güç bulan inançta çevresini güçle zehirlemekte, iyilikleri adına başkalarına zor yoluyla hiza vermeye çalışmaktadır.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here