Din elden gidiyor!

0

Nasıl yani?

Bunu diyenlere sorun derdim, ama doğrusu onların da bunu bildiklerinden emin olmadığım için kendim anlatmayı deneyeceğim.

Öncelikle şunun adını koyalım: din “git” deyince giden ve “gel” deyince gelen bir şey değildir, o sizdeki davranışların şekline göre tanım bulan bir şeydir.

Bir yerde Allah’ın adı anılmıyorsa oradan din gitmiştir derler.

Kuşkusuz bu da yanlış bir yaklaşımdır, zira bu söz mecazdır, esası yaşananları ifade etmek için kullanılan bir ifadedir ve muhatapların bunu olduğu şekilde alması yanlış bir okumanın sonucudur.  

Öncelikle dinin elden gitmesi sözü insani anlamda kişisel ve toplumsal dejenerasyonu ifade etmektedir, dolayısıyla bu dejenerasyonu doğrudan Allah’ın adının anılmamasına bağlamak o mecazı anlamamakla alakalıdır.

Çünkü buradaki Allah’ın adı ifadesi Allah’ı anmayı ifade etmemektedir, Allah’ın ihsan ve inayetine esas bir hayat yaşamayı ifade etmektedir ve esası da bu dejenerasyona karşı gelme, karşısında varlık göstermeyi ifade etmektedir.

Dejenerasyon Allah’ın adına anmakla düzelmez, doğru teşhis ve doğru müdahaleyle düzelir, burada Allah’ın adı yalnızca inayetine esas müdahaleyi ifade etmektedir.

Yani burada Allah’ın adı yöntemi değil, yöntemin niyetini ifade etmektedir ve dejenerasyona o niyetle müdahale eden Allah’a en doğru şekilde hizmet etmiş olmaktadır.

Ama şu da karıştırılmasın, Allah’a en iyi hizmet tefekkürle Allah’a ibadet etmek değildir, insanlığa hizmet etmektir ve yukarda sözünü etmeye çalıştığımı niyette insanlığa hizmettir, çünkü zaten ibadettin amacı da sizi iyi insan yapmaktan başka bir şey değildir. 

Burada iyi insan olmanın yolu ise dejenerasyon neredeyse oraya -en azından- muhalefet şerhi koymaktır.

Niye en az?

Azlık en azından niyetin ifadesi içindir. 

Muhalefet şerhi koymanın adresi her yer olabilir; örneğin siyasi yönetimde bir dejenerasyon varsa -niyet bazında bile olsa- ona tepki verilmelidir; hayat pahalılığı ortalığı kasıp kavuruyorsa neden ve müsebbiplerini sorgulamak her Müslümanın görevidir; insanlar açsa bir Müslüman onların neden aç olduklarını, kimlerin onları aç bıraktıklarını sorgulamak zorundadır; sosyal hayatta insanların hakkına, hukukuna tecavüz ediliyorsa bir Müslüman onu görmezden gelemez, görmezden geliyorsa bu imanının zayıflığına işarettir ki, buradaki imanda insanlığına, yani daha yalın bir ifadeyle kötü bir insan olduğuna işarettir. 

Bir insan görüde olanları diğer insanlar kadar görmeyebilir veya anlamayabilir, ama ne kadarını görüyorsa o kadar sorumludur ve şayet o sorumluluğu yerine getirmiyorsa -en azından- o da o kadar kötüdür. 

Bir ülkede tüm bu olanların birinci derecede sorumlusu kimse ilk hesap sorulması veya sorumlu tutulası gerekende odur, bunun devlet, din bezirganı veya siyaset olması yalnızca bir ayrıntıdır.

Kısacası bu işin özü Allah’ın adına yaraşır şekilde yaşamaya çalışmaktır, yoksa Allah’ın adı onlarca kez anılmış veya yüzlerce kez anılmış bunun bir önemi yoktur, kaldı ki bir dindarın bir ismi onlarca kez anması ile bir papağanın ezberlediği bir kelimeyi tekrar tekrar anması arasında bir fark yoktur, o tekrar sizi yapacağınız işte motive edemedikten sonra.

Sözün tekrarı amaçta motivasyonu sağlamak içindir, sağlayamıyorsa bir önemi yoktur, kaldı ki inancın vuku bulması harekete geçmekle mümkündür ve doğru inancın turnusol kağıdı ise insanlıktır, zira Allah’ın sınavını geçmenin koşulu da insanlık sınavını geçmekten geçmektedir.

Sizin insanlık davasını bırakmanız Allah’ı terk etmenizle eş değerdir, kendinizi Allah’ın hizmetine vakfetmeniz bile bu sonucu değiştirmemektedir, zira bir insanın damarlarında kuvvet olduğu sürece insanlığa hizmet etmesi onun borcudur, bu borcunu ödemediği sürece Allah’a olan borcunu ödemesi söz konusu değildir, çünkü Allah insanın kendisine olan borcunu zaten insanlığa hizmet olarak almıştır; sizin kendinize bunun dışında vazife çıkarmanız Allah adına kendinize vazife çıkarmanıza karşılıktır ki, dinden çıkmak, bunun kelime karşılığı ise insanlıktan çıkmak demektir ki, insanlıktan çıkanın ne yapacağı ise kesinlikle kestirilebilir değildir. 

Tekrar etmek gerekirse; insanlığa hizmet kesinlikle ibadetten önce gelmektedir, kaldı ki ibadetin amacı da insanlığa daha yararlı hizmetlerde bulunma konusunda motivasyonun sağlanması içindir.

Secdeye inmeniz ise Allah’ın huzurunda sözünüzde durduğunuzu göstermeniz içindir; yoksa Allah’ın sizin iyiliğinize, şefaatinize veya şefkatinize ihtiyacı yoktur, buna insanların vardır ve siz bu iyiliğinizi insanlara aktardığınız sürece Allah’a karşı vazifenizi yerine getirmiş oluyorsunuz. 

O nedenle ibadethanelere kapanmış dindarlar muteber dindarlardır diye düşünmeyin, onlar vazife dururken ortadan çekilerek işlerini başkalarının üstüne bırakanlardır; kaldı ki Allah ibadethanelere kapanmış kendisinden dileyenlere zaten bir şey vermiyor, yola çıkmış, onu emeğiyle hak edenlere veriyor.

Gerçek bir dindarın kelime karşılığı iyi bir insandır, kendisini Allah’ın şahsında insanlığa karşı sorumlu gören ve öncel vazifesini bu temelde insanlık mücadelesine hasredendir. 

O nedenle “Din elden gidiyor” diye bağıran dindar doğru yerde değildir ve ses verdiği slogan da doğru slogan değildir; doğru olan haksızlığa, adaletsizliğe uğrayan insanların nesebini, meşrebini sormadan yanında duran ve onların hak mücadelesine verebildiği sesi verendir.

Bugün insanlık bu dindarın hasretini çekiyor, diğerlerine gelirsek, onlar olmasa da olur.

Buralarda olmayanların camilerde olmaları bir aldatmacadır ve yaptıkları da kolay yoldan Allah’ı kandırarak cennetine gitme bileti koparmaya çalışmaktır.

İyi bir dindar dinden veya din üzerinden dindarlardan beslenmez, zira dindarlardan beslenmek insanlığı suiistimal etme yoluyla insanlıktan beslenmekle eşdeğerdir ve takdir edersiniz ki bunu yapacak kadar düşen insanlar dindar değildirler, dolandırıcıdırlar, onların derdi sizi bir yere götürmek değildir, sizde olanı da götürmektir; kaldı ki kurtuluş kişiseldir, vicdanınızı ancak sizin kendi insanlığınız temizleyebilir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here