Din İstismarı

0

Diyanet İşleri Başkanlığımız geçen yıl başlattığı bir proje çerçevesinde “din istismarıyla mücadele” çalışmalarını sürdürüyor. Yurt çapında yayınlar, vaazlar, konferans ve seminerlerle yürütülen projenin amacı; “Toplumumuzun ve insanımızın dini istismar eden oluşum veya yapılardan zarar görmesini önlemek” diye belirlenmiştir.

Son günlerde dini görünümlü Işid/Deaş terör örgütünün gündemde olmasından ötürü, önemine binaen “Din İstismarıyla mücadele” çalışmalarına biz de bir katkı yapalım istedik. Buyurun okuyalım.

Tanım

“İstismar”, bir kimse ya da grubun iyi niyetini kötüye kullanmak, sömürmek anlamlarına gelir.

“Din istismarı”, din sömürüsü yapmak, dine dair kavramlar ve değerler yoluyla insanları aldatarak maddî veya manevî çıkar, menfaat elde etmek yani kendi menfaatleri için dini kullanmak demektir.

İstismar bireysel, toplumsal ve küresel ölçekte ve bütün din ve ideolojilere, devletlere ve hükümetlere, resmî–sivil dinî kuruluşlara teşmil edilebilecek genel bir olgudur. O bakımdan sadece dine mahsus bir olgu olduğunu söylemek söz konusu değildir.

Ancak istismarın en çirkin olanının dinle ilgili istismar olduğunu söylemek mümkündür.

Tarihçe

Reklam

Tarih boyunca birçok kişi ve grup, dinin insanlar üzerindeki etkisinden faydalanarak çeşitli kazançlar elde etmeyi denemiş, din tüccarlığı yapmaktan çekinmemiştir. Bu kişi ve gruplar, kimi zaman ayet ve hadislerin anlamlarını çarpıtmış ve ilgili olmadıkları yerlerde kullanmış, kimi zaman da onları kendi art niyetlerine alet olacak şekilde yanlış yorumlayarak topluma anlatmışlardır.

Dini istismar edenlerin bir kısmı ise doğrudan dinin kendisini hedef almış ve insanların İslâm’a yönelmesini engellemek için dinî kavramların içini boşaltmayı ve bu kavramları anlam kaybına uğratmayı bir yöntem olarak benimsemişlerdir.

Henüz Peygamberimiz hayattayken, Medine’de Mescid-i Nebevi’ye alternatif olarak bir mescit inşa edilmesi ve Müslümanlar arasında ayrımcılık oluşturulması, din istismarının tipik örneklerinden biridir. 

“Mescid-i Dırâr” olarak adlandırılan bu yapı, Kur’an’da şöyle anlatılır:

 “Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, müminler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı sava- şanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kastımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şahitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.” (Tevbe, 9/107) 

Allah Teâlâ, “Onun içinde asla namaz kılma!” diye Peygamberimizi uyarmış, Müslümanlar arasında bölücülüğe yol açan bu olayı, kıyamete kadar her zaman ortaya çıkabilecek olan istismar ve fitne hareketlerine karşı uyanık olmamız gerektiği konusunda bizlere örnek olarak anlatmıştır. Peygamberimizin bu mescidi inşa edenlere karşı verdiği sert tepki, günümüzde din istismarına yeltenenlere karşı nasıl davranmamız gerektiğini bize göstermiştir.

İslâm tarihinde erken dönemde din istismarı ilk önce Kur’an-ı Kerim’in ayetleri ve daha sonra da Peygamberimizin hadisleri üzerinden gerçekleşmiştir.

Kur’an-ı Kerim’in istismarına dair en acı örneklerden birisi Sıffin Savaşı’nda yaşanmıştır. 

Reklam

Ebu Süfyan savaşın sonucu kendi aleyhlerine döndüğünü görünce askerlere mızraklarınının uçlarına Kur’an-ı Kerim yapraklarını takmalarını emretmiş ve bu istismar ile yenilmekten kurtulmuş, savaşın seyri değişmiştir.

Öte yandan, Hâricîler diye anılan,  şiddet temelli bir hareket, bu savaşta sözde Kur’an savunucusu gibi görünerek aslında büyük bir fitne ateşi yakmıştır. 

Dini İstismar Edenler

İslâm dünyasında  ortaya çıkan bazı sapkın mezhepler ve  bazı sapkın tarikatların yanında  terör örgütlerinin tamamı dini istismar ederek ortaya çıkmış ve varlıklarını din istismarı ile devam ettirmişlerdir.

Geçmişte Hariciler ve Gulât denilen aşırı Şiî fırkaları ve tarikat görünümlü sapkın yapılar ile  haşhaşiler/ihvanü’s safa gibi terör örgütleri din istismarı yaptıkları gibi, günümüzde de; 

Küresel güçlerin emellerine hizmet etmek için kurulmuş el-Kaide, İşid/Deaş gibi terör örgütleri sapkın fikirlerini Kur’an ayetleri ve hadislerle desteklemeye çalışmaktadırlar.

Sadece terör örgütleri mi? Hayır daha bir çok  mezhep, tarikat ve cemaatlerden bazıları İslâmî değer ve kavramları istismar etmektedirler. Bu fırsatçılar dün olduğu gibi bugün de vardırlar. 

Dine davet ettiklerini iddia eden bu sahtekârlar, aslında Müslümanların saf ve temiz duygularını sömürmektedirler. Değişik isimler, yayınlar ve söylemlerle İslâm’ı anlatıyor gibi görünen birçok kişi ve gruplar aslında ya siyaset yada ticaret amaçlı,  şahsi çıkarlarına hizmet etmektedirler.

Diğer taraftan bazı seküler çevrelerin “Dini İstismar” kavramının bizzat kendisini istismar ederek, dini savunulamaz bir değer haline getirmek; dini, dinî kurumları ve dindarları tehdit ve tehlikeli olarak göstermek suretiyle;

Özellikle dinle Diyanet ile arası hoş olmayan belli çevrelerin her türlü İslâmî tavır ve telkini din istismarı diye nitelendirmeleri, hayatın her alanında İslâmî ölçülere ve dini hassasiyetlere, uygun olana çağıran her gayreti istismarla itibarsızlaştırma çabasında oldukları da bir gerçektir.

İslâmî tavır, kavram, sembol yahut söylemlerle, ister dini camiadan  olsun, isterse dine karşı veya ilgisiz olan seküler kesimlerden olsun, her halükârda “din istismarı” yapanlar, dindarların aldatılarak kullanılması ve sömürülmesi olup, gerçekte “dindarların istismarı”dır. 

Din istismarıyla mücadele edilirken; dini, dindarları, bütün dinî cemaat ve tarikatları, vakıflar ve sivil toplum kuruluşlarını, toptancı bir anlayışla dini istismar suçlamasıyla, toplum veya devlet için birer tehdit unsuru yahut da tehlike gibi göstererek;  dindarları korku ve baskı altına almak “din istismarı”nın istismarıdır.

Vesselam.

Kaynak:

D.İ.B, Halk Kitapları, Din İstismarı.

İlahiyat Akademisi Dergisi, Röportaj, “Çeşitli Boyutlarıyla Din İstismarı”, Adil ÖZTEKİN, M. Hayri KIRBAŞOĞLU.

Semerkant Dergisi, “Din İstismarının İstismarı” Ali Yurtgezen   

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here