Din Siyaset İlişkisi

3
gündogdu

İslâm hayatı bölmemiş bilakis hayatın tümüne yönelik esaslar ve prensipler ortaya koymuştur.

İslâm her şeyden önce dünya dinidir. Çünkü İslâm, dünya hayatında uygulanacaktır.

Ahiret hayatı, dinin dünya hayatındaki uygulamasına göre şekillenecektir ve orada din olmayacaktır.

Siyaset de dünya hayatının bir parçası olduğuna göre, onun İslâm’la ilgisinin olacağı muhakkaktır.

Kur’an’ı Kerim siyasî alanı ilgilendiren hususlarda doğrudan bir düzenlemede bulunmamaktadır.

Bunun sebebi ise, siyasî düzenlemeleri, kendi zamanlarının şartlarına göre belirlemek üzere Müslümanlara bırakmış olmasıdır.

Kur’an Müslümanlara hedef göstermiş ve onlardan bu hedefe varması için gerekli düzenlemeyi sürekli olarak yapmalarını istemiştir.

Çünkü siyasî yapı dinamiktir, değişkendir. Zamana ve mekana ve milletlere göre farklılık gösterir. Onu belirli bir şekille sınırlamak mümkün değildir.

Kur’an’ın ihtiva ettiği hayatın tümü ile ilgili prensiplerden, siyasî alanla ilgili olarak bazı esasları çıkarmak ve bu ilkelerden bazılarını şöylece sıralamak mümkündür:

1-Toplumda esas olan adaletin sağlanmasıdır. (Nisa. 58; Sa’d, 26.) Siyasî iktidarın niteliği ne olursa olsun, adaletin olmadığı yerde İslâm’dan söz etmek mümkün değildir.

2-İnsanlar arasında yegane üstünlük ölçüsü ilim ve Allah’a karşı sorumluluk duygusudur. Bu ise, doğrudan bireyi ilgilendirir; bireyle Allah arasındaki bir meseledir.

Soy-sop, zenginlik fakirlik, güzellik çirkinlik gibi hususlar, hiçbir şekilde üstünlük ölçüsü olarak alınamaz.  (Hucurat, 13.)

3-Toplumda siyasî işler, sıfatı ne olursa olsun tek başına hiç kimsenin tekeline bırakılamaz. Kur’an, Hz. Muhammed’in bile işleri, diğer insanlara danışarak yürütmesini istemiştir. (Şura, 38; Al-i İmran, 159.)

4-Bütün işler ehline tevdi edilmelidir. (Nisa, 58.) liyakat esas alınmalıdır.

 5-Hiçbir şey körü körüne desteklenmemelidir. (İsra, 36.) Kur’an’da Bilinçli/şuurlu hareket edilmesi istenmiştir.

Bunlar ve benzeri ilkeler insana mutluluk getirecek bütün siyasal sistemlerin vazgeçemeyecekleri evrensel nitelikli ilkelerdir.

Kur’an’da belirtilen bu ilkeler çerçevesinde insanlara siyasî model kurmak ve halkı yönetmek hususunda serbestlik tanınmıştır.

Hz. Peygamberden sonra bütün raşit halifelerin de değişik bir sistemle iş başına gelmeleri bu serbestliğin nasıl kullanıldığına dair güzel bir örnek teşkil etmektedir.

Hz. Ebu Bekir seçim yoluyla işbaşına gelmiştir. Hz. Ömer, Hz. Ebu Bekir’in vefatından önce kendisini bu göreve tayin etmesiyle göreve başlamıştır. Hz. Osman, Hz. Ömer’in tavsiyeleriyle halife olmuş ve Hz. Ali de hakem olayı ile göreve getirilmiştir.

Buradan İslâm’ın, insan onuruna, insan haklarına, adalet prensibine riayet eden rejimle adı ne olursa olsun bir meselesinin olmayacağı sonucu çıkmaktadır.

Bu anlamda bu prensipler bünyesinde mündemiç olan cumhuriyet ve onun uygulaması demokrasinin, insanlık tecrübesinin bulabildiği İslâm’ın özüne en yakın siyaset biçimi olduğu gözükmektedir.

Keza bu ilkeler ışığında bakıldığında, İslam’ın mutlakıyet, monarşi, oligarşi gibi sistemlere daha genel bir ifadeyle tüm hanedan ve krallıklara hiç de sıcak bakmadığı görülmektedir.

Müslümanlar tarih içinde farklı farklı yapıda yönetim şekilleri geliştirmişlerdir. Bunların bir kısmı yukarıda zikrettiğimiz demokratik ilkelere riayet ederken, bir kısmı da oldukça baskıcı bir idare tarzı izlemişlerdir. Günümüzde de dünyada İslam alemine bakıldığında durum aynısıdır.  Burada kusuru İslâm’da değil, Müslümanlarda aramak icap etmektedir.

Kısaca söylemek gerekirse; İslam’ın siyaset alanında ortaya koyduğu temel prensipler (emanete riayet edilmesi, adil olunması, emanetin ehline tevdi edilmesi, istişarede bulunulması gibi genel ilkeler) çoğunluk iradesinin esas olduğu, hürriyet ve eşitlik gibi demokrasinin temel ilkelerinin içinde yer aldığı görülmektedir.

Bu gerçeklerden hareketle, İslâm kaynaklı, (Müslümanların) idare tarzının demokrasi ile örtüştüğünü söylememiz mümkündür.

Dolayısı ile Din, siyasi iradenin ne isterse, dilediğince yaptıklarını meşrulaştırma alanı değil;

Bilakis Din, siyasi yönetime, yapacaklarının, yukarıda zikredilen evrensel ilkeler bazında düzenlemeleri önerir ve rehberlik eder.

Vesselam.

Kaynak:Harun ÖZDEMİRCİ-Yaşar ÇOLAK, Diyanet Dergisi, sayı,2422.

3 YORUMLAR

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here