Dini böyle kullananlar, ne kadar faydalısınız

0

Bir milletvekili mahşerden bilgi aktarmış ve demiş ki: ‘Allah o emaneti bize verdiğinizden dolayı, size inşallah hiçbir hesap sormayacak’.

Sonra da demiş ki:‘Neden kullanmayayım ki arkadaşlar? Sen de kullan. Din benim tekelimde olan bir şey değil…’

Parti ismi vermeye imtina ettim, kendime yakıştıramadım.

Eskiden beri yönelttiğim bir soru vardır: ‘Müslümanların inşallahı mı, yoksa normal inşallah mı?’

Çünkü Müslümanların inşallahı ile normal inşallah arasında Dünya ile Neptün kadar mesafe vardır.

Normal inşallah, Mutlak Varlık olarak Yaratıcı’nın dilemesidir. Allah’ın iradesi ve Nedensellik problemi üzerine tez yazmış birisi olarak, Rabb’in dilemesinin nasıl güçlü olduğunu araştırarak ortaya koydum.

Bir de Müslümanların inşallahı var ki, bu da olmayacak işler, yerine getirilmeyecek sözler, mümkün olmayan konular için kullanılan ve ‘hallederiz’ mantığı ve yaklaşımı ile günü kurtarma tasdiklemesi.

…..

Bu yazıyı yazarının sesinden dinleyebilirsiniz de:

…..

“Bu kişi de cümlesinde Allah adına konuşmuş, O’nun memuru gibi ahkam kesmiş, buna İslam’da ne denir?” diye bir soru yönelteyim gene de…

Sonra da müslümanların inşallahı ile konuyu tasdik ettirmeye çalışmış.

Sonrasında verdiği cevap ise çok pragmatik ve makyavelist. Daha dünkü yazımda siyasetin bu değişimini ifade etmiştim.

Benim biraz anlamadığım da ne biliyor musunuz?

Birçok değerli köşe yazarı ve hatta İlahiyat hocaları bu cümleler için akıllı-ayakları yere basan cümlelerle, temkinli ve dikkatli olunması gerektiği uyarıları içeren yazılar kaleme alıyorlar.

Temel konu da dinin siyasette kullanılmasının zararları.

Böyle cümleleri kullananlar için akıllı-mantıklı-ayakları yere basan ve İslami cümleler kullanmak israftır. Zaman, akıl, düşünce ve cümle israfı.

Ya, biz bu yaklaşımın tepe noktasını gördük. Alın size örnek: Muaviye, süngülerin ucuna Kuran nüshalarını taktırmış ve ‘siz Kuran’a karşı mı savaşıyorsunuz’ demişti.

Muaviye varken bu gibi cümleler nedir ki?

Mahşere gitmiş gelmiş, zamanda yolculuk yapmış, sanki Allah’la direk iletişime geçmiş (ki birçok Peygamber insani özelliklerinden dolayı bunu kaldıramamıştır ve hatta dağ yerle bir olmuştur) ve ricacı olmuş.

Sorunumuz; bu akıldışı, gerçeklerden ve İslam’dan uzak cümleler için ciddi ciddi yazılar kaleme alıp, işin tehlikesinden bahsetmek ve toplumsal sorunlar ortaya çıkaracağını ifade etmek.

Bırakalım ne isterse söylesin insanlar.

Neden hep kötü tarafından bakıyorsunuz ki?

Bu ve benzeri kişilerin tavırları, yaklaşımları, sözleri, iddiaları hep güzel gelişmeler, emin olun.

Neden mi?

Anlatayım.

İslam’dan önce gelen dinlere tabi olanlar yanlışlıklar yapmışlardı ve bu yanlışlıklar da İslam’ın kitabı olan Kuran’da örneklendirildi.

Müslümanlar, bakın bu ve benzeri davranışlar yanlıştır diye, ‘yanlışlık’ üzerine yoğunlaşılması istendi. Bunu yanlış anlayan Müslümanlar ne yaptı?

O dinlere ve tabi olanlara yanlışlık atfettiler ve yanlış davranışları ıskaladılar. Aynı yanlışları yapmaya devam ettiler. İşte bu kişiler yukarıda demek istediğim İnşallah Müslümanları.

İslam geldikten sonra Müslümanların yaptığı yanlışlıklar nasıl ortaya çıkacak ve yanlış olduğu gün gibi aşikar hale gelecek? Çünkü İslam son gelen din ve başka gelmeyecek.

İşte bu İnşallah Müslümanlarının davranışları geleceğe yön verecek.

Gençlerimiz, aklı başında Müslümanlar ve geleceğin insanları İnşallah Müslümanlarının sözlerine, davranışlarına, yaklaşımlarına bakacaklar ve yanlışlıkları bu örneklerle görecekler.

Yanlışlıkları görenler de işin aslını öğrenmek için araştırmaya başlayacaklar.
‘İşin aslı nedir,

Kuran bizlere ne söylüyor,

Hz. Muhammed (sav) nasıl bir hayat yaşamış,

Kuran, yaşadığım çağ için nasıl yol gösterici olabilir’ gibi sorular….

‘İyi de, bu riskli’ diyeceksiniz belki de.

‘Bu düşünceye sapanlar olacaktır’ diyeceksiniz.

Haklısınız.

Böyle düşünceye sapanlar da kendi imtihanlarını yaşayacaklar, bu kadar basit. Kabe’nin derdine düşmeye gerek yok, Abdulmuttalip gibi biz develerimizin derdine düşelim. Kabe’nin sahibi O’nu nasıl koruduysa, gönderdiği İslam’ı da öyle korur.

Riskli olmasına gelince.

Hayat zaten risklerle dolu ve imtihan.

İnşallah Müslümanlarının sayısı arttıkça yeni nesiller bu tip İnşallah Müslümanlarından uzaklaşacaklar. ‘Bunlar müslümansa ben değilim’ diyecekler.

İnşallah Müslümanlarının olması, bu yüzden faydalı.

Özgürlük çok önemli. Bu ve benzeri söylemlerden korkmayalım derim.

Her şeyde bir GÜZELLİK ve YARAR vardır…

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikBeka Sorunu, Gönül Oyunu…
Sonraki İçerikMars’a gidecek ilk kişi bir kadın olabilir..
Sinan Eskicioğlu
Sinan Eskicioğlu kimdir? (Deutsche Version, Unten) 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun......... Wer ist Sinan Eskicioğlu? Er wurde 1974 in Izmir geboren. Seine schulische Laufbahn begann er an der Agah Efendi Grundschule. Nach seinem Abschluss an der Izmir İmam Hatip High School bestand er die ÖSYM-Prüfungen und wurde an der Theologischen Fakultät der Dokuz Eylül Universität zugelassen. Mit seiner Abschlussarbeit im Fachbereich Theologie mit dem Titel „Allahs Wille und das Problem der Kausalität” schloss er sein Studium im Jahr 2000 mit einiger Verspätung ab. Aufgrund der Auswirkungen des 28. Februar-Prozesses, durch den Absolventen der Theologischen Fakultät keine Lehrstellen erhielten, beschäftigte er sich bis 2002 mit Handel. Im Jahr 2002 begann er ein Masterstudium im Fach Religionsphilosophie an der Theologischen Fakultät der D.E.Ü. Im selben Jahr brach er sein Masterstudium ab und ging nach Deutschland. In Deutschland war er als Ausbilder und Lehrer in verschiedenen Moscheen tätig, die der Diyanet unterstehen. Er studierte Sozialarbeit und Management an der Universität Duisburg-Essen. Von 2007 bis 2011 war er als Direktor des Bildungszentrums der IGMG (Europäische Nationale Sichtweise) in Düsseldorf und als Regionalausbilder tätig. Von 2011 bis 2013 setzte er seine Ausbildung an der Universität Osnabrück im Fachbereich Protestantische Theologie fort. Seit 2016 ist er Kolumnist bei der Zeitung Ocak Medya. Seit 2020 ist er Chefredakteur der Zeitung. Der Autor spricht Deutsch und Englisch. Bislang hat er sieben Bücher veröffentlicht. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam (Beende die Versklavung des Menschen durch den Menschen – Personalisierter Islam), Zeytin Ağacı (Roman) (Der Olivenbaum), Katar istanbul (Katar Istanbul), Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık (Von den Muslimbrüdern zur AKP – Islamismus), Tarihteki Dindar Zalimler (Religiöse Tyrannen in der Geschichte). İbn Sina, İbn Haldun