Diriliş insanı

3

-Cemanur Hocama-

Diriliş insanı korkusuzdur. Yüreği pektir. Asla vazgeçmez sevdasından, davasından ve idealinden.

Zindanlara atılsa da, panayırlarda köle diye satılsa da, meydanlarda asılsa da yine davasından dönmez.

Diriliş insanı ümit ve reca ortası bir hayat sürer. Şevk her dem onun yüreğinin ışığıyla aydınlatır. Aşk o gönlün ab-ı hayatı ve Kevser ırmağıdır.

Diriliş insanı uyku nedir, rehavet nedir, gözlere başka bir hayalin girmesi nedir bilmez. Gözü pek dağcılar gibidir. İçten içe içe idealinin aşkıyla kavrulur.  Kar demez, buz demez yollara çıkar ve menzile varmak için fedakârlıkta bulunmaktan ve feragatten bir an dahi dur olmaz.

Diriliş insanının gözleri nemlidir. Yüreği buruktur. Her dem bir hicranı yaşar. Hakk’tan ayrı kaldığı için yüreği üzgündür ve bakışları daima süzgündür…

Asla bezgin değildir menzile ermek için çektiği çileden. Asla kızgın değildir vurulduğu azap çarmıhından, çile prangasından ve zincirinden…

Bu yolda onun için ölüm güzel bir yadigârdır. Bütün özlemler, bütün maddi tutkular bir hiçtir onun gözünde.

Gırtlağından batacak ve onu yere serecek bir ok bekler bir ömür boyu. Zira diriliş insanı şehadet solukludur.  Daima yüreğinin bir kenarından girecek bir kurşunla Hakk’a kavuşmayı kurar durur.

Evet, diriliş insanın gönlü bahar kadar engin, okyanuslar kadar sınırsız, cennet kadar rengin ve revnektardır.

‘Ah!’ der diriliş insanı… ‘Ah!’ der ve ah çekişlerinin her birinde insanlığın kurtuluşunu hayal eder. Hayal etmekle kalmaz, o hasretle yanar yanar kavrulur.

Taylasanı savrulur bulutların ak renginden daha ak. Kır atıyla sanki ona muştular gönderir öteler ötesinden. Bulutlarla yarışıyor gibidir her dem onun hayali. O her sefer gökyüzüne baktığından onun resmini görür gibi görür.

İçine bir ümit ışığı, bir gayret şulesi düşer ansızın. Umutla, duayla ve hüzünle yoldaştır.

Diriliş insan yorgun değildir. Daima canlı ve hayat doludur.  Açlık ve susuzluğa karşı oldukça dayanıklıdır. Hani süt çocuklarına hiç benzemez o. Kıraç topraklarda büyümüş ve çile ile boy atmış çevik çalak bir hayat sürmüş Anadolu insanını hatırlatır her tavrında ve dahi bakışında.

Acıma hisleri oldukça fazladır diriliş insanın. Merhametten yana ince, pek yufka bir kalbi vardır. Bir karıncanın, bir sineğin ölümüyle oturup hüngür hüngür ağlar. Fakat düşman karşısında polat bir er, yalçın dağlar misali bir kahramandır.

Diriliş insanı olmaya azmetmiş bir kişi asla çok uyumamalı ve fazla yememelidir.  Zira fazla uyku ve fazla yemek insanı tenperstliğe sürükler, gafil yapar. O, bunun farkındadır.

Demek ki eskilerin ifadesiyle ‘riyaset’ isimli gönül idmanını, ruh egzersizini, beyin ve vicdan jimnastiğini harfiyen yerine getirmeyen asla diriliş insanı olma yoluna giremez.

Öyleyse tekrar bir bahar solmak için…

Tekrar kış çiçeklerinden kurtulup nevbahar güllerine kavuşmak için…

Tekrar altın saçlı bahar nilüferlerinin ufkumuzdan ve zamanımıza ağması, papatyaların, yaseminlerin cennet kokuşlu bir iklimle zeminimize teşrif etmesi için diriliş yoluna revan olmalıyız.

Mademki özlüyoruz ba’su ba’del mevti, madem ona hasretiz, mademki tekrar solmak istiyoruz.

Mademki İslam ve iman ufkunda tekrar kanatlanmak istiyoruz.

Mademki öbek öbek yıldızlar misali bir cemiyet hayatına kavuşmak, ışıl ışıl bir dünyaya ulaşmak istiyoruz…

Haydi, hep birden önce içimizdeki düşmana sonra dışımızdaki düşmanlara savaş ilan edelim!

Bu savaşı da ebed müddet sürdürüp devam ettirelim. Ve asla nefse ve şeytana pes etmeyelim.

Meleklerin diriltici nağmelerine denk bir sade ile cihanı velveleye verelim.

Bir muştunun engin soluğunu gür bir tayfun edasıyla yayalım cihanın dört bucağına.

Bıkmadan ümitten birer kıvılcım bırakalım dertli gönül ocaklarına, kırılmış kalplere ve tamamlanmamış tebessümlere…

Ve birkaç bahar çiçeği serpiverelim hasret kokan Yakub-u gamın kucağına.

Böylece eriyle, hatunuyla çıkılmış, kızıyla kızanıyla başlanmış bu büyük cihat, tevhit sancağının cihanın burçlarına taşınmış ve kalenin bendine dikmesiyle noktalansın. Bu ise cennet-asa bir baharın ilk zafer narası olsun…

(Dipnot: Başta Ocakmedya ailesinin, tüm okurlarımızın ve tüm takipçilerimizin Ramazan Bayramlarını kutlar; bedenlerinde sağlık, ailelerinde huzur, yüreklerinde mutluluk kazançlarında da bereket dilerim. Daha nice güzel bayramlara…)

3 YORUMLAR

  1. Tohum saç bitmezse, toprak utansın
    Hedefe varmayan mızrak utansın

    Hey gidi Küheylan koşmana bak sen
    Çatlarsan doğuran kısrak utansın.
    …..
    Ölümden ilerde varış dediğin
    Geride ne varsa bırak utansın…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here