Dışişleri Bakanlığı, 10 kişilik heyeti Uygur Türkleri için gönderdi mi?

1

Çin’in zulmü altında inim inim inleyen Uygur Türkleri ile ilgili 24 Eylül 2018 tarihinde kaleme aldığım yazımda sormuştum:

Uygur Türkleri sahipsiz mi?

Aradan geçen 11 aylık sürede maalesef Uygur Türklerinin sahipsiz olduğu adeta tescillendi. Devlet yönetiminden medyasına varana kadar bu konuda derin bir sessizlik hâkim. Ne iktidar partisinden ne de milliyetçiliğiyle övünen partilerden, Uygur Türklerinin çilesini dünya kamuoyuna taşıyan bir girişim gerçekleşmedi.

Türkiye’nin aksine ABD başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden Uygur Türklerine yapılan baskı ve zulüm için daha çok ses çıktı.

Uygur Türkleriyle ilgili haberleri de ulusal basınımızdan değil uluslararası basından öğreniyoruz.

Dijital gazetemiz Ocak Medya üzerinden yaptığım haber taramasında, karşıma birbirinden korkunç iddialar çıktı. Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki kamplarda Müslümanlara işkence yapıldığı iddiası.

Pekin’in mesleki eğitim verildiğini savunduğu kamplardan sorumlu yerel yönetimin, 2 bin 768 polis copu, 550 elektro şok cihazı, bin 367 çift kelepçe ve 2 bin 792 kutu biber gazı satın aldığı ortaya çıktı.

Dünyanın farklı üniversitelerinden akademisyenler, Çin yönetimine yaptırım uygulanmasını isterken, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi üyesi 22 ülke, Uygur Türklerine yapılan muameleyi eleştiren bir mektup yayınladı.

Reklam

Mektubun imzacıları arasında Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Japonya, İngiltere, Fransa, Almanya, İsviçre gibi ülkeler yer alıyor. Ancak Türkiye’nin imzası bulunmuyor.

Şaşırmalı mıyız yoksa hayret mi etmeliyiz?

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 11 Şubat 2019 tarihli açıklamasında şunları ifade ediyor: “Çin’in toprak bütünlüğünü ve güvenliğini önemsiyoruz. Uygur Türklerine yönelik keyfi tutuklamaların 1 milyondan fazla Uygur Türkü’nün toplama kamplarında ve hapishanelerde alıkonulması gibi eylemler hiçbir şekilde meşru bulunamaz.”

Uygur Türklerini cep telefonu uygulaması üzerinden takip eden, camileri yıkan Çin’e karşı Türkiye’nin tepkisinin dozajını, bu açıklamayla varın siz ölçün!

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, Doğu Türkistan’da inşa edilen ve milyonlarca Uygur Türkünün asimilasyona tabi tutulduğu toplama kamplarını desteklediklerini söylüyor.

İsveç Göçmen Ofisi ise İsveç’e sığınma talebinde bulunan Müslüman Uygur Türkleri ve diğer Müslüman azınlık grubu mensuplarına mülteci statüsü verileceğini açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı da Çin’de yaşanan insan hakları ihlalleri ve özellikle Uygur Türklerine uygulanan zulmün, “1930’lı yıllardan beri görülmediğine” dikkat çekiyor.

25 Şubat 2019 tarihinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İsviçre’deki Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi’nde başlayan İnsan Hakları Konseyinin 40’ıncı oturumunun açılışındaki “yüksek seviyeli” bölümde Konseye hitap etti:

Reklam

“BM Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi ve diğer bazı raporlardaki Uygur Türkleri ve diğer Müslüman gruplara yönelik insan hakları ihlallerine ilişkin bulgular endişe kaynağı. Çin’in terörle mücadele hakkını kabul ederken, teröristler ve masum insanlar arasında bir ayrım yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Çin makamlarından, Uygur Türkleri ve diğer Müslüman grupların dini özgürlükleri de dahil evrensel insan haklarına saygı duyulmasını bekliyoruz.”

Uygur Türklerine yönelik “eğitim kampı” politikası kapsamında Müslüman çocukları ailelerinden özellikle ayırdığı ortaya çıkan Çin hükümetiyle ilgili Çavuşoğlu’nun son açıklaması 30 Temmuz 2019 tarihinde:

“Bizim beklentimiz tek Çin çatısı altında Uygur kardeşlerimizin huzur ve barış içinde yaşamalarıdır. Cumhurbaşkanımızın ziyareti sırasında Çin Devlet Başkanı, Türkiye’den bölgeye bir heyet göndermemizi teklif etmişti. Daha sonra 24 Temmuz’da Çin Büyükelçiliği Bakanlığımıza gelerek bu daveti resmi bir şekilde iletti. Bu davete Cumhurbaşkanımız prensip olarak olumlu yanıt vermişti. Şimdi o bölgeye Çin’in daveti üzerine değişik kurumlardan oluşan yaklaşık 10 kişilik bir heyetimizi göndereceğiz ve oradaki durumu arkadaşlarımız yerinde görecekler.”

Bakanın bu açıklamasının üzerinden tam 1 ay geçmiş. Doğal olarak biz de Sayın Çavuşoğlu’na soruyoruz:

Yukarıda zulmün boyutlarını anlatmaya çalıştığımız böylesi acil konuya ilişkin bu 10 kişilik heyet bölgeye gönderildi mi?

Gönderildiyse heyet Uygur Türkleriyle ilgili ne tür tespitler yaptı?

Gönderilmediyse Dışişleri Bakanlığı, bu heyeti ne zaman göndermeyi düşünüyor?

Bu kadar gecikmesinin sebebi nedir?

Gönderildiğine dair bir haber görsel ve yazılı basında göremedim. Gözden kaçırmış olabilirim. En azından zaman zaman diplomatik kaynaklara dayandırarak haber geçen devletimizin ajansında, bu konuda bir habere rastlamadım.

Heyet, eğer gittiyse, konuya ilişkin bir rapor hazırlanıp kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?

Sayın bakan bir açıklama yaparsa kamu vicdanı açısından yerinde olacaktır.

Uygur Türklerini bir deney objesi olarak kullanan Çin’e yönelik Türkiye başta olmak üzere dünya ülkelerinin sessizliğinin sebebini sanıyorsam en iyi ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, 17 Temmuz 2019 tarihli açıklamasında özetliyor.

“Çin’de yaşananlar dünya vicdanına bir meydan okumadır ve bunun devam etmesine izin veremeyiz” diyen Pelosi, birçok ülkenin Çin ile olan ekonomik çıkarları doğrultusunda bölgedeki Müslüman azınlıklara uygulanan kötü muameleye ses çıkarmadığını belirterek ülke liderlerinin bir fark oluşturabilmesi için dini özgürlüklere yaklaşımlarında tutarlı olmaları gerektiğini vurguladı.

Pelosi, “Çin’deki insan hakları ve dini özgürlük ihlallerine ses çıkartmadıkça, dünya üzerindeki başka herhangi bir yer hakkında konuşmak için tüm ahlaki yetkilerimizi kaybediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Kim bilir Türkiye’nin bile bu kadar sert bir tonda eleştirmediği veya eleştiremediği Çin’i, ABD’nin eleştirmesinin, iki ülke arasında yaşanan ticaret savaşlarıyla bir ilgisi vardır.

Sabah akşam Suriye, İdlib, Münbiç, güvenli bölge, S-400, F-35, Rusya, İran, ABD ve ekonomik krizle yatıp kalkıyoruz. Dünyanın değişik noktalarında zulüm altında inleyen soydaşlarımızın, kardeşlerimizin yaşadıklarına duyarsızlaşıyoruz.

Ümmetin umudu Türkiye’ye bu yakışmıyor.

Bizlerin zulüm ve baskılara kör, sağır olmamız, bunların yaşanmadığı anlamına gelmiyor. Her şeyi siyasetin bir malzemesi olarak kullanma hastalığından vazgeçmeliyiz. İnsani olarak olaylara yaklaşmakta fayda var.

Çin tarafından Uygur Türklerine yapılan acımasız, insanlık dışı uygulamaları dünya kamuoyuna Türkiye taşımayacakta kim taşıyacak?

1 YORUM

  1. Sayin yazar! Önce iş adami maskesi altinda Uygurlarin içine Türk olarak giren ve onlar hakkinda çine bilgi veren akp li iş adami kıliğinda’ki trolleri teşhir etmeyi deneyin, veya düşünün.
    O zaman herşey daha iyi anlaşılır.
    Çin Erdoğanin kaşına gözüne hayran olduğu için bir miliyar dolari hiba etmedi.
    Demekki Uygurlari satmanın bedeli o kadarmuş.
    Ods zaten İstanbulu kazanmaya yetmedi.
    Geri kalan uygurlaride çine satarsa belki gelecek seçimleri çın sayesinde kazanırım umudu ile yaşayanlarin timsah göz yaşlarını en önce sizler farketmenız lazim olduğunu düşüniyorum.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here