Dışişleri Bakanlığı’nın sessizliği ve Mesut Özil’in 90’a attığı gol

0

Uygur Türkleri’nin yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde, Çin’in, “mesleki eğitim merkezi” adı altında faaliyet gösteren kamplarında yaptığı ve işkenceyi de aşıp soykırıma doğru yol alan uygulamalarını, sanıyorum duymayan kalmamıştır.

Konuya ilişkin özellikle sosyal medyadaki görüntülü paylaşımları izlemeye yürek dayanmıyor. Kamp denilen işkence hanelerde kalıp ve bir şekilde kurtulan canlı tanıkların dile getirdiği uygulamalar, bizleri insanlığımızdan utandırıyor.

4 Aralık’ta, ABD Temsilciler Meclisi, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarından dolayı Çinli yetkililere yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısını kabul etmişti.

New York Times tarafından yayımlanan Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşananlara ilişkin Çin yönetimine ait 403 sayfalık resmi belgelerde ise Devlet Başkanı Şi Cinping, güvenlik birimlerinden “asla merhamet gösterilmemesini” istiyordu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise 30 Temmuz 2019 tarihli konuya ilişkin açıklamasında “O bölgeye Çin’in daveti üzerine değişik kurumlardan oluşan yaklaşık 10 kişilik bir heyetimizi göndereceğiz ve oradaki durumu arkadaşlarımız yerinde görecekler” demişti.

Aradan 4,5 ay geçmesine karşın bu 10 kişilik heyetten bir haber alınamadı. Bir köşe yazarından, Türkiye-Çin Dostluk Derneği’nin organizasyonu ve Çin hükümetinin daveti ile bir grup gazetecinin Çin’e gittiğini öğrenmiştik. 

Yazarın ifadelerine göre Türkiye’den Sincan bölgesinde inceleme yapmak üzere gidecek heyet de Türk Dışişleri Bakanlığı düzeyinde takılıp kalmış.

Hemen hemen her konuda bir açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı’nın, Çin’in Uygur Türkleri’ne yönelik bu baskıları konusunda neden bir açıklama yapmak yerine sessizliğe büründüğünü merak ediyoruz. 

En azından bakanlık, ortaya saçılan işkence görüntülerinin, iddiaların doğru olmadığını açıklayabilir. Çin yönetimi, iddiaları hiçbir şekilde kabul etmese de Dışişleri Bakanlığı’nın, kamuoyuna bir açıklama yapma borcu olduğunu düşünüyorum.

İşte herkesin kafasını kuma gömdüğü böylesi bir zulüm karşısında Premier Lig’de top koşturan Mesut Özil, sahneye çıktı ve Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’deki insan hakları ihlallerine ve buna sessiz kalan İslam dünyasına tepki gösterdi. Çin yönetimi ise çareyi Arsenal-Manchester City maçını yayından kaldırmakta buldu. 

Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Mesut Özil, Batı medyasında Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki insan hakları ihlalleri hakkında haberler yapılırken, Müslüman dünyasının medyasında neden bu haberlere yer verilmediğini sormuştu.

Bizim özgür basın, bu eleştirileri üzerine alır mı; bilemem.

İki görselden oluşan paylaşımında Mesut Özil, şu görüşleri dile getirdi: 

“Eziyetlere direnen mücahit ve mücahideler topluluğu. Zorla İslam’dan uzaklaştırmaya çalışanlara karşı tek başına mücadele veren şanlı müminler. Kur’anlar yakılıyor, camiler kapatılıyor, medreseler yasaklanıyor, din alimleri birer birer öldürülüyor. Erkek kardeşler zorla kamplara sokuluyor. Onların yerine Çinli erkekler ailelere yerleştiriliyor. Bacılar zorla Çinli erkeklerle evlendiriliyor. Tüm bunlara rağmen Ümmeti Muhammed suskun, sesi çıkmıyor. Müslümanlar sahiplenmiyor. Bilmezler mi ki zulme rıza zulümdür.

Hz. Ali ne güzel demiş: ‘Zulme engel olamıyorsanız, Onu herkese duyurun!’ Batı medyası ve devletlerinde dahi bu olaylar aylardır, haftalardır gündemde iken Müslüman ülkeler ve medyaları nerede? Bilmezler mi ki, zulmün olduğu yerde tarafsızlık, namussuzluktur… Bilmezler mi ki yıllar sonra oradaki kardeşlerimizin bu acı günlere dair hatırlayacakları zalimlerin işkenceleri değil, biz Müslüman kardeşlerin sessizliği olacaktır. Ya Rabbi, Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize yardım eyle… Şüphesiz ki Allah; tuzak kuranların en hayırlısıdır…” 

Mesut Özil, bu açıklamasıyla, “zulmü perdeleyen sessiz yığınlar”ın oluşturduğu baraj üzerinden topu 90’a göndermiş oldu.

İktidarımızdan aslında çok şey istemiyoruz. En azından Fransa’da, polisin göstericilere karşı kullandığı orantısız güce gösterilen tepkinin binde birinin Uygur Türkleri’ne işkence yapan Çin’e gösterilmesini istiyor ve arzuluyoruz.

İktidar ortağı MHP’nin de neden bu konuda sessiz kaldığına bir anlam vermiş değilim. Türklük konusunda bu kadar hassas olan bir partinin liderinin, Çin’de yaşanan bu vahim iddialar karşısında tek bir cümle dahi sarf etmemesi düşündürücü değil mi?

Birkaç fevri çıkışı işin içerisine katmazsak ciddi anlamda CHP’den ve İYİ Parti’den de bir ses yok. Hiç olmazsa muhalefet partileri bir araya gelerek bu konuda bir gündem oluşturabilirdi. Genel başkanlar, konuya ilişkin ortak bir basın toplantısı veya açıklaması yapabilirler. 

Haklı olarak Meclis Genel Kurulunda, AK Parti, CHP, MHP ve İYİ Parti grupları, ABD Senatosunun “Ermeni kararı”nı bildiriyle kınadı ve reddetti.

Aynı şey neden Uygur Türkleri için yapılmıyor? 

Çin’in baskı politikalarına ve insan hakları ihlallerine en çok Batılı ülkeler tepki gösteriyor; medyası zulümleri haberleştiriyor. Umarız İslam dünyasının sessizliği, Frankfurt Küresel İslam Araştırmaları Merkezi (FFGI) Direktörü Prof. Dr. Susanne Schröder’in dediği gibi değildir.

Schröder’e göre Müslüman ülkelerin bu tavrının gerisinde, ekonomik hesaplar ve çıkarlar yatıyor.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here