Diyanet-Siyaset İlişkileri-3

0

27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra Diyanet İşleri Başkanlığına Ömer Nasuhi Bilmen atanmış ancak, siyasi otorite politik iş ve işlemleri takip için, Tümgeneral Sadettin Evrim aşkan yardımcısı olarak atanmıştır. Hem Ömer Nasuhi Bilmen, hem de kendisinden sora gelen Başkan Hasan Hüsnü Erdem, bu başkan yardımcısının siyasi otoritenin gücünü kullanarak yaptığı baskılara dayanamayarak görevden ayrılmak mecburiyetinde kalmışlardır.

Tevfik Gerçeker

Türkiye Cumhuriyeti’nin 7. Diyanet İşleri Başkanıdır. 15.10.1964 ile 16.12.1965 tarihleri arasında görev yapmıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı Zat İşleri Müdürlüğü görevinde bulundu. Diyanet İşleri Başkanı merhum Rıfat Börekçi’nin muvafakati ile geçtiği Danıştay’da Başyardımcılık, Kanun Sözcülüğü ve Daire Başkanlıklarında bulundu. Bir süre Danıştay Başkanlığı’na vekâlet etti. Anayasa Mahkemesi üyeliğine ve seçimle bu mahkemenin Başkan Vekilliğine getirildi. Yaş haddini doldurduğu için, Anayasa Mahkemesinden 1963 yılında emekliye ayrıldı. 

Emekliliğinden bir yıl sonra, 10. İnönü Hükümeti tarafından, Diyanet İşleri Başkanlığı’na 15.10.1964, tarihinde tayin edildi. 

Hizmet safahatından da rahatlıkla anlaşılabileceği gibi Mehmet Tevfik Gerçeker, daha çok hukukçu kimliğiyle öne çıkmıştır.

Gerçeker hoca, ileri yaşlarında Diyanet İşleri Başkanlığına getirilmiş ve görevi oldukça kısa sürmüş başkanlarımızdan biridir. 

Ancak onun reisliği döneminde 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun kabul edilip yürürlüğe girmiş olması, Diyanet İşleri Başkanlığı tarihinde başlı başına önemli bir hadisedir. 633 sayılı yasanın kanunlaşması aşamasında Gerçeker hocanın hukukçu kimliğinin katkısı altı çizilecek bir konudur.

Reklam

Başkanlık Tevfik Gerçeker bu görevde 16 Aralık 1965 tarihine kadar kaldı.

Ancak 27 Ekim 1965 Adalet partisi iktidara gelmişti.

Süleyman Demirel Hükümetinin yaptığı ilk icraatlardan biri de Diyanet İşleri Başkanı Tevfik Gerçeker’i görevden alarak yerine İbrahim Bedrettin Elmalı’yı atamak oldu.

Adalet Partisi Hükümetleri dönemindeki Diyanet’e siyasi baskılar

Süleyman Demirel hükümetleri Diyanet İşleri Başkanlığını, Devlet Bakanı Refet Sezgin ve onun atadığı ve siyasi gücü kullanan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı vekili vasıtası ile yönetmiştir.

TBMM, Cumhuriyet Senatosu Araştırma Komisyonu, Esas No. : 10/28-10/44 , Karar No. : 2, üçüncü raporu (10/44)’da  kayıtlara giren, Ali Rıza Hakses’in Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a yazdığı şikayet mektubundan bu anlaşılmaktadır. 

Siyasi baskılarda o kadar ileri gidildi ki, hatta bu dönemde Diyanet İşleri Başkanlarından biri yurt dışında tutuklanmak bile istenmiştir.

Bu yüzden İbrahim Bedrettin Elmalı ile Ali Rıza Hakses görevden alınınca, Diyanet İşleri Başkanlığı Lütfi Doğan tarafından 5 yıl vekaletle yönetilmek durumunda kalınmıştır.

Reklam

 İbrahim Bedrettin Elmalı

Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Diyanet İşleri Başkanıdır. 17.12.1965 ile 25.10.1966 tarihleri arasında görev yapmıştır.

Diyanet tarihinin çok müessif ayrıntılarından biri de 1924 ile 1965 yılları arasında hiçbir Diyanet İşleri Başkanının resmi bir ziyaret amacıyla, Hac vazifesi dâhil olmak üzere yurtdışına çıkamamış olmasıdır. 

Yurtdışı ziyareti gerçekleştirebilen ilk başkan olarak tarihe geçen İbrahim Bedrettin Elmalı, görevden alınan ilk başkandı aynı zamanda. Bu ziyarete cesaret etmesi görevinin sonu olmuştu. 

1965 yılında Tunus Cumhurbaşkanı Habib Burgiba’dan davet alan Başkan Elmalı, dönemin basınının ve kamuoyunun olumsuz tutumuna rağmen Tunus’a gitmek ister. 

Bakanlar Kurulu’nda, “sarığı, cübbesi ile gidebilir mi? gidemez mi?” tartışmaları yaşanır. Sonunda kerhen de olsa izin verilir ve Elmalı, Roma üzerinden Tunus’a gitmek için yola çıkar.

Fakat basın o daha yoldayken çok ağır yayınlar yapınca “git” izni veren hükümet, Elmalı Hoca’yı Roma’da aktarma yaptığı sırada geri çağırtır. 

Hoca bu çağrıya uymaz ve “senelik iznimi kullanıyorum” diyerek Tunus’a uçar. 

Burada çok iyi karşılanır ve ziyareti bitince önce Bingazi’ye geçip, yurda oradan dönmek ister. 

Bu isteği bardağı taşıran son damla olur ve dönemin Dışişleri Bakanı, Libya Büyükelçiliği’ne Diyanet İşleri Başkanı’nın “gerekirse derdest (tutuklanarak) edilerek Türkiye’ye gönderilmesi” şeklinde nota çeker. 

Başkan Elmalı planladığı programı yarıda keserek Türkiye’ye döner ve istifa etmesi için kendisine baskı yapılır. Direnir ve görevinden ayrılmaz. Ancak Devlet kararlıdır.

Bu arada bir olay olur. Devlet Bakanı Refet Sezgin’in bir tayinle ilgili isteğini Başkan geri çevirir. Bu olay da bahane edilerek iki ay sonra Bakanlar Kurulu kararıyla görevine son verilen ilk Diyanet İşleri Başkanı İbrahim Bedrettin Elmalı olur.

Ali Rıza Hakses

Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Diyanet İşleri Başkanıdır. 25 Ekim 1966 İle 15 Ocak 1968  tarihleri arasında görev yapmıştır.

Ali Rıza Hakses döneminin öne çıkan olaylarının başında, Diyanet’in bağlı olduğu Devlet Bakanı Refet Sezgin’in yaptığı müdahaleler gelir.

Esasen Ali Rıza Hakses de şöyle bir teklif ile Diyanet işleri Başkanlığına getirilmiştir. Denilmiştir ki, seni Diyanet İşleri Başkanı yapacağız, ama Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı vekili Yaşar Tunagür ile geçinebilir misin? Deneyeyim bakalım demiş ve bunun üzerine ataması yapılmıştır.

Ancak bütün iş ve işlemler özellikle atamaların Başkan yardımcısı vekili tarafından yürütüldüğünü ve kendisinin sadece temsil makamında bulunduğunu farkedince; Diyanet İşleri Başkanı  Ali Rıza Hakses, 3.5.1967 gün ve özel kalem 82 sayılı tamim­lerinde, Reis Muavinlerinden imza yetkisini aldığını ve kendi imzasını taşımayan evrakların hukuken muteber sayılmıyacağını bildiren bir yazı yayımladı.

Bunun üzerine, ilgili  Başkan yardımcıları Ali Rıza Hakses’in odasını basmışlar, hakaret etmişler ve sen bizim  getirdiğimiz her evrakı imzalamAya mecbursun demişlerdir.

Bunun üzerine Hakses hoca, Başkan yardımcısı vekili Yaşar Tunagür’ün salahiyetini elinden almış, görevinden ayırmış, İstanbul Müftülüğü’ne göndermek istemiş, onun görevlerini de diğer Başkan yardımcısı şu meşhur Cemalettin Kaplan’ a vermiştir.

İşte tam bu sırada 2 gün önceki bir tarih ile Devlet Bakanı Refet Sezgin bir emir çıkararak Ali Rıza Hakses’i mecburi izine ayırmıştır. Böylelikle Ali Rıza Hakses hocanın yapmak istediği atama hükümsüz  kılınmıştır. (TBMM, Cumhuriyet Senatosu, B:22, 7 . 1 . 1970, O : 1 yazılı soru önergesine cevap).

Lütfi Doğan (vekil)

01.01.1968 -25.08.1972 tarihleri arasında vekaleten Diyanet İşleri Başkanlığı görevini yaptı.

Bir gazetede yayımlanan  röportajda; Lütfi Doğan Diyanet-Siyaset ilişkileri ile ilgili soruları şöyle cevaplandırdı.

Soru: Diyanet yılları nasıl başladı?

Cevap: 12 Mart’a daha gelmeden, 27 Mayıs ile 12 Mart arası, Diyanet İşleri Reisi İbrahim Bedrettin Elmalı Efendi’yi emekli edip Ali Rıza Hakses’i Reis yaptılar. ‘Hayırlı olsun’ demeye gittiğimde ‘Lütfi Bey sizi Reis muavini alıyorum’ dedi. Allah biliyor ya, ‘Aman efendim, ben bu işe ehil değilim. Siz buraya en ehil olanı inşallah bulursunuz’ diye yanıt verdim. Bana düşünmem için iki gün süre verdi. Bir ağabeyimiz ‘Bu Allah’ın bir nimetidir ve Allah’ın verdiği hediye geri çevrilmez’ deyince kabul ettim. 

Tabii sonra zor durumlar oldu. Devlet Bakanları, Diyanet İşleri Reislerini zaman zaman değiştiriyordu. 

Beni getiren bakan Refet Sezgin Bey idi. Başbakan Süleyman Demirel Bey de çok yakın ilgi gösterdi. Ali Rıza Efendi önce izne çıkarıldı, sonra vekaleten beni Reis atadılar. Ali Rıza Bey benim başkanımdı.

“Soru: Sizin Diyanet İşleri Reisliğiniz yaklaşık 5 yıl sürmüş ama hep vekaleten görev yapmışsınız?

Cevap; 1 Ocak 1968 yılında Diyanet İşleri Reisliği’ne vekil olarak atandım ve 25 Ağustos 1972’de nöbetim sona erdi. Asaleten atananlar, görevden alınınca Danıştay’a başvuruyor ve geri dönebiliyordu. Hükümet de tedbir olarak böyle bir formül düşündü. 

Ve ben nöbetteyken 12 Mart hadisesi oldu. Bana dokunmadılar. 12 Mart’tan sonra Devlet Bakanı Mehmet Özgüneş Bey bana ‘Reis Bey, böyle bir şey yok ama gerekirse sizi görevden alsak ne düşünürsünüz?’ dedi. ‘Sayın Bakanım, ben hükümete problem olmam. Reis olmak ve Kars’ta imam olmak arasında benim için bir fark yok. Yeter ki İslam dinine hizmet edebileyim’ dedim. 

Değişikliği bekleyenler çok oldu, bugün, yarın meselesiyle. Allah için o zatı muhterem direndi.

Soru:Peki ayrılmanıza vesile olan olay neydi?

Cevap: (Mehmet Özgüneş beyden sonra), CHP vekili Ali İhsan Bey 4 ay bakanlık yaptı. Ardından İsmail Hakkı Arar Bey geldi. Onun prensipleri kendisine göre daha değişikti.

Senegal’den bir heyet geliyormuş ve Fransa Devlet Başkanı bizim Cumhurbaşkanına ‘Bu heyet benim için önemli ve iyi ağırlanmasını rica ediyorum’ diye mektup yazmış. Dışişleri Bakanlığı da nazik bir dille ‘Biz laik bir hükümet olduğumuz için bizim böyle bir heyetle ilgilenmemiz mümkün değil. Diyanet olarak siz misafir edin, biz masrafları karşılarız’ dedi. 

O sırada bana bazı isimler ‘Reis Bey şu tamimi şöyle yazsanız’ şeklindeki isteklerle geliyordu.

Ben Dışişleri Bakanlığı’nın böyle bir isteği bulunduğunu Sayın Arar’a söyledim, sanki hiç arzulamadığı bir simayla karşılaşmış gibiydi. 

Misafirleri aldım, Eyüp Sultan Camii’ne götürdüm. Konya Lezzet Lokantası’nda ağırladık. O sırada bir gazeteci geldi ve ‘Yazıyor yazıyor, Dr. Lütfi Doğan’ın Diyanet İşleri Başkanı olduğunu yazıyor’ diye gazete dağıtmaya başladı. ‘Demek ki bizim nöbet buraya kadarmış’ dedim.

Soru: Size ‘Şu yazı böyle yazılsın’ diyen kimdi? Ve ne istedi ki öyle yapmadığınız için görevden alınmanıza yol açtı?

O geçti gitti, vefat etti. Asker değildi. Burada askerin zerre kadar kabahati yoktu. Son hükümetin bir adamı. ‘Şöyle olsun’ dedikleri konu, diyelim ki ben valiliklere bir tamim göndereceğim. Örneğin 30 Ağustos Bayramı ile ilgili bir şey yazılacak. Alt dereceden bir yetkili gelip benim yazdığım gibi değil kendi yazdığı gibi gönderilmesini istiyor. Gereksiz, bu görevlerle uygun düşmeyen şeyler. Lüzumsuz şeyler…” (Star gazetesi, Pazar Haberleri, Lütfi Doğan ile röportaj,  29.06.2013) 

Esasen 1951’den sonra, bütün başkanlar (Tayyar Altıkulaç hariç) siyasi otorite tarafından ve çoğu pek de hoş olmayan bir şekilde görevden alınmış veya emekli olmaları için baskı yapılmış veya emekliye sevk edilmiştir.

Vesselam. 

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here