Diyorlar ki…

0

Eğer birisi size karşı ‘’Diyorlar ki…’’ ile başlayan bir cümle kuruyorsa; o kişiden korkun!. Gözlerinin içine bakın. Söyleyeceklerini söylesin. Onu sabırla dinleyin.

Velev ki size;

‘’Sizin Alman ajanı olduğunu söylüyorlar’’ desin.

Aldırmayın.

Çünkü ‘’Diyorlar ki,’’ cümlesi –dedi-kodu-‘dan öte bir tuzaktır. Adam aslında böyle başlayarak; sizi ilk elde ve ilk hamlede vurmak istiyor.

Nerden mi biliyorum?

Yaşadım da ondan.

Anlatayım:

Almanya Köln şehrinde bir davette panelisttim. Panel bitti. Çok iyi bir hava vardı. Her şey iyi ve güzeldi. Ancak bir sihur-kokarca kalktı.

‘’Sorum sayın Şükrü Gülmüş’e’’ dedi ve sorusunu sordu.

‘’Sayın Gülmüş, sizin Alman ajanı olduğunuzu söylüyorlar.’’

Dinledim ve anında yanıt verdim.

‘’Öyle mi?’’

‘’Evet.’’

‘’Peki kim diyor?’’

‘’Bilmem. Öyle diyorlar.’’

‘’Adınızı alabilir miyim?’’

‘’Adımı ne yapacaksın? Böyle polisiye soru olmaz. Sen sorumun yanıtını ver.’’

‘’Olur mu? Ben seni iyi tanıyorum. Senin için de Homo diyorlar. ‘’
‘’Öyle şey mi olur? Bu iftira. Kim söylüyor? Bu ne biçim soru? Bu ne biçim yanıt.’’

Ben çok rahat bir şekilde;

‘’Valla bilmem. Senin o diyorlar ki mahalleliler söylüyor.’’

Topluluk kahkahayı patlattı ve bizim soru soran izleyici kaçarca salonu terk etti.

Panel bitince arkadaşlar yanıma geldi.

‘’Ya Xoca nasıl anladın adamın provokatör olduğunu. Ama aşk olsun. Anında susturdun ya aşk olsun sana!!’’ dediler.

Ben bazen adamın, yüzünden, gözünden, duruşundan ve sorusundan hemen anlarım. Ve anında Şemsvari yanıtımı veririm.

Bir gün; acemi, çaylak bir yeni yetme felsefeci. Duvarını ören Şems-i Tebrizi’nin yanına gelir.

Ukalaca;

‘’Hey Şems, sana bir sorum var’’ der.

Şems duvarını örmeye devam eder. Bir elinde tuğla bir elinde malası var.

‘’Söyle bakalım Allah var mı?’’

Şems bu. Tutamaz kendisini, tuğlayı adamın kafasına vurur. Her tarafı kan revan olur. Adam doğru kadıya gider.

Şemsi dava eder. Kadı Şems’i çağırır.

‘’Neden vurdun adam?’’

‘’Ona sor. Neden vurduğumu o söylesin!’’

Adam ‘’Ben ona Allah var mı? dedim. O da yanıt olarak kafama tuğla vurdu.’’

Şems;

‘’Doğru. Vurdum. Bu adam bana acıyı göstersin. Ben de ona Allah’ı göstereyim’’ der.

Kadı da şaşar ve Şems’e beraat verir.

Adam acısıyla baş başa kalır.

Bazen, böyle adamlara Şemsvari yanıt verilmeli ve tavır konulmalı.

Herkes haddini bilmeli.

Son zamanların en nefret ettiğim kavram ‘’Diyorlar ki’’ ile başlayan cümlelerdir.

Ve böyle cümle kuranlara karşı savaş açtım.

Dedi-kodunun da bir adabı kuralı var.

‘’Diyorlar ki’’ bir, bir de her şeyi komplo ve ajanlık hikayeleriyle açıklayanlara kızarım.

X

Kızmak da sevinmek kadar insanî bir durumdur. Bana göre hiç kızmayan, sinirlenmeyen ve gelişen bu rezilce değersizliğe karşı sessiz kalanlara da kızmalı insan.

İnsan dediğin etten-kemikten ve sinirden oluşmuş. Bu duyarsızlık beter bir durum.

Ben şahsen bu ve buna benzer durumlara –zaman zaman- kızarım. Kızdığım zaman da tepkimi anında veririm.

Sonra da bana ‘’Ya Xoca çok sinirli ve her şeye kızıyor’’ diyorlar. Yok aslında her şeye kızmam. Çok güzel espri yaparım, gülerim, güldürürüm de. Ama gerçekten bu ‘’Diyorlar’’ cambazlığını yapanlara hassaten kızarım.

Kime karşı kullanırlarsa kullansınlar.

Lakin bana karşı kullanan anında yanıtını alır.

Selam ve devamla.

25. 10. 2021

Almanya-Essen

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here