Doğa ve fotoğraf tutkunlarının yeni rotası.. Cilo Dağları

0

Hakkari’de yazın ve kışın bir arada yaşandığı Cilo Dağları, eşsiz doğası ve bozulmamış yapısıyla son günlerde yüzlerce doğasever, fotoğraf tutkunu ve dağcıya ev sahipliği yapıyor.

Geçen yıl “milli park” ilan edilen Hakkari’deki Cilo Dağları da huzurun hakim kılınmasıyla yurdun dört bir yanından gelen ziyaretçileri ağırlıyor. Her gün kafileler halinde gelerek Türkiye’nin en yüksek ikinci zirvesi olan 4 bin 135 rakımlı “Uludoruk” ile eteklerindeki buzulları gezen doğaseverler ve fotoğraf tutkunları, bölgede kamp kurup fotoğraf çekerek eşsiz manzaranın tadını çıkarıyor.

Zirvelerinde dört mevsim boyunca erimeyen kar ve buz örtüsü bulunan, vadilerinde rengarenk çiçekler açan bölgenin güzelliklerini keşfetme imkanı bulan ziyaretçiler, çektikleri fotoğrafları ve görüntüleri sosyal medya hesaplarından paylaşarak kentin tanıtımına da katkı sağlıyor.

Hakkari Üniversitesi Öğretim Görevlisi Murat Adıyaman, kentin son zamanlarda doğaseverlerin en çok tercih ettiği yerlerden biri haline geldiğini söyledi. Bölgenin turizmle anılmasının sevindirici olduğunu belirten Adıyaman, şöyle konuştu:

“Valilik ve Hakkari Üniversitesi’nin çalışmalarıyla Cilo Dağları’nın olduğu bölge Milli Park ilan edildi ve bilinirliliği arttı. Bununla beraber bölgemiz ilgi görmeye başladı. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından birçok doğasever ve fotoğrafçı ilimize gelmeye başladı. Giderek daha çok turisti ağırlayacağımıza inanıyorum. Bölge halkı da turizmdeki canlılıktan memnun. Misafirler bölgemizin güzelliklerine hayran kalıyor. Daha çok vakit geçirmek, bir daha gelmek istiyorlar.”

Turizmin canlanmasıyla doğa sporlarının da geliştiğini, doğa kulübü ve dernek sayısının da arttığını aktaran Adıyaman, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecindeki normalleşmeyle turizmde büyük bir sıçrama beklediklerini ifade etti.

Muğla’nın Fethiye ilçesinden gelen Ahu Akbaş ise bölgeye ikinci kez geldiğini ve her gelişinde farklı güzellikleri keşfetmenin mutluluğunu yaşadığını aktardı.

Cilo’da bir günde dört mevsimi bir arada yaşama imkanı bulduklarını anlatan Akbaş, “Türkiye’nin en güzel dağlarından birindeyiz. İnanılmaz güzel bir coğrafya. Bunu kelimelerle anlatmak mümkün değil. Çektiğimiz fotoğraflarla bunu belgelemeye çalıştık. Bir tarafta inanılmaz zirveler, bir tarafta çiçekler ve yemyeşil bitkiler, diğer taraftan da buzullar var daha ne olsun. Birçok fotoğrafçı buraya gelmek istiyor.” dedi.

Eşiyle İstanbul’dan gelen Sati Güler de “Bu kadar güzelliklerle karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Müthiş bir kültür ve coğrafya. İnsanları çok misafirperver. Herkesi bölgeye davet ediyoruz. Doğası hiç bozulmamış, insanı çok etkiliyor. Buraları ne şiirle, ne romanla ne de hikayeyle anlatmak mümkün. Gelip görmek, yaşamak gerekiyor. Huzurlu ve rahat bir ortam var. İyi ki gelmişiz.” ifadelerini kullandı.

Adana’dan gelen Selman Vefa Yıldırım, yöre halkının misafirperverliğinden çok etkilendiğini, her yönüyle bölgeye büyük hayranlık duyduğunu vurguladı.

Hakkari’nin saklı kalmış güzelliklerini keşfetmeye geldiklerini belirten Yıldırım, “Bu güzellikleri kelimelerle anlatmak çok zor. Şiir, öykü, roman yazmayı seven, doğaya tutkusu olan, sanata ve sinemaya ilgili olan herkes buraları görmeli. Buzulları görmek için Alaska’ya gitmeye gerek yok.” şeklinde konuştu.

İzmir’den gelen fotoğraf tutkunu Selda Çetin ise “15 gündür bölgeyi geziyorum. Yazı ayrı, kışı ayrı muhteşem. Tek başıma gelip rahatça geziyorum. İnsanlar sofrasını bize açıyor. Her yer çok güvenli. Hiçbir problemle karşılaşmadım. Gerçekten adına yakışır bir coğrafya, cennet gibi.” dedi.

Hakkari’ye 45 kilometre mesafede bulunan Cilo Dağlarına özel ve tur operatörlerinin araçlarıyla ulaşım sağlanıyor.

Araçla dağ yolundan bir saat süren yolculuğun ardından Cilo Dağlarının eteklerindeki Cennet ve Cehennem Vadisi’ne varan ziyaretçiler, kalan 5 kilometrelik parkuru da rehberler eşliğinde 3 saatte yürüyerek buzulların bulunduğu bölgeye ulaşabiliyor.

Yurdun dört bir yanından bölgeye gelen doğa tutkunları, kent merkezindeki otellerde konaklayabildikleri gibi, Cennet ve Cehennem Vadisi’nin bulunduğu Merga Bütan Yaylası’nda çadırlarını kurarak kamp yapabiliyor.

Türkiye-Yunanistan sınırı renkli misafirlerini ağırlıyor

Edirne’de sınıra yakın bir alana koloniler halinde yerleşen, kahverengi ve sarı üst parçaları, yeşil kanatları, siyah gagaları olan, 27–29 santimetre uzunluğa ulaşabilen ve bu renkli haliyle dikkat çeken kuşlar, sınırdaki sinekler ve arılarla besleniyor.

Yakaladıkları avı, siyah ve kavisli uzun gagasıyla tutarak eşine getiren arı kuşları, eşinin de beslenmesini sağlıyor. Toprak zemine derin çukurlar açan erkek arı kuşunun yuva yapma çabası da ilginç görüntüler oluşturuyor.

Renkli kanatları, zarif yapılarıyla Türkiye-Yunanistan sınırının misafirleri, yavrularını büyüttükten sonra sonbaharda bölgeden ayrılacak.

Trakya Üniversitesi Biyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi ve Kuş Bilimci Mustafa Kaya, Türkiye’deki 484 kuş türünden 333’ünün Trakya’da, 237’sinin Edirne’de görüldüğünü söyledi.

Arı kuşlarının yaz göçmeni kuşlar arasında yer aldığını, mart ayında Edirne’ye gelen kuşların sonbaharda sıcak ülkelere göç edeceğini anlatan Kaya, koloniler halinde yaşayan bu kuşların genelde yuvalarını sakin bölgelere yaptıklarını vurguladı.

Bu kuşların diğer kuşlardan farklı olarak ağaçlara değil toprak zemine yuva yaptığını aktaran Kaya, şöyle konuştu: “Arı kuşları renkli kanatları, farklı gaga yapısı ve zarif yapısıyla her zaman ilgi çekmeyi başarmışlardır. Toprakta açtıkları derin çukurlara yuva yaparlar. Dişi kuş 4 ile 6 yumurta yapar. Anne arı kuşları, yavrular yumurtadan çıkana kadar yuvadan ayrılmadan beklemektedir. Bu süreçte yuvayı koruma görevi ise erkek arı kuşlarına düşmektedir.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here