Dosdoğru Olmak

0
gündogdu

Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.” (Hûd, 11/112)

Rabbimiz “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” buyurarak doğruluğun ne kadar önemli olduğuna dikkatlerimizi çekmektedir.

İslam dininin özünü oluşturan doğruluk; insanın içi ile dışının, özü ile sözünün bir olması, söyledikleriyle yaptıklarının (söz ile fiilinin) birbirine uyması demektir. Bunun zıddı ise yalancılıktır. Yalancılık ise dinimizde yasaklanmış, İslam ahlakı ile bağdaşmayan çok çirkin bir davranıştır.

Hayatı boyunca doğruluktan ayrılmayan, düşmanlarının bile emin, güvenilir dediği yüce Peygamberimiz, Hud suresinin bu ayeti nedeniyle (dosdoğru olamazsam düşüncesiyle) ihtiyarladığını, saçlarının ağardığını belirtmiştir.

Şu halde bizim ne kadar daha fazla dikkatli olmamız gerektiğini bir düşünelim. Düşünelim de kendimize çeki düzen verelim. Acaba biz bu emir karşısında gereken titizliği gösterebiliyor muyuz?

Çevremizdeki insanlara, komşularımıza, arkadaşlarımıza bizim hakkımızda bu insan nasıldır? Doğru, dürüst ve güvenilir birisi midir? diye sorsalar acaba, bizim hakkımızda ne derlerdi? Bu insan doğru dürüst biridir mi derler yoksa yaramaz biridir mi derlerdi?

Onun için her işimizde doğru olmalıyız ki toplum da bizim hakkımızda güzellikle şahadette bulunsun.

Bir sahabe Peygamberimize (s.a.s); “Ey Allah’ın Resûlü, İslamiyet hakkında bana öyle bir öğüt ver ki, sizden sonra artık kimseden bir şey sormaya ihtiyacım kalmasın,” dedi.

Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s); “Allah’a inandım, de, sonra da dosdoğru ol” buyurdu. (Müslim, “İman”, 13)

Hadis-i şerifte dikkati çeken en önemli nokta; İslamiyetin iki ana bölümüne işaret edilmesidir. Bu bölümlerden biri Allah’a iman, diğeri de doğruluk, dürüstlüktür. Bu iki ana nokta gerçekleştirildiği takdirde diğer yanlışlıklardan da korunmak mümkün olabilecektir.

Doğruluk ve dürüstlüğün olmadığı bir  aile veya toplumda huzurdan ve karşılıklı güvenden bahsetmek mümkün müdür? Kimsenin kimseye güvenmediği, herkesin birbirine şüpheyle baktığı böyle bir aile veya toplum, dağılmaya ve yıkılmaya mahkûmdur.

Konuyla ilgili olarak Peygamberimiz (s.a.s) kurtuluşun reçetesini vererek şöyle buyurmaktadır: “Daima doğruluğu araştırın. Tehlikeyi doğrulukta görseniz de doğruluktan ayrılmayınız. Zira kurtuluş ancak ondadır.” (Kenzü’l-Ummal, 3/344)

Şöyle bir düşünelim; acaba sosyal hayatta, siyasette, çevremizde, ticari ilişkilerimizde, konuştuğumuzda ve söz verdiğimizde kaç kişi sözümüzü tutacağımız konusunda bize tam olarak güvenmektedir. Yahut biz karşımızdaki insanlara bu konularda ne kadar güvenmekteyiz?

Eğer “bu gün kimse kimseye güvenmiyor” diyorsak işte bunun sebebi Rabbimizin; “dosdoğru ol” emrini hakkıyla yerine getirmeyişimizdendir. Yalandan uzak durmak ve doğruluk üzere bulunmak, hepimizin en başta gelen dinî ve ahlaki görevlerimizdendir. Doğruluk şeref, izzet, yücelik; yalancılık ise zillettir.

Yüce Allah (c.c), sosyal ilişkilerin sağlıklı bir zeminde devam ettirebilmek için doğruluk ilkesine vurgu yaparak şöyle buyurmaktadır:

Ey iman edenler! Yapmadığınız ve yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmadığınız ve yapmayacağınız şeyleri söylemek, Allah katında büyük kızgınlığa sebep olan çok çirkin bir davranıştır”(Saff, 61/1-2).

Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.” (Ahzâb, 33/70-71)

Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra da doğrulukta devam edenlere gelince, onların üzerine melekler iner ve derler ki: Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin.” (Fussilet, 41/30)

Bu ayet-i kerimelerde; Yapmayacağımız şeyleri söylememizin doğru olmayıp büyük günah olduğu, söz söylerken ve iş yaparken doğru ve dürüst olmamız emredilmiş; böyle olduğumuz takdirde dünyevi işlerimizin düzeleceği ve uhrevi günahlarımızın bağışlanacağı, sonuçta da bize vaat edilen cennete ulaşacağımız belirtilmiştir.

Vesselam

Kaynak: Kur’an’dan Öğütler, I,224.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here