Dünya Covid ile uğraşırken biz virüsten daha tehlikeli ırkçılıkla uğraşıyoruz..

0

HDP Sözcüsü Ebru Günay, partisinin İstanbul İl Örgütünde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Türkiye’de ırkçılık örgütlü bir yapıdır ve devlet tarafından bu anlayış özenle korunuyor.” diyen Günay, şunları söyledi:

“İktidarlar değişir ama ırkçılık zehri değişmez. Yüz yıl boyunca dünyada rejimler değişti, iki dünya savaşı yaşandı, üçüncüsü yaşanıyor; AB, BM veya AİHM gibi yapılar kuruldu ama ırkçı zihniyeti hala değişmedi. Türkiye’de ırkçılık kendini gizleme derdi ve kaygısı taşımıyor.

Dünya Covid belasıyla uğraşırken, biz bu virüsten daha tehlikeli olan ırkçılıkla uğraşıyoruz Kürt oldukları için dillerini yasaklayan, seçilmişlerini rehin alan, emekçilerini faşist duygular ile öldürten ve cezasız bırakan, Kürtçe yer isimleri değiştiren, Hasankeyf gibi insanlığın ortak mirasını betona gömen bir iktidar var. İşte bu rejimin adı faşizmdir, mayası da ırkçılıktır. Dünya Covid belasıyla uğraşırken, bizler bu virüsten daha tehlikeli ve insanlığın zehirli ideolojisi olan ırkçılıkla uğraşıyoruz ona karşı mücadele veriyoruz.

Ve ne yazık ki Türkiye’de cezasızlık sistemi ve devletin ırkçılığı koruyan, kollayan kodları değişmediği sürece ırkçılık yaşam şansı bulmaya devam edecek ve hatta büyüyecektir. Bu yüzden 1915’te Ermeni Soykırımı’nı 1938 Dersim Soykırımı izledi. Bu nedenle Roboski Katliamı’nı Cizre, Sur katliamları izledi. Bu nedenle Ceylan Önkol’un, Uğur Kaymaz’ın, Şerzan’ın, Medeni’nin katledilmesini daha önceki gün Afyon’da Özkan’ın katledilmesi izledi.

Buradan aklıselim olan herkese sesleniyoruz. Kandan, kinden, nefretten ve ölü bedenlerin varlığından beslenen ve her şeyi devletin bekası için yaptığını iddia eden ‘katiller’ yaratılıyor. Türkiye’de açık bir ‘apartheid rejimi’ tesis ediliyor. İnsanlığımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Bunun önüne geçmenin yegane yolu ‘Demokrasi Bilinci’ ile antifaşist bir blok etrafında kenetlenmektir.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 11 Eylül’de cemaat soruşması nedeniyle Ankara merkezli 7 ilde, 48 avukat, 7 stajyer avukat, 3 ihraç edilmiş hakimin de aralarında bulunduğu 60 kişi hakkında gözaltı kararı çıkardı. 60 kişiden 47’sinin gözaltına alındığı açıklandı. Avukatların mesleklerini icra ettikleri, yargının esası olan savunma hakkını icra ettikleri için gözaltına alınmalarını, soruşturmaya tabi tutulmalarını HDP olarak doğru bulmuyor ve kabul etmiyoruz.

Bütün bunlar aynı zamanda devlet içindeki ‘paralel yapılanmaların’ birbirine karşı operasyonudur. Bu bir rant ve paylaşım mücadelesidir. Yayınlanan görüntülerden de anlıyoruz ki hepsinin ellerinde birbiriyle ilgili dosyaları var. İhtiyaç duydukça piyasaya sürüyorlar. Tıpkı iktidarın cemaatle yaşadığı rant çatışmasında olduğu gibi. İşte milli menfaatçilerin gerçek gündemi bu rant paylaşımı ve güç çekişmesidir. Topluma karşı yaptıkları suçla elde ettikleri rantı paylaşamıyorlar artık. O yüzden bu kadar saldırganlaşıyorlar. FETÖ soruşturmaları iktidardakilerin birbirlerine karşı kullandıkları bir araç haline gelmiştir. Ülkedeki kritik soruşturmaları yürüten savcıların, saraylardaki fotoğrafları, lüks tatilleri yargının içerisinde bulunduğu içler acısı durumu ifşa ediyor.

İktidar ortağı Bahçeli’nin Türk Tabipleri Birliği’ni hedef alan söylemi de aynı mantığın ürünüdür. Bahçeli, pandemi sürecinde canını dişine takmış, salgınla mücadele eden, büyük bedeller ödeyen hekimler örgütünü hedef alarak “hemen kapatılmasını” emrediyor. Kapattıkları her kurum, çöreklendikleri her siyasal alan onlar için rant alanıdır. TBB (Barolar) yasasında değişiklik yaptılar, yandaş barolara kapı araladılar şimdi gözlerini TTB’ye dikmiş durumdalar. Öncelikle TTB’yi tehdit eden bu zihniyet haddini bilmelidir. Siz kim oluyorsunuz da pandemi ile mücadelede birçok üyesini kaybetmiş bir meslek örgütünü böyle sokak kabadayısı ağzıyla tehdit ediyorsunuz. O insanlar canı pahasına salgınla mücadele ederken siz salgınla işbirliği halindesiniz.

Sizin öfkeniz TTB’nin toplumun bildiği bir gerçeği dile getirmesinedir. Evet, açıkladığınız veriler yalandır, toplum sağlığı gibi bir derdiniz yoktur ve bunu sadece hekimler değil bütün ülke biliyor. Gerçeği söyleyenleri giyotine de gönderseniz gerçeği değiştiremezsiniz. Buradan söylüyoruz, TTB ve bu ülkenin hekimlerinin yanındayız, bu sokak kabadayılığına da eyvallah etmeyiz.

Bu nobranlık ve saldırganlık artık şirazesinden çıkmış durumda. İçişleri Bakanı’nın AYM başkanını tehdit ettiği, iktidar ortağının TTB’ye parmak salladığı Türkiye artık neredeyse orman kanunlarıyla yönetilmeye başlandı. Salgına karşı halkı kendi kaderine terk ettiler, her gün yalanlarına bir yenisini ekliyorlar Bu saldırgan ve faşist zihniyet salgınla mücadele eden TTB’yi tehdit ederken, gerçekleri de örtbas etmeye çalışıyor.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here