Dünya Kadın Hakları Günü

3

‘5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’

Ben de meraklandım, araştırdım.

Dünya kadın hakları günü olunca başka ülkelerde de kutlanır sanmıştım.

Ama sadece Türkiye’de kutlanıyormuş.

5 Aralık 1934 yılında Atatürk Türkiye’deki kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesini kanunlaştırmış.

Almanya’da kadınlar Ulusal Meclisi genel kurulana 1919 yılında katılmaya başladılar.

Ama diğer Avrupa ülkelerinde daha sonra.

Fransız İhtilali’nin olduğu Fransa’da 1944’de,

İtalya’da 1945’de,

Avrupa Birliği’nin merkezi Belçika’da 1960’da ve İsviçre’de 1971 yılında.

Bu tarihleri düşündüğümde bana çok ilginç geldi.

Atatürk Türkiye’si bu Avrupa ülkelerinden çok daha ilerideydi.

Peki sonra ne oldu da Avrupa’nın gerisinde kaldı?

1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi bence çok önemli bir gelişmeydi. Kadınların da toplumun üyesi olduklarının onaylanmasıydı.

Kadın hakları günü diye bir gün olması bile güzel ama bana garip geliyor.

‘Kadınların hakları çiğneniyor’ anlamında bu.

Kadınların hakları önemsenmediği için bu kadar ön pencereye çıkıyor.

Tina Schwichtenberg Frauen de Formation

Kadınların hayatın içinde neler yaşadıklarını sergileyen Tina Schwichtenberg bu konuyla ilgili bir eser meydana getirdi. Eski başkent Bonn’da sergileniyor. Kadınların konumlarının, durumlarının dejenerasyonuna çok güzel örnekler var.

Sanırım Türkiye’de de kadınların konumları bu sanat eseri gibi. Kimliğini kaybeden kadının toplumda dejenere olması ve erkek baskısıyla fiziksel ve sosyal ölüme zorlanmaları…

Ne oldu da Türkiye Avrupa’nın gerisinde kaldı? Diye düşünmüştüm.

Aslında Atatürk’le ve o zamanki Türkiye’yle ilgili çok cümleler yazmak isterim ama din konusunda olduğu gibi bu konuda da yanlış anlaşılır diye yazmak istemiyorum.

Türkiye’deki gazeteler 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’yle ilgili makaleler yazmışlar. Bu tarih için örnek gösterilen mesajlar benim dikkatimi çekti. Neden mesajlar?

Kadın Hakları sadece mesaj yazmak için mi önemli diye düşündüm. Çevremdekiler de bana Türkiye’de insanların bu konu hakkında nasıl düşündüklerini anlattılar.

Ama ben anlayamadım.

Bu konuyu okumaya çalışırken de partili bir kadının cümlesini okudum: ‘Türkiye’de kadınlar gerçek manada seçilme hakkını 2015’te kullanmıştır’.

Bu cümleyi söyleyen partili kadın, Türkiye’de yaşayan insanların ‘aptal’ olduğuna inanıyor belli ki.

1934’den 2015’e a kadar geçen süre: 81 yıl.

O kadının insanları aptal sanmasının sebebi de bu 81 yıl. Galiba insanların bu hesabı yapamadığını sanıyor.

Ocakmedya’yı tanıyıp yazı yazmaya başladığım zamandan sonra Türkiye haberlerini kaçırmıyorum. Yazılanları da okumaya çalışıyorum.

İtiraf edeyim çok zorlanıyorum.

Anlayamıyorum.

Türkiye’yi yöneten insanlar kendilerini çok akıllı ve vatandaşları da çok aptal sanıyorlar diye düşünüyorum.

Hoşçakalın

3 YORUMLAR

  1. “Aslında Atatürk’le ve o zamanki Türkiye’yle ilgili çok cümleler yazmak isterim ama din konusunda olduğu gibi bu konuda da yanlış anlaşılır diye yazmak istemiyorum.”

    bu cümleye kadar okuyunca dayanamadım; her şey’in yanlış yaşandığı bir zamanda hangi yanlışdan korkuyorsunuz.?

  2. bizde kadına olan bakış kültürel bir miras ve bu mirası reddeden iki düşünce var. biri modern düşünceyi sahiplenenler ki bunlar topyekûn geçmişi de reddediyorlar. diğer düşünce de moderniteyi kavrayıp modernitedeki eksiklerin geleneğin şekillenmesinde önemli rolü olan dinin kadın-erkek ayrımı yapmaksızın insan merkezli bakışıyla giderilebileceğini düşünenler.

    iktidarı oluşturan kesim geleneğin mirasçıları olduğu için ikincilerin sesi bastırılmış, konuşanlar diğer kesimler olduğu için de kadınlar hakkında konuşmaları da kimseyi tatmin etmiyor. benim türkiyede gördüğüm bu.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here