Dünya mirasına katkımız, Ayasofya

0

Deutsche Welle Türkçe önemli bir habere imza attı.

Haberin konusu, Ayasofya.

Ayasofya müzesi, şimdiki adıyla camii 1985 yılından beri Dünya Kültür Mirası listesinde yer alıyor. Aynı şekilde Kariye Camii de Dünya Kültür Mirası içerisinde.

Bu iki önemli yapı bir yıldır cami olarak kullanılıyor.

Ayasofya bizlere çok eskilerden kalan bir emanet.

Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından yaptırıldı.

İnşa edildiği tarih:532-537 yılları arası. Yaklaşık 1500 yıllık bir yapı olan Ayasofya 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmişti.

24 Kasım 1934 yılında ise müzeye dönüştürüldü. Bu dönüşümden önce içindeki sanat eserlerinin üzerlerine kaplanan sıvalar söküldü ve yapıya has olan mozaikler gün yüzünde çıkmıştı.

O günden sonra Müslümanlar her daim ‘zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın’ sloganları attılar. Bugüne kadar camiye dönüştürülmesi mümkün olmamıştı. Danıştay’ın kararıyla Ayasofya’nın yönetimi Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildi ve sonrasında da camiye dönüştürüldü.

Gösterişli bir açılışla da zincirler kırıldı ve Ayasofya açıldı.

Aslında Ayasofya’da daha önce de namaz kılınan bir bölüm vardı ama bu, Müslümanlara yetmiyordu. Çünkü Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi dünyaya verilen bir mesaj niteliğindeydi, ya da en azından Müslümanlar ona inanıyorlardı.

Cami olarak kullanılmaya başlanmasıyla vatandaşlarımız çok mutlu oldular. Belki de Ayasofya’da kılınan namaz diğer camilerde kılınan namazlardan çok daha sevap olduğu inancı mevcut. Bu sebeple açılması için bu kadar ısrarlı davranılmıştı.

Ancak bir sorunla karşı karşıyayız.

Ayasofya’nın cami olarak kullanılmaya başlanması için UNESCO’ya herhangi bir bilgi verilmemişti. Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ayasofya’da yapılan değişikliklerin bildirilmesi gerekiyordu.

Kariye Cami

UNESCO da Türkiye’ye yapılan işlemlerin bildirmesi için süre verdi: 1 Şubat 2022.

Bu tarihe kadar bilgi verilmesi gerekiyor ki, Ayasofya cami statüsünü koruyarak şimdiye kadar olduğu gibi Dünya Mirası Listesi’nde yer almaya devam etsin.

Kimileri bize ne UNESCO’dan diye saçma bir düşünceye kapılabilir. Kendi açılarından haklı oldukları iddiaları da olabilir.

Fakat Dünya Mirası Listesi’nde yer almak için önemli kriterler mevcut. Ülkemizin de Dünya Mirasına katkısı olması gerektiğine inanan vatandaşlarımız mutlaka vardır, ben de aynı şekilde düşünüyorum.

Bu sebeple de UNESCO’dan bize ne demek, bana mantıksız geliyor.

Dünya’ya ve insanlığa birçok değeri katmış olan bir medeniyetin torunları olarak bizler bunu düşünmek zorundayız.

İslam medeniyetinden bahsediyoruz.

İslam medeniyetinin dünyaya kazandırdıklarıyla da övünüyoruz.

Madem Müslümanız, madem İslam medeniyetinin ‘artı değerleri’ni konuşuyoruz.

O halde bizler de dünyaya ve insanlığa ‘artı değer’ katmalıyız diye düşünüyorum.

Müslümanın görevi hem kendine hem de insanlığa kazanımlar yapabilmektir.
‘Zincirler kırılsın Ayasofya açılsın’ diye sloganlar attık.

Ayasofya açıldı.

Namazlar kılındı, dualar edildi.

Hevesimizi aldık, karnımızın şişini indirdik.

Artık normalleşmiş bir şekilde normal olanı düşünmemiz gerekir kanaatindeyim.

Ayasofya’yı seviyorsak, ona saygımız varsa Dünya Mirası Listesi’nde kalması için de çabalamalıyız.

Ayasofya’nın şanına yakışır şekilde hem cami olarak kullanılması ama aynı zamanda da Dünya Mirası olarak da kalmaya devam etmesi için hem vatandaşlarımız hem de siyasi iktidar elinden gelen çabayı sarf etmelidir.

Sevgi ve Bilgiyle kalın  

Önceki İçerikDelta varyantının oranı yüzde 84’e çıktı..
Sonraki İçerikÖlenlerin sayısı 100’e yükseldi..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here