Dünyada bir değil birçok Trump var..

0

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. “Dünyada bir değil birçok Trump var. 2014’ten bu yana ülkemizde yaşananlar, kibir hastalığına yakalanarak despotlaşan popülist liderlerin, nasıl bir devlet krizine yol açabildiklerini göstermesi bakımından önemlidir.” diyen Öztrak, şunları söyledi:

“ABD demokrasisinin kalesi olan parlamento, seçimi kaybeden ama bunu içine sindiremeyen mevcut ABD başkanının yönlendirdiği militanların saldırısına uğradı. Beş kişi öldü. Aslında darbe girişimi, demokrat adayın seçimleri kazandığı gün başlamıştı. Mevcut Başkan ve adamları, seçim sonuçlarına karşı dava üstüne dava açtılar.  Adalet Bakanlığı eliyle yargıçlara baskı uyguladılar ama yargıçlar direndi. Hukuku istismar ederek, seçmen iradesine darbe yapılmasına geçit vermedi. Güçler ayrılığının olduğu bir sistemde yargıçlar, Başkanın değil, halkın yargıçları olduğunu gösterdi. Ancak iktidarı bırakmak istemeyen popülist başkan, elindeki son ve en çirkin kozu oynamaktan çekinmedi. Tam da seçim sonuçlarının parlamentoda onaylanacağı gün, başkente çağırdığı, kendine bağlı milislerle parlamentoya saldırdı. Bu defa parlamento direndi. Mevcut Başkanın kendi yardımcısı, kendi partisinin senatörleri ve temsilcileri de dâhil parlamento ‘artık yeter, bunu yapamazsın’ dedi. Çünkü orada Başkan, aynı zamanda partisinin genel başkanı değil. Senatörler, parlamenterler yeniden seçilmek için başkanın iki dudağına bakmıyor. Tüm yetkilerin tek bir kişide toplandığı ucube bir rejim ABD’de yok. Yeminine sadık kalmayan, anayasayı tanımayan, sınırlarını aşan güce, diğer güçler yerini hatırlattı. Şimdi dünyanın tüm demokratları gibi,  biz de ABD’de seçmen iradesine saldıranların nasıl cezalandıracaklarını görmeyi bekliyoruz.

Despot popülist liderler, demokrasinin imkân ve araçlarını istismar ederek de seçmen iradesine ve hukukun üstünlüğüne saldırabilir. Milletin oylarına saygı göstermeyebilir. ‘Oyları çaldılar’ diyerek; seçim sonuçlarını tanımayabilir. Şımarık çocuklar gibi mızıkçılık yapabilir. Dünyada bir değil, birçok Trump var. Dünyanın neresinde olursa olsun, seçmen iradesine, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne yapılan her saldırıya karşı Cumhuriyet Halk Partisi’nin tavrı açıktır. Karşı çıkarız. Biz, bu sivil darbe girişimini şiddetle kınıyoruz.

2014’ten bu yana ülkemizde yaşananlar, kibir hastalığına yakalanarak despotlaşan popülist liderlerin, nasıl bir devlet krizine yol açabildiklerini göstermesi bakımından önemlidir. 2015 Haziranındaki seçim sonuçlarını sindiremeyen yönetim, 5 ay sonra yeniden seçime gitmiş ve milletin güvenlik endişelerini istismar ederek seçimi kazanmıştır. Bundan bir yıl sonra, eski ortağının askeri darbe girişiminin ardından OHAL ilan ederek sivil darbe sürecini başlatmıştır.  Kuvvetler ayrılığını yok eden, denge ve denetimi sonlandıran, tek adam vesayet rejimine geçmiştir. Bu süreçte yargıyı vesayet altına almış, demokrasimizin çatısı parlamentomuzu işlevsizleştirmiştir. Son yerel yönetim seçimlerinde, milli iradenin vermediği yetkiyi, vesayeti altındaki yargı yoluyla gasbetmeye kalkmıştır ama milletten yediği şamarın sesi her yerden duyulmuştur. Tek adam vesayet rejimine geçtikten sonra her muhalif sese,  darbeci yaftaları yapıştırarak sindirmeye çalışan, soğan satanları bile terörist ilan eden bir yönetimin,  hukuk devletini, demokrasimizi ve özgürlüklerimizi nasıl tahrip edebildiğini hep birlikte yaşadık, gördük.

Geçen yıl, Sakarya’daki havai fişek fabrikasında yaşanan iş cinayetinde Hayatını yitirenlerin aileleri, bugün; ‘bu davayı parası olan değil, üç kuruş için fabrikada kölelik yapan kazanacak’ diye bağırıyorsa, ‘ben altı aydır, kardeşimin acısıyla yemiyorum, içmiyorum, uyumuyorum, parası olan üç gün yatıp çıkamayacak, bu devletin milletiyim, konuşacağım’ diye isyan ediyorsa, burası sözün bittiği yerdir. Tek adam vesayet rejiminde, hesap vermenin, saydamlığın, devlette yozlaşmayı engellemek için ne kadar önemli olduğuna şahit olduk.

En son Boğaziçi’nde böyle bir rektör dayatmasına, üniversite hocaları da öğrencileri de karşı çıkmıştır. Bu demokratik tepkiye Sarayın cevabı, en özgürlükçü üniversitelerimizden birinin kapısına kelepçe vurmak, öğrencileri gözaltına alıp darp ve hakaret etmek olmuştur. Bu üniversite ki, o görüş, bu görüş ayırmadan, 28 Şubat’ta başörtüsü yasağına karşı durmuş bir üniversitedir. Güçlü kurum ve kurallar, demokrasinin bağışıklık sistemidir. Tek adam vesayet rejiminde öğrendiğimiz en önemli ders; tek adam vesayet rejiminin işimizi, aşımızı bitirdiği, cebimizi, mutfaktaki tenceremizi boşalttığı bu rejimin bize hiçbir faydası olmadığıdır.

TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla, emekliye, çalışana kumpas kuruyorlar. Saray milleti unutmuş, Saray beslemelerini abat ediyor. Dünyada devletten en fazla ihale alan 10 inşaat firmasının beşi Türkiye’de. Hepsi de havuzcu… Havuz müteahhitlerinin dövizli garantileri tıkır tıkır ödeniyor. Sadece 2020’de, Avrasya Tüneli’nden geçmeyen araçlar için milletin vergilerinden 392 milyon lira ekstra para ödeyeceğiz.  Bir kuruş vermeden yapıldığı iddia edilen projeler için 2020’nin ilk 11 ayında, bütçeden ödenen garantilerin toplamı ise 13 milyar lirayı buluyor. Vesayet rejimine fiilen geçtikten sonra, can ve mal güvenliğinin olmadığı yerde, iş ve istihdam yaratacak nitelikli yatırımların da olmadığını gördük. 2015’te 19 milyar doları bulan, doğrudan yabancı sermaye yatırımları, bu yılın ilk 10 ayında, 5 milyar dolarlara kadar düştü. Hukuku katledip, iş ve istihdam yaratacak yatırımcıyı kaçıranlar, şimdi yabancı yatırımcı çekmek için, ‘Türkiye’de işgücü sudan ucuz’ diye tanıtım yapıyor. Yüksek faizlerle uluslararası tefecilere, sıcak paracılara el açıyorlar. Damadın kaçtığı gün ülkeye, 1 milyon dolar getiren bir yatırımcı, parasını; İstanbul Borsası’na yatırdıysa, iki aydan daha kısa bir sürede 475 bin doları, Hazine’nin borçlanma kâğıdına yatırdıysa 161 bin doları cebe indirdi. Dünyanın neresinde böyle bir vurgun var? Bu milletin sırtından yapılan soygun neyin nesi?

Çiftçinin sesini duymayanlar, Sudan’da, Nijer’de milyonlarca dönüm arazi kiralayıp, Tarım yapmanın peşinde…  Bu mudur sizin yerliliğiniz? Bu mudur milliliğiniz? Mahmutpaşa esnafı bağırıyor. Saraydakiler esnaflarımızın da sesini duymuyor.

Merkez Bankası Başkanı da Hazine ve Maliye Bakanı da değişti ama eski kadrolar duruyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı yeniden yönetilebilir hale getirin, damat ve kayınpeder Merkez Bankası’nın sadece kurumsal kapasitesini, kadrolarını değil, fiziksel bütünlüğünü de parçaladılar. Damada yakın olsun diye, banka personeli İstanbul ve Ankara arasında bölündü. Yönetilemez hale geldi. Birilerine rant yaratmak amacıyla kritik bölümlerin büyük kısmı İstanbul’a taşındı. Ancak işler büyük ölçüde Ankara’da yürütülmeye devam ediyor. Artık banka personelinin daha fazla mağdur edilmeden, bu saçma uygulamadan biran evvel vazgeçilmesi yerinde olacaktır.”

ÖTV ve KDV’de alkoldeki artışlara ilişkin Öztrak, “Bir ürünün vergisi o ürünün ederlerini aştığı andan itibaren başka sorunlar çıkar. Bunun başında da kaçakçılık gelir. Hem devlet hem insanlarımız zarar görür. Kaçak içki nedeniyle çok sayıda yurttaşımız hayatını yitirdi. Vergi nedeniyle kaçak cazip hale geliyor. Az kazananın az, çok kazananın çok vergi vereceği reformuna ihtiyacımız var ama bu ülkeyi 18 yıldır yönetenler bir şey öğrenmişler. Dolaylı vergiyle emekçilerin, yoksulların sırtına yüklenerek ülkeyi idare etmeye devam ediyorlar.” diye konuştu. 

COVİD aşılarının ne zaman ve ne kadar geleceğinin bilinmemesi hakkında Öztrak, şu yanıtı verdi: “Dünyada 50 ülke aşılamaya başladı. Türkiye’de aşılamanın ne zaman başlayacağı, durumumuz nedir bilgi alamıyoruz. Bu aşılama konusunda vatandaşın takip edeceği ve içinin rahat olacağı bir takvimi Bilim Kurulu’nun açıklaması lazım. Bizde aşılamanın gecikmesi ve torpil olduğu kaygılarıyla bu işin götürülüyor olması ciddi sıkıntılar yaratacaktır. Bu geç kalmanın maliyeti çok büyük. Dün yine sağlık çalışanımızı kaybettik. 300’ün üzerinde sağlık çalışanımız hayatını yitirdi. Bunları yerine koymak mümkün değil. Bir an önce aşılanmaları lazım. Çok net bir aşılama takvimini bu milletin önüne Bilim Kurulu’nun koyması gerekiyor.” 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kaftancıoğlu hakkında ‘DPKPC militanı ‘ demesine Öztrak, “Bu sözleri söyleyen kişinin oturduğu makama bakıyorum, herhangi bir mahkeme kararı olmadan ağzına gelen söylemesi, ağır suçlamalarda bulunmasını gerçekten ruhi sıkıntılı durumun işareti olarak görüyorum. Suçlama çok ağırdır. İstanbul İl Başkanımız gerekli yasal yollara başvuracaktır. Demokrasiyi korumamız için tedbirli olmamız lazım. Bu da onlardan biridir.” karşılığını verdi.

Erdoğan’ın Saadet Partisi’nden Oğuzhan Asiltürk’ü ziyaretiyle ilgili ‘seçim ittifakı’ demesine Öztrak, “Kimin kimle görüştüğüne karışmayız ama her türlü istişarede bir hayır vardır. Umarız ki bu istişarelerde milletin sıkıntıları görüşülüyor olsun.” diye cevap verdi.

Kobani İddianamesi’nin kabul edilmesine Öztrak, “Bu dava beş yıl önce başladı. İki sayfalık metnin tercüme edilmemesiyle bekletildi. Ne zaman ki AİHM karar verdi, o karardan hemen sonra bu dava raftan indiriliverdi. Bu Türkiye’deki hukuk sisteminin içinde bulunduğu hazin durumu gösteriyor.” dedi.

Haluk Pekşen’in ilk kurultayda aday adayı olacağını söylemesine “CHP’nin her bir üyesinin genel başkanlığa aday olma hakkı vardır. Hayırlı olsun diyorum.” dedi.

Pınar Gültekin iddialarının son durumuna ilişkin Öztrak, “Bu konuda daha ilk günden itibaren milletvekilimiz çok net bir tutum aldı. Benim söylediğim ispat edilirse, CHP’den de milletvekilliğinden de istifa ederim dedi. Bu sözleri söyleyenlerle ilgili olarak davayı açtı. Hayret ettiğim bir husus var. Bu iddialar gündeme geldiğinde ortalığı yıkan yandaş medya, milletvekilimiz bu davaları açtığında nerede? Bu durum yandaş medyanın içine düştüğü hali açık seçik ortaya koyuyor. Kendinize saygınız yok en azından okuyucunuza, dinleyicinize saygınız olsun.” şeklinde konuştu. Muharrem İnce’nin parti kurması için Öztrak, “Bizim gündemimizde yok.” dedi.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here