Dünyada Din ve Eğitim Araştırması

1

Geçtiğimiz hafta “2016 TÜBİTAK Bilim, Özel ve Teşvik Ödülleri” töreni Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirildi. Ödüllerin Cumhurbaşkanı tarafından verilmesi ve bilimin değer görmesi takdire şayan.

Ödüle layık görülen ve insanlığa fayda sağlamak amacıyla gece gündüz çalışan tüm bilim insanlarımızı tebrik ediyor ve alkışlıyorum.

Bu törende Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü şöyle bir konuşma yapmıştı:

“İslam dünyasının güçsüzlüğünde en öne çıkan faktörün bilgi, bilim ve eğitimdeki yetersizlik olduğunu düşünüyorum. Bir araştırmaya göre dünyadaki Yahudilerin ortalama eğitim süreleri 13,4 yıl, Hristiyanların 9,3 yıl, Budistlerin 7,8 yıl iken, üzülerek ifade ediyorum Müslümanlarınki sadece 5,6 yıldır. Bu tabloyu muhakkak değiştirmeliyiz.”

Sayın Bakanın bahsettiği araştırmayı ABD merkezli uluslararası araştırma firması PEW yapmış. “Dünyada din ve eğitim” başlıklı araştırmada farklı dinlere ait insanların kaç yıl okula gittikleri araştırılmış.

Araştırma 151 ülkede, 6 grup (Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler, Hindular, Budistler ve herhangi bir dine ait olmayanlar) temelinde yapılmış.

25 yaş ve üzerindeki insanlar üç yaş grubuna ayrılmış. 1936 ile 1955 arasında doğanlar, 1956 ile 1975 arasında doğanlar ve 1976 ile 1985 arasında doğanlar. Araştırmada alınan eğitimin kalitesi değil süresi üzerinde durulmuş.

PEW araştırmasının sonuçlarına göre dünyada ortalama olarak en uzun süre eğitim alan dini grup Yahudiler.

Yahudilerin aldığı eğitim süresi ortalaması 13.4 yıl.

İkinci sırada Hristiyanlar var. Hristiyanların ortalaması 9.3 yıl.

Üçüncü sırada herhangi bir dine ait olmadığını söyleyenler var. Ortalama 8.8 yıl.

Dördüncü sırada Budistler var. Budistlerin ortalaması 7.9 yıl.

 

Müslümanlar 5.6 yıl ortalama ile beşinci sırada.

Altıncı sırada 5.6 ortalaması ile Hindular var.

Yani Müslümanlar ve Hindular aldıkları eğitim süresi ortalaması açısından son sırada yer alıyor.

Aynı dine ait insanların cinsiyet temelinde eğitim süreleri de araştırılmış.

Müslüman erkeklerin dünya çapında eğitim yılı ortalaması 6.4 yıl, Müslüman kadınların ortalaması ise 4.9 yıl.

Hindularda erkeklerin ortalaması 6.9 yıl, kadınların ortalaması ise 4.2 yıl.

 

Yahudiler, Hristiyanlar ve herhangi bir dine ait olmayanlar gruplarında ise eğitim süresi açısından erkeklerle kadınlar hemen hemen eşit seviyede.

Eğitim sıralamasında en sonda yer alan Müslümanlar ve Hindular için iyi haber ise 1976-1985 arasında doğan genç kuşağın eğitim yılı ortalamasının daha yaşlı kuşaklara göre daha yüksek olması.

1976-1985 arasında doğan Hindu gençlerin eğitim yılı ortalaması 7.1 yıl. Bu ortalama 1936-1955 yılları arasında doğan Hinduların iki katı. Demek ki olumlu yönde bir gelişme var.

Müslümanlar için de aynı şey geçerli. Genç kuşak Müslümanlar yaşlı kuşaklara göre 3 yıl daha fazla eğitime sahip. Bu gelişme de çok çok önemli ama maalesef yeterli değil.

Dünya ortalamasında en üst sırada yer alan Hristiyanlar ve Yahudilerde genç kuşakların kazanımları daha az. Hristiyanlarda gençler yaşlı kuşaklara oranla 1 yıl daha iyi durumda. Yahudilerde ise gençlerin kazanımı bir yılın altında.

Araştırmada ilkokula bir yıldan daha az gitmiş veya hiç okula gitmemiş insanların oranları da veriliyor.

Dünya genelinde her beş kişiden biri yani dünya nüfusunun yüzde 19’u hiç okula gitmemiş.

Farklı dinlerde oranlar farklı. Her on Hindu’dan dördü yani yüzde 41’i hiç okula gitmemiş.

Müslümanlarda bu oran yüzde 36. Yani Müslümanların en az üçte biri ya hiç okula gitmemiş ya da bir yıldan az okumuş.

Budistlerde hiç okula gitmeyenlerin oranı yüzde 10, Yahudilerde ise yüzde 1.

Müslümanlarda hiç okula gitmeyen kadınların oranı yüzde 43, erkeklerin oranı yüzde 30. Diğer dinlerde bu fark çok daha az. Herhangi bir dine ait olmayanlar grubunda kadınlarla erkekler arasındaki fark yüzde 9, Yahudilerde ise yüzde 1.

Sadece genç kuşağa (1976-1985) bakıldığında Hindularda ve Müslümanlarda bu alanda kadın-erkek eşitsizliğinin azalma eğiliminde olduğu görülüyor.

Eğitimin kalitesi tartışılabilir ancak ilk emri “oku” olan bir dinin mensuplarının, neden az okuduklarını, ya da hiç okumadıklarını izah edebilmek ne kadar zor!

“İlim öğrenmenin kadın-erkek her Müslümana farz” olduğunu;

“İlim elde etmekten daha değerli hiçbir iş bulunmadığını”;

“Beşikten mezara kadar ilim elde etmek için çalışmak gerektiğini”;

“Çin’de de olsa bilginin alınmasının gerektiğini” bildiren bir Peygamber’in ümmetinin, bilgiden/ilimden bu kadar yoksun olmasını nasıl açıklayacağız acep!

Güçlü olmanın tek yolu ilim, eğitim ve bilime öncelik verip yatırım yapmaktır.

Bu tablolar bizi umutsuzluğa düşürmemelidir. Genç kuşaktaki artan bu eğitim süresini daha fazla artırıp eğitimi kaliteli hale getirmek için uğraşmalıyız. İşimiz çok, ama zor değil.

Velhasıl okuyalım, okutalım, okuyalım…

Kaynak: PEW

1 YORUM

  1. Cemal Bey, bu ülkede “Okuma oranları arttıkça hafakanlar basıyor. Cahil halkımızın ferasetine güveniyorum.” diyen “Prof.”lar var. Ve YÖK’e yani yüksek öğretim için çalışması gereken bir kuruma denetleme üyesi yapıldı. Korkarım ki kimlerin üniversiteye gittiğini denetleyecek önlem için.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here