Dünyadaki endişe yoksulluk, bizdeki de farklı değil

1

Ekonomiden bahsetmek insanın hoşuna gider mi?

Bunun cevabı ikidir. Birincisi ekonomi iyiyse, hoşunuza gider. Peki ya ekonomi iyi değilse?

İşte o zaman da gitmez doğal olarak çünkü can sıkıcı bir konudan bahsetmek yazan için de okuyan için de boğucu hale gelir.

Yazıyı kaleme alırken ben bunaldığımı fark ettim, eminim sizler de okurken sıkılıyorsunuzdur.

Her sabah kalkar kalkmaz ya da sabah olmadan uyandığınızda her daim dövizi takip ediyor olmak bile stres sebebidir.

‘Bize ne canım…’ deme lüksümüz de yok.

Bazı insanların dediği gibi ‘dolarla mı alıyoruz’ deme saflığını da yaşamıyoruz. Neresinden tutarsanız tutun hepimizi ilgilendiriyor.

İpsos isimli kuruluş ülkemizde ve dünyada insanları endişelendiren konuları sormuş.

İlk sırada korona salgını bunda hepimiz hemfikiriz.

İkinci konu ülkemizde ve dünya genelinde yoksulluk ve sosyal eşitsizlik. Bu sorun sadece Türkiye’nin değil dünyanın sorunu.

Ülkemizde olanı yakından tanıdığımız için doğal olarak oraya odaklanıyoruz. Eşitlik, adalet, azınlıkların hakları, dar gelirlinin daha rahat şartlarda yaşama hakkı söylemi ile gelen bir iktidar nasıl oldu da bu hale geldi.

Fehmi Koru dünkü yazısında çarpıcı bir cümle kullanmıştı: ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ Avrupa’nın krallar veya kraliçelere sahip ‘anayasal monarşi’ diye adlandırılan ülkelerinde monarşiye tanınan hak ve yetkilerin çok ötesinde bir görev yükünü seçilmiş cumhurbaşkanına tanıyor.

Üstelik, bizde cumhurbaşkanı, bir partiye genel başkanlık da yapabiliyor…’

‘Monarşiye tanınan hak ve yetkilerin çok ötesinde bir görev yükü’ cümlesi yüke isnat edildiği gibi hakka da isnat ediliyor.

Eminim Fehmi Koru bu noktaya ışık tutmadı ve okuyucu buraya eğilsin istedi.

Bir yerde görev varsa orada hak da mevcuttur. Ama ilginç olanı ise görevlerin olduğu yerde görevler hakkıyla yapılmazken, haklar nedense sonuna kadar kullanılıyor.

Bunun anlamı ne?
Biraz geriye dönüp bakalım ve değerlendirme yapalım.

Başkanlık sistemi ile ülke uçuşa geçecekti!

Ekonomiyi bize bırakın nasıl düzlüğe çıkacak’ denmişti.

Hani bazıları ellerinde silahlarla poz vererek göz dağı vermeye çalışıyorlar ya. Bir pencereden görünenleri halka göstermeye çalışıyorlar. Bir bakıma kendi pencerelerinden.

Bir de öbür pencereden bakalım.

Bu halk 3 yıldır sabrediyor.

%50 3 yıldır bu başarısızlığa susuyor, sokaklara çıkmıyor, taşkınlık yapmıyor.

Dalga geçer gibi yapılan akaryakıt zamları ve fiyat indirimlerini sakince takip ediyorlar.

Marketlerdeki etiketlerin değiştirilme hızına yetişemeyen insanlardan bahsediyoruz.

Tekrar tekrar bu konuyu ele almayı sevmiyorum. Ama bugün yaşadığım bir olay karşısında şaşırdım, kelimenin tam anlamıyla kalakaldım. Psikolojik ve dini danışmanlık yaptığım ceza evinde Faslı bir gençle konuşuyorduk.

Fas’daki ekonominin ne kadar kötü olduğundan, göreve gelmelerde yapılan kayırmalardan ve torpillerden dert yandı.

Bir hayli konuştuk.

Fas’ın da Müslüman bir ülke olduğunu da hatırlatmak isterim bu arada.

Sonrasında da bir avronun kaç dirhem olduğunu sordum. Verdiği cevap kalakalmama sebep olmuştu.

Bir avro 10,30 dirheme eşitmiş.

Yazımı kaleme aldığım şu dakikada bir avro ülkemizde 15,30 TL’ye eşit.

Daha ne diyebilirim ki…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikNoel çarşısında gezmenin tadı
Sonraki İçerik‘Tarihin sonu’ gelmedi ama bizim coğrafyada yaşayanların dikkatli olmasında yarar var…
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

1 YORUM

  1. Yazık çok yazık, giderayak bu ülke insanına bunlar yapılır mı? Anlaşılan Ülkeyi Aldıkları gibi, hatta daha da kötü bir halde teslim edecekler, ederlerse tabi.
    Bir yönetim geldiği gibi gitmesini bilmeli, bir daha gelmemek için gitmemeli.
    Bir insan, bir yönetici hatasını kabul etmediği sürece hatasını düzeltemez. Mevcut yöneticilerimizin hatasını görmezlikten gelmeleri özrü kabahatinden çok çok büyük. Artık yolun sonu göründüğünü fark edenler, her ne pahasına olursa olsun iktidarı bırakmamanın yolarına da başvurmaları da beklenebilir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here