Dünyanın gidişatı ve Türkiye/ Die Lage der Welt…

0

(Deutsche Version s.u.)

Yayılmacı, tehditkar ifadeleri ve sert söylemi ile sadece ABD’ni değil dünyanın dengelerini de sarsan Trump, Minneapolis’teki yoğun bakım ünitesi hemşiresi Alex Pretti’nin, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu (ICE) görevlisi tarafından vurularak öldürülmesi sonucu ABD’nde başlayan protestoları dindirmek amacı ile dilini biraz da olsa yumuşattı sayılır. Pretti’yi vuran görevli hakkında soruşturma başlatacağını açıklaması bu gergin ortamı biraz olsun yumuşatır mı göreceğiz. Pretti’nin öldürülmesi ve bu cinayetin yansımaları Trump’ı dizginlemiş, aynı zamanda ABD iç politikasında bir dönüm başı teşkil etmiştir denebilir. 

Trump, 27 AB Devletinin ortak sert çıkışları nedeniyle şimdilik Danimarka’ya ait özerk statüdeki Greenland’i de almaktan vazgeçmiş gibi. 27 Ocak 2026’da yaptığı bir açıklamada, Greenland’de diğer devletlerle ortaklaşa faaliyette bulunabileceğini ifade etmesi Trump gibi bir siyasetçi için geri adımdır diyebiliriz. Kış Olimpiyatları için Milano’ya gidecek Amerikan ekibini korumakla görevlendirilen ICE görevlilerinin kabul edilmeyeceği  Milano Belediye Başkanı, 28 Ocak 2026’da açıkladı. ICE güvenlik yetkililerinin yasadışı eylemleri artık tüm dünyada biliniyor. 

Trump’ın ifadesindeki farklılığın başka bir nedeninin ABD’nin İran’a saldırı planları olabilir mi? Abraham Lincoln, Gerald Ford  gibi olağanüstü donanımlı uçak gemilerinin Basra Körfezine doğru yol alması boşuna değil. Bu tür büyük operasyonlarda İngiliz MI 6, İsrail’in Mossad’ı ile Amerikan CIA istihbarat örgütlerinin ortak hareket ettiklerine şüphe yok. Haziran 2025’de, İsrail’in İran’a saldırısı sonucu İran Genel Kurmay Başkanı başta olmak üzere üst düzey komutanların ve nükleer fizikçilerin öldürüldüğü sonradan ortaya çıktı.

Orta Doğu`nun en kuvvetli ordusu Türkiye, Türkiye’yi takip edenler ise İran, Mısır ve İsrail. Bu listeyi yapan ABD merkezli Global Fire Power. Bu Kuruluş sadece asker sayısı değil, ordunun eğitimi, silah kapasitesi gibi çeşitli kriterleri de sıralamada göz önüne almış. Suriye ve Ukrayna’daki gelişmeler artık biliniyor. Trump, 20 Ocak 2026’da yaptığı birinci görev yılı konuşmasında, Kürtleri sevdiğini, onlara para, petrol dahil çok yardım ettiğini, ancak Kürtlerin Amerikalılar yerine kendileri için çalıştıklarını ifade ederek Kürtleri gözden çıkardığını açıkça beyan etmiş sayılır. Güneyimizde konuşlanan Suriye Demokratik Güçleri içindeki Kürtler şimdi Fırat’ın doğusuna kaydırıldılar. ABD desteğini Suriye geçici Devlet Başkanı Al Şara’dan yana koydu. Bu durumun Türkiye’de iktidarın Kürt açılımını nasıl etkileyeceği belirsiz. Ukrayna’da ise Rusya adına Hintli, Afgan gibi askerler savaşıyorlar. Bu savaşın nasıl olduğunu/olacağını ise tarihçilerden öğreneceğiz. 

AB ülkelerinin Trump vergilerinden kurtulmak için bugünlerde Hindistan ile kapsamlı bir ticaret anlaşması yapacağı yabancı basında yer almakta.

Türkiye’yi asıl etkileyecek olan İran’ın durumu. İran, hem sınırdaşımız hem ticaret ortağımız.Trump, ticarete devam etmemiz halinde Türkiye’ye de vergi uygulayabilir.

Türkiye’nin İslam coğrafyasında NATO, AB karışımı bir örgüt kurma çabalarını Batı ile yakınlaşmaya kullansa daha faydalı olur kanısındayım. Ulu önder Gazi Mustafa Kemal’in Arapların içişlerine karışmayalım ifadesi ne kadar da yerinde: Onun ne büyük bir Devlet adamı olduğunun bir diğer göstergesi. Ayrıca yargının bağımsızlığı, demokrasi ilkelerine bağlılıktan çıkılmaması Türkiye için çok önemli. Siyasi bakımdan Trump’a bağlı gibi görünen Türkiye’nin ekonomi açısından da zorluklarına bir an önce yeni yollar araması Trump yerine batıya odaklanması kaçınılmaz görünüyor. 

__________________________________________

Die Lage der Welt und die Türkei

Trump, der mit seinen expansionistischen, bedrohlichen Äußerungen und seiner harten Rhetorik nicht nur die USA, sondern auch das Gleichgewicht der Welt erschüttert, hat seine Sprache etwas gemildert, um die Proteste in den USA zu beruhigen, die nach der Erschießung der Intensivkrankenschwester Alex Pretti in Minneapolis durch einen Beamten der Einwanderungs- und Zollbehörde (ICE) ausgebrochen waren. Ob seine Ankündigung, Ermittlungen gegen den Beamten einzuleiten, der Pretti erschossen hat, die angespannte Lage etwas entschärfen wird, bleibt abzuwarten. Der Tod von Pretti und die Auswirkungen dieses Mordes haben Trump gezügelt und gleichzeitig einen Wendepunkt in der Innenpolitik der USA markiert. 

Aufgrund der gemeinsamen scharfen Kritik der 27 EU-Staaten scheint Trump vorerst davon Abstand genommen zu haben, das zu Dänemark gehörende Grönland mit seinem autonomen Status zu übernehmen. In einer Erklärung vom 27. Januar 2026 sagte er, dass er sich in Grönland gemeinsam mit anderen Staaten engagieren wolle, was für einen Politiker wie Trump einen Rückzieher bedeutet. Der Bürgermeister von Mailand erklärte am 28. Januar 2026, dass die ICE-Beamten, die mit dem Schutz der amerikanischen Mannschaft beauftragt sind, die zu den Olympischen Winterspielen nach Mailand reisen wird, nicht zugelassen werden. Die illegalen Handlungen der ICE-Sicherheitsbeamten sind mittlerweile weltweit bekannt. 

Könnte ein weiterer Grund für Trumps veränderte Haltung die Pläne der USA für einen Angriff auf den Iran sein? Es ist kein Zufall, dass außergewöhnlich gut ausgerüstete Flugzeugträger wie die Abraham Lincoln und die Gerald Ford in Richtung Persischer Golf unterwegs sind. Es besteht kein Zweifel, dass bei solchen Großoperationen der britische MI 6, der israelische Mossad und die amerikanischen Geheimdienste der CIA gemeinsam agieren. Im Juni 2025 stellte sich heraus, dass infolge des israelischen Angriffs auf den Iran der iranische Generalstabschef sowie hochrangige Kommandeure und Nuklearphysiker getötet worden waren.

Die stärkste Armee im Nahen Osten ist die der Türkei, gefolgt von Iran, Ägypten und Israel. Diese Liste wurde von der US-amerikanischen Organisation Global Fire Power erstellt. Diese Organisation hat bei der Rangliste nicht nur die Anzahl der Soldaten berücksichtigt, sondern auch verschiedene Kriterien wie die Ausbildung der Armee und die Waffenkapazität. Die Entwicklungen in Syrien und der Ukraine sind mittlerweile bekannt. In seiner Rede zum ersten Amtsjahr am 20. Januar 2026 erklärte Trump, dass er die Kurden liebe, ihnen viel Geld und Öl zur Verfügung stelle, sie jedoch für sich selbst statt für die Amerikaner arbeiteten, und machte damit deutlich, dass er die Kurden aufgegeben habe. Die Kurden innerhalb der Demokratischen Kräfte Syriens, die im Süden stationiert sind, wurden nun östlich des Euphrats verlegt. Die USA haben sich für den syrischen Interimspräsidenten Al-Shara entschieden. Wie sich diese Situation auf die Kurdenpolitik der türkischen Regierung auswirken wird, ist ungewiss. In der Ukraine kämpfen Soldaten aus Indien und Afghanistan für Russland. Wie dieser Krieg verläuft bzw. verlaufen wird, werden wir von Historikern erfahren.

In der ausländischen Presse wird berichtet, dass die EU-Länder derzeit ein umfassendes Handelsabkommen mit Indien abschließen wollen, um den Trump-Zöllen zu entgehen.

Was die Türkei wirklich beeinflussen wird, ist die Lage im Iran. Der Iran ist sowohl unser Nachbar als auch unser Handelspartner. Trump könnte auch der Türkei Zölle auferlegen, wenn wir den Handel fortsetzen.

Ich bin der Meinung, dass es für die Türkei in der islamischen Welt sinnvoller wäre, ihre Bemühungen zum Aufbau einer Organisation, die eine Mischung aus NATO und EU darstellt, für eine Annäherung an den Westen zu nutzen. Wie treffend ist doch die Aussage des großen Führers Gazi Mustafa Kemal, dass wir uns nicht in die inneren Angelegenheiten der Araber einmischen sollten: Dies ist ein weiterer Beweis dafür, was für ein großartiger Staatsmann er war. Darüber hinaus sind die Unabhängigkeit der Justiz und die Einhaltung der demokratischen Grundsätze für die Türkei von großer Bedeutung. Da die Türkei politisch gesehen von Trump abhängig zu sein scheint, erscheint es unvermeidlich, dass sie sich wirtschaftlich gesehen so schnell wie möglich nach neuen Wegen umsieht und sich statt auf Trump auf den Westen konzentriert.

Önceki İçerikKadınlar Öldürülüyor, Sistem Susuyor/Frauen werden getötet…
Sonraki İçerikCehâlet, Düşüncesizlik ve Esaret/ Unwissenheit…
Deniz Kılıçer
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.