Düşman, maskesi düşmüş dosttur

0

Niyet iyi olunca derler.

Niyet iyi mi peki?

Bu sefer de niyet bir hesaba göre olunca kötüdür derler.

Peki hangi niyet bir hesaba göre değildir?

Ya da şöyle sorayım: ‘Hesabı olmayan bir niyet olabilir mi?’

Ama iyi bir hesaba göre olunca!

Hayda! Başa döndük. 

Hesapsız niyet olmuyor, hesaplı niyet olmuyor!

İyi de niyet olmadan ne olabilir ki?

Hiçbir şey.

Demek ki bir şey olacaksa iyi-kötü bir niyet olmak zorunda.

Ama niyet genelde iyilik maskesi altında kötüdür ve esas olarak cevabını bulmamız gereken şey odur.

O zaman niyetin niye kötü olduğuna bakalım.

Öncelikle hayat kavgası başarma amacı üzerine kuruludur ve şeyleri başarma amacına göre konumlamakta, dost-düşman diye belirli saflara ayırmaktadır.

Bu arada dostu başarısına müttefik alırken, düşmanı da ulaşılacak hedefe referans yapmaktadır. 

Burada dostluk sizi yanıltmasın, safların belirlenmesinde düşmanın yanında konumlanmasa da o da başarı amacının parçasından öte bir şey değildir.

Ki dostun başarısı lehte bir rezonans yaratıyorsa desteklenmesi bir olasılıktır, yaratmıyorsa o da değildir, çünkü lehte güç bulmayan dost her ne kadar “dost” diye tanımlanmasa da aslında o da üstü örtük bir düşman tanımı içindedir.

Zira güç gerçekleştirilecek amacın bir parçasıdır ve o da şu anda sizin elinizde değildir.

O nedenle dosta niyet iyiliğin süslü maskesi ardına gizlense de aslında gizlenen şey kıskançlıktır, başkasına kaptırılmış zaferin hüsranı ve kötülüktür.

Ancak bu kötülüğe genel bir iştirak olduğundan bu kötülük tek tek herkes tarafından görmezden gelinmekte, herkes o kötülükteki payından dolayı susmayı tercih etmektedir.

İnsanlar arası diyaloglarda sözlerin mecazlarla ifadesi de bu nedenledir, çünkü gerçekte dostun da düşmanın da safını bu sözler belirlemektedir ve burada dost ile düşman arasındaki tüm fark, düşman kötü niyetini saklama gereği görmezken, dostun şimdilik o niyeti saklama gereği görmesidir.

Dostlun dostluğu doğru zamanda doğru darbeyi vurması açısından kullandığı bir araçtır ve doğru zaman geldiğinde de dost genelde o darbeyi esirgememekte, ilk fırsatta beşer olmanın saf vicdanıyla darbesini indirmektedir. 

Düşmanın düşmanlaşması genelde o dost maskesini kullanamaz duruma düşmüş dostun bir eseridir. 

Kaldı ki düşmanlar arası husumetlerin nedenlerine de baktığımızda geçmişlerinde o dostlukların suiistimalinden başka bir şey görmüyoruz. 

Kısacası; düşman maskesi düşmüş dosttur, dost ise maskesini korumayı başarmış düşmandır.

Bizim dost görünümlü onca düşmanla birlikte yatıp kalkıyor olmamızın nedeni ise ihtiyaçlarımızın bizi bu şekilde yaşamaya ikna ediyor olmasından ötürüdür, zira (lanet olsun) kendi başımıza yapamıyoruz.

Eğer kendi başımıza yapabiliyor olsaydık tüm köprüleri yıkacak, tüm ipleri koparacak ve önümüze gelenin canına ot tıkamaktan kesinlikle geri durmayacaktık. 

Ama yapamıyoruz, çünkü aynı bezin hammaddesi olsak da ancak aynı maskaralığı yaptığımızda ve aynı maskaralığa katlandığımızda yapabilir duruma geliyoruz.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here