Düşmenin anatomisi

1

Düşmek  genellikle olumsuz anlamda kullanılan bir fiil. Buna çok sayıda örnek bulmak mümkün: İktidardan düşmek, gözden düşmek, yolda düşmek, gönülden düşmek  v.b. gibi. Bu konuda Hz. Mevlana‘nın bir sözü aklıma gelir: “Aşk bir uçurumdan düşmek gibidir. Bunun için sevgiliye yar denilir.”

Brezilyalı yazar Paulo Coelho ise “Yaşamanın sırrı yedi kere düşmek, sekiz kere ayağa kalkmaktır” diyerek düşmenin karşıtı olarak kalkmak fiilini de öne çıkarmış.

Bense bu düşmeleri birkaç kez  yaşadım. Benim düşmelerim bir ikisi hariç yolda düşmek şeklinde oldu. En son  düşmem, geçtiğimiz günlerde Karum alışveriş merkezinin önünde yürürken  oldu. Traverten taşların cilalanması ile her yaştan insan için tehlikeli olan bu güzergahdan geçerken arka üstü düştüm. Düşünce ilk gördüğüm masmavi bir gökyüzü idi. O zamana kadar Karum’un önünde sırt üstü yatıp gökyüzünü seyretmek aklımın ucundan bile geçmemişti. Ama böyle tesadüfler  istemeyerek de olsa sizi böyle deneyimlerin içine sokabiliyor. 

Garaj girişindeki iki güvenlik görevlisi gelene kadar gökyüzüne baktım. Aslında  insan bu evrende ne kadar küçük bir nokta. Genç bir kadın, ambulans isteyip istemediğimi sordu. Salgın koşullarında bunun iyi bir fikir olmayacağını içimden düşünüp birşeyim olmadığını söyledim. Ama kalkamıyordum. Bu sırada üç kişilik kurtarma ekibime bir Suriyeli orta yaşlı bir erkek katıldı. Ambalajında küçük boy çukulatayı yersem “enerji alacağımı” ifade etti ve yiyebilmem için başımı kaldırdı. Çukulatayı  ısrar üzerine açıp yedim. Tüm bunlar olurken gökyüzünün maviliğine de  bakıyordum. Nihayet iki genç güvenlik görevlisinin ellerine tutunarak yerden kalktım. Bu arada konulan teşhislerin arasında kalp krizi, sara nöbeti ve Suriyelinin şeker düşmesi tanıları arasında fikir teatisinde bulunurken kardeşim olay yerine geldi. Herkese yakın ilgisinden dolayı çok teşekkür ettim. Arabanın içinden el salladım. Onlar da el salladılar. Aramızda bir bağ oluşmuştu adeta. Benim  onların heyecanını da yatıştırmak için  daha sakin duruşum, yürürken yola sağa sola daha çok dikkat etmem gerektiğini belirtmem onların da meyilli yerlerin böyle tehlikeli olacağını ifade etmeleri durumun vehametini azalttı.  Kendilerine minnettarım. Ben de her anlamda  düşenin yardımına koşardım. Bu vesileyle yolda düşmenin özellikle sırt üstü düşmenin ne kadar tehlikeli olduğunu çekilen röntgen de göstermiş oldu.Üç hafta kesin istirahat ve ağrı kesiciler durumumu düzeltecekti.

Aslında kurtarma operasyonunda yitirdiğimiz 13 kahramanımız ve operasyonun ne kadar davul zurna ile yapıldığını yazacaktım. 1976‘da, İsrail‘in, İsrailli, Yahudi asıllı Alman ve Fransız 103 yolcunun bulunduğu bir uçakta rehine alınanları Afrika’ya  giderek o zaman düşman oldukları Mogadişu’nun  Entebbe Havaalanından nasıl kurtardıkları aklıma geldi.

On üç şehidimizin beş buçuk yıl mağaralarda hangi kötü şartlarda ama umutla yaşadıkları ve nasıl acı çektiklerini düşündüm. Bunları düşünürken kendi yasımı kendim ilan ettim. Onlara Allah’dan rahmet ve ruhlarını şad etmesini niyaz eder, değerli Ailelerine başsağlığı ve sabır dilerim.

Düşmek kolay ama ayağa kalkmak zor. Bunu  başaracağımıza eminim.

Önceki İçerikBu ordu hepimizin! Senin değil, benim değil.
Sonraki İçerikRegaip Kandili. Var mı, yok mu?
Deniz Kılıçer
Ocak 2019'da emekli olmuştur. Dışişleri Bakanlığı Statejik Araştırma Merkezi Başkan Yardımcılığı ve Başkan (2011- 2012). Vatikan Büyükelçiliği Birinci ve daha sonra Elçi Müsteşar (2006-2011). Protokol Daire Başkanı (2001-2005). İsveç Stokholm Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı (1998-2001). Slovenya Ljubljana Büyükelçiliği Müsteşarı (1996-1998). Boru Hatları ve Enerji Dairesi Başkanı (1994-1996). Kafkas İşleri Dairesi Şube Müdürü (1992-1994). Hollanda Deventer Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı (1988-1992). Enformasyon Dairesi Başkatip (1986-1988). Endonezya Cakarta Büyükelçiliği İkinci Katip (1984-1986). Londra Büyükelçiliği İkinci Katibi (1980-1983). Kıbrıs Siyasi İşler Dairesi İkinci Katip (1978-1980). Papalık Gregoryen Üniversitesi Temel Teoloji Lisansı Diploması(2007-2010). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü SBF Master Derecesi (1988). Basılı Tez: “İngiliz İmparatorluğundan Commonwealth'e:İki Dünya savaşı Arasında Çanakkale Krizi 1919-1939”. "London School of Economics"'de misafir öğrenci (1988). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Lisans Diploması (1976). Ödüller İtalya Cumhurbaşkanı G. Ciampi tarafından Ankara'da tevdi edilen “Şövalye” ünvanı (Cavallieri Stella Stara per la Solidarita Italiani) Eylül 2005. İran Büyükelçisi Dowlatabadi tarafından tevdi edilen Humeyni Altın Nişanı Eylül 2005. Dinlerarası diyaloga katkılarından dolayı Papalık Tiberina Akademisi Şeref Üyeliği Kasım 2007. İngilizce, Maley dilleri (Bahasa Endonezya ve Maley) İtalyanca bilmektedir.

1 YORUM

  1. Geçmiş olsun Deniz hanım. Acil şifalar diliyorum , umarım tez zamanda sağlığınıza kavuşursunuz. Şehitlerimize Rabbimden mağfiret diliyorum.Mekanlari cennet olsun. Kederli ailelerine sabrı cemil versin Rabbim

    Üniversite zamanlarımda tanıştığım çok yakın bir arkadaşım, askerde Şehit düştü. (Düşmek fiilinin en güzel hali) Kütahya’ ya taziyeye gittim. Ailesini ilk defa görmüştüm.Ailenin tek çocuğuydu.Bir hafta kadar sonra şehidi rüyamda gördüm , boynuna sarıldım. Nerelerdesin kardeşim dedim. Komutanım bana bir görev verdi. Mağara gibi bir yerde saklaniyorum, vazifeme orada devam edeceğim dedi. Uyandım ve şehitlerle ilgili ayet aklıma geldi.

    “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyiniz. Bilâkis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” (Bakara, 154)
    Hayattayken mont almak için benden borç istemişti. Burs alınca ödemişti borcunu. Şehit olduktan üç hafta kadar sonra, babası ,şehidin bir arkadaşiyla montu bana göndermişti. Çok şaşırmıştım. Montu hala kullanırım.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here