Düşmüş bir çeneyi onaylayarak susturmaktan daha kibar bir yol yoktur

1

Cahili ikna etmek istiyorsanız sesiniz onunkinden daha yüksek çıkmalı.

Bu tıpkı zalimi ikna etmek için sopanızın onunkinden daha büyük olması gerektiği gibi.

Herksin anladığı bir dil var.

Zaten sorun herkesin bir dilden anlaması değildir, dil bilenin dilini geçer sayması, bildiği dil üzerinden herkesi ikna edeceğini umması ve ikna etmeye çalışmasıdır.

İşte, birilerin “ben siyasetçiyim, insanları dilimle ikna ederim; ya da birilerin “ben savaşçıyım, insanları sopayla ikna ederim” demesinin nedeni buradan gelmektedir.

İnsanları ikna etmenin bir dili olduğu doğrudur, ancak herkesin aynı dille ikna edilebileceği görüşü doğru değildir.

Devletlerin insanları ikna etmek için pek fazla enstrüman kullanmalarının nedeni de buradan gelmektedir; politika, para, polis, jandarma, karakol, mahkeme veya ceza evleri bu enstrümanlardan bir kaçıdır; kimin hangisiyle ikna olacağı ise konunun ayrıntısıdır.

Türkiye’de “Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar” diye hoş nahoş bir deyim vardır.

Polise göre sopayı yiyen herkes doğruyu söylemektedir, sanırım polisin sopaya tapınmasının nedeni de buradan gelmektedir; çünkü polis sopayı yiyenin doğru konuştuğuna inanmaktadır.

Oysa bu sanıldığı kadar kolay değildir, çünkü çoğu zaman ikrar doğruyu değil, isteyene istediğinin verilmesidir ve nedeni istenilen şeye göre değişmekle birlikte bu bazen yaşama içgüdüsü olabilir, bazen de baştan savma veya karşı tarafın susmasını sağlama.

Çünkü kişi karşısındakine istediğini vererek kurtulacağını ummaktadır.

Neticenin fiyatı ise, karşı tarafın kül yutmazlığı ve ikrarda bulunanın neleri göze aldığına bağlı olarak değişmektedir.

Hatırlıyorum 12 Eylül darbesinde ve üzülerek söylemeliyim ki, 12 yaşımda alınırken (gerekçe sokağa çıkma yasağında evinin önünde oynamak) müşerref olduğum işkence esnasında Süleyman Demirel’i öldürdüğümü söylemiştim!

Sanırım jandarma bununla beni çözme frekansını yakaladığını düşünüyordu, bende istediklerini vererek işkenceden kurtulmayı umuyordum.

Demem o ki, siz tek dille herkesi ikna edemezsiniz, görünürde istediğinizi aldığınızı düşünebilirsiniz, ama bu aslında karşı tarafın size istediğini vererek kendisinin istediğini alması olabilir.

Örneğin pek çok siyasetçi “dilimle ikna edemeyeceğim adam yoktur” der.

Ve aslında pek çok dinleyici düşmüş bir çenenin yalnızca susması için kendisini ikna olmuş gibi gösterir; zira çoğu zaman düşmüş bir çeneyi onaylayarak susturmaktan daha kibar bir yol yoktur.

Sorun şu ki, her dil bilen diliyle netice alacağını düşünmektedir; örneğin bir tacire sorarsanız, ona göre parayla ikna edilemeyecek bir Allah’ın kulu yoktur.

Kuşkusuz bu dillerin hepsi oldukça etkilidir ve doğru dili seçebilirseniz arzuladığınız neticeyi almanız pek ala olasıdır; ama kim hangi dille ikna olabilir, işte bu belli değildir.

O nedenle her meslek erbabının dilini geçer sayması bir doğruluğa sahip olsa da, bu bir yere kadardır, yani eğer karşınızdakini ikna etmek için ortaya koyacak daha farklı enstrümanlarınız da yoksa arzuladığınız neticeyi almamanız olasılıklar içinde yalnızca bir olasılıktır ve takdir edersiniz ki, hepimizin mutlak arzusu olasılık değil, kesinliktir, olasılık ise kesinlik değildir.

Biz ise hep bir kesinlik arıyoruz ve doğrusu onu henüz bulmuş değiliz ve bu nedenle kesinlikten hareket etmiş her dil erbabı yanıldığı kadar yapılan hatalarında suç ortağıdır ve hata yapanın vicdanı karaysa onu o hatayı seçmeye mecbur bırakanın vicdanı ondan daha karadır, çünkü onun sınadığı ve hata yapmasına neden olduğu insan sayısı fazladır.

Buna göre, bir cahili ikna etmek için sesiniz onunkinden daha yüksek çıkmalı sözüyle giriş yaptıysam da, aslında bu doğru değildir, çünkü yüksek seste diğer diller gibi tek dili bir ikna aracıdır ve cahilin size boyun eğmesi de ikna olduğuna dair yeter kanıt değildir.

Belki baktı ki siz ikna olmuyorsunuz, oda onaylayarak başından savmayı geçer yol gördü!

Sizce de bu mümkün değil mi?

Unutmayın cahillik bilmek değildir, bildiğinden mutlak manada emin olmaktır.

İbrahim Yersiz

1 YORUM

  1. Yazılarınızda sık sık bazı önermelerinize takılıp kalıyorum.Bu iyi bir şey;beni düşünmeye zorluyor.
    Bugün de en çok şu “cahillik bilmek değildir, bildiğinden mutlak manada emin olmaktır.”önermenize takıldım,kaldım.Bence yeni bir yazıyla açılmayı hak ediyor.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here