Duygularınız aç olabilir mi?

1

Daha çocukluktan itibaren tatlı besinler bir ödül olarak çocuklara sunuluyor. Sosyal çevre, aile ve okulda öğrenilen bu davranışlar aslında farkında olunmasa da çocukları ileride sıkıntılı ve stresli dönemlerde tatlı besinlere yönelmelerini sağlayıp duygularıyla başa çıkmak yerine yatıştırmaya itiyor. Çocukluk yaşta kazanılan bu alışkanlıklar bireyleri, duyguları ile başa çıkamayan insanlara dönüştürüp duygusal yeme alışkanlığının ilerlemesini sağlıyor ve obezite, depresyon, hormonal bozukluklar gibi rahatsızlıklara sebep oluyor.

Duygusal açlık ve fiziksel açlık nedir?

Hepimizin acıktığında midesi kazınır, kendini halsiz hisseder işte bu fiziksel açlık belirtisidir. Bir şeyler tükettiğimizde doyarız, bu açlık hissi ortadan kalkar fakat duygusal açlık, kişinin duygu durumlarına tepki olarak meydana gelen bir açlıktır. Sorunlarıyla direkt olarak yüzleşemediği için besinler onlar için ağrı kesici görevindedir ama onun da bir süre etkisi olduğu için bu durum geçicidir. Bir sonraki sıkıntılı durumlarda, kişi yine her bulduğu yiyeceği tüketmek ister ve bu kısır döngü haline gelir. Genellikle de serotonin hormonunun salgılanmasına

yardımcı, kana çabuk karışan şekerli, tuzlu ve yağlı gıdalara yönelir. Bu durum sonunda alınan kilolar kişiyi daha çok üzüntü ve mutsuzluğa iter. Aslında mideniz aç değil, yemek yemeniz de bu durumu düzeltmez. En önemlisi bunun farkında olmanız.

Duygusal açlıkla nasıl başa çıkılır?

Öğün günlüğü tutun: Öğünlerde ne yediğinizi yazdığınızda kontrol sizin elinizde olur ve bu durumun farkına daha rahat varırsınız.

Kriz zamanı biraz düşünün: Bir anda gelen bir ataksa ben gerçekten acıktım mı diye bir düşünün ve hemen besine yönelmek yerine biraz dolaşmak, alışverişe çıkmak, arkadaşla konuşmak gibi, açlık hissinizi unutturacak aktiviteler yapın.

Sağlıksız yiyecekleri sağlıklı yiyeceklerle değiştirin: Mesela dolapta cips, gofret, şeker gibi sağlıksız atıştırmalıklar koymak yerine yoğurt, ceviz, fındık gibi sağlıklı atıştırmalıklar koyabilirsiniz.

Fiziksel aktiviteyi hayatınıza ekleyin: Günde 30-45 dk bile olsa yürüyüş yapın. Hem serotonin seviyesini yükseltecek hem de besinlerle ilişkinizi düzenleyecektir.

İyi gelen besinler

Sebze ve meyveler: Lif deposu olan rengarenk sebze ve meyveleri tüketmek günden daha daha iyi hissetmenizi sağlar.

Triptofan içeren besinler: Triptofan maddesi, serotonin dediğimiz mutluluk hormonunun salgılanmasını artırır. Bunun için yumurta, ceviz, peynir ve yulaf yiyin.

Selenyum içeren besinler: Selenyum oksidatif stres için birebir. Tam tahıllı besinler, balık, kuruyemişler, kurubaklagiller, kırmızı et, kümes hayvanları kaynaklarıdır.

Yağ içeren besinler: Diyetle alınan yağ, atıştırma isteğini azaltır ve tok tutar. Günlük diyetinizde, doymuş yağ içeren hayvansal kaynaklar yerine daha sağlıklı yağlar içeren zeytinyağı, ceviz, avokado gibi besinlere öncelik verin, miktarı kaçırmayın.

D vitamini içeren besinler: D vitamini vücutta hormon olarak görev yapar ve yetersizlik durumunda duygu durumu etkilenir, hatta yağ yakmakta zorlanılır. Asıl kaynağı güneş iken: yağlı balıklar, tavuk, yumurta sarısı, süt ürünlerinde de az miktarda bulunur.

Sağlıklı günler

1 YORUM

  1. İnsan, beden ve ruhun birleşmesinden meydana gelmiş bir canlıdır. Her canlıda olduğu gibi insanda hayatta kalabilmek için beslenmek zorundadır. Fiziksel beslenmeyi tükettiği gıdalar ile sağlamaktadır. Bunları sağlıksız bir şekilde temin ettiği takdirde bu insanın fiziğine (Şişmanlık, obezite gibi hastalıklara) olumsuz yansımaları olmakta, diğer yandan aldığı gıda sağlıksız ise buda ruhsal yapısını (Ruhsal şişmanlık, ruhsal obezite gibi ruhsal bozukluklar) bozmaktadır. Günümüzde besin zinciri bozulduğundan insanların ruhsal sağlıklarının bozulduğuna inanlardanım. Beden ve ruhtan ibaren olan insanın neslinin sağlıklı devam edebilmesi için gıdalarımızın sağlıklı ve yaşadığımız ortamında ruh sağlımızı bozacak etkilerden uzak olması gerekmektedir. Bireysel yaşamanın enjekte edildiği günümüz dünyasında bireylerin sorun olarak gördüğü konuları çözmede bir araya gelerek kollektif çözüm yolunda daha çok atım atmalıdırlar. Aksi halde gıda endüstrisinin para kazanma hırsıyla çocukluktan alıştırdıkları (Cips v.b) gıda olmayan atıştırmaların serbestçe satılması karşılığında geleceğimiz olan çocuklarımızı kaybetme noktasına ilerliyoruz. Bu tehlikelerin herkes farkında ama ölüm sessizliği gibi kimse bir şey yapamıyor veya yapmıyor.
    Bedeninizi ve ruhunuzu aç bırakmayalım.
    Saygılarımla,

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here