Ekim’de sanata doyacağız

1

2020 yılı tüm dünyada olduğu gibi sanat piyasası tarihinde de COVİD-19 pandemi yılı olarak bilinecek.

Hem müzeler hem galeriler hem de sanatçılar içine düşmüş olduğumuz şok edici gelişmelerden nasibini aldı.

Sektördeki satışlar düşerken, sanatçıların çoğu maddi zorluklarla yüzleşmek zorunda kaldı. Her büyüklükteki galeri önemli sayıdaki çalışanını izine göndererek ya da kalıcı olarak işten çıkararak içine düştüğümüz yüzyılın kâbusuna kendince çözümler aradı.

Digital altyapısı olan galeriler 3D sergi deneyimi sunarak, sanatseverleri online alışverişe teşvik ederek finansal açıdan düşmüş olunan darboğazı atlatmaya çalıştı.

Aşılama hızının artması ve sürü bağışıklığının mümkün mertebe eskisinden daha iyi olması sevindirici olsa da sanat dünyası hâlâ sokağa çıkma yasaklarının, seyahat yasaklarının ve sosyal mesafenin negatif etkilerinden kurtulmaya çabalıyor.

Bu dönemde ortaya çıkan en çarpıcı bulgulardan biri ise birçok insan sanattan ziyade can derdine düşmüş olmasına rağmen koleksiyonerlerin meşgalelerine sarsılmaz, hatta artan oranda bağlılık göstermesi oldu.

Küresel çaptaki istikrarsızlığa rağmen tüm koleksiyoncular varlıklarına en az bir sanat eseri eklemiş ve bu uğurda kesenin ağzını açmaktan çekinmemiş.

Sonbaharın gelişi ile tam bir festival alanına dönen İstanbul’da Ekim Ayında başınızı hangi yöne çevirirseniz birbirinden iddialı ve göz alıcı bir kültür sanat organizasyonu ile karşılaşmanız olası.

Bunlardan biri de Contemporary İstanbul

Kesintisiz bir biçimde tam 15 yıldır şehrin dinamik, çağdaş sanatla hem ulusal hem de uluslararası anlamda buluşmasını sağlayan fuar bu yıl 16. edisyonunu 7- 10 Ekim tarihleri arasında genel ziyaretçi programıyla yapacak. Etkinlik bu yıl ziyaretçilerini Lütfi Kırdar Kongre Sarayı yerine yeni mekânı Haliç kıyısında yer alan Tersane İstanbul’da ağırlama fırsatı yakalayacak.

Pandemiye rağmen izleyicileri ile yüz yüze, fiziki olarak buluşturan Contemporary İstanbul’un Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli, Milliyet Sanat’tan Seray Şahinler’e verdiği röportajda “Çağdaş sanat pandemiye rağmen durmadı, hatta pandemi çağdaş sanatı tetikledi. Bir sürü koleksiyoner geçtiğimiz bir yıl içinde alışverişine devam etti. Stüdyodan eser aldı, galerilerden aldı. Galeriler kapandı, bekledi, açılınca tekrar aldı. Bodrum’da da çok iyi alışverişler oldu. Online üzerinden satışlar yaşandı. Bunların bütününe baktığınız zaman sanata olan ilgi özel kurumlarda arttı. Fakat daha genel açıdan şunu söyleyebilirim. Pandemi bize insanların hayatta üzerinde durdukları, zaman harcadıkları, gereksiz yere gerildikleri bir sürü şeyin mânâsız olduğunu gösterdi. Sevgi, hırs, para, duygularımız hayatımızın bir parçası. Ama bunu vazgeçilmez noktaya taşımanın mânâsı yok. Virüs nedeniyle yaşanan trajik sonları görünce kazandığınız paranın da anlamsız olduğunu görüyorsunuz. Bu süreç bize daha huzurlu yaşamanın kıymetini öğretti. Sanatla ve doğayla yakın olmanın kıymetini anladık. Dolayısıyla insanların sanatla ilişkisi arttı. Bir müzeye yahut galeriye gitmeyi daha kıymetli görüyor insanlar atık…” diyor.

Hepimiz kaybetmenin ne demek olduğunu anlayınca, korkularımızla derinlerde yüzleşip, obsesyonlarımıza cesurca kafa tutunca bize nefes aldıran şeylere daha sıkı sıkı sarılmaya başlar olduk. Edebiyat, resim, tiyatro, müzik, film hepsi sanki sızılarımıza derman oluyor gibi…

Sanatseverler bir tazı gibi güzel olan ne varsa izini sürerken sanatçılar da boş durmadı elbet. Çalıştı.

Sanatçılar iyi bilir kriz zamanlarında çalan siren seslerini bastırmanın en etkili yollarından biri durmaksızın, yorulmaksızın üretmektir.

Hem yurdumuzda hem dünyanın dört bir tarafında sanatçılar yazdı, çizdi, boyadı, çekti, yaptı.

Bize de görücüye çıkan altmış galeri ve kurumun önderliğinde onlarca sanatçı ile buluşup, denize nazır açık bir alanda fuar deneyimini yaşayacağımız Contemporary İstanbul’a sevinçle katılmak kaldı.

Gidelim bakalım her biri ayrı bir ruh, yetenek, tutku ve adanmışlıkla bize neler anlatacak…

Resim: Şükran Moral’in “Bülbül” adlı eseri

1 YORUM

  1. Ekim ayı sanat ayı derler. Milletin çorap alacak parası yok bu sanat severler bilmem kaç milyoncuğa anlamsız nü çalışması satın alıyor. Zenginlik varsa sanat var , fakirlik varsa kanaat var.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here