Ekmek bulamıyorsanız Medine hurmalı manda yoğurdu yiyin

0

Biliyorum bu cümlenin aslı böyle değil. “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler”. Fransa kraliçesi Marie Antoinette’nin üzerine yapışmış kalmış bir cümle. Ama biraz araştırınca bilindiğinden daha farklı olan bu cümlenin aslında kraliçeye de ait bir cümle olmadığı ortaya çıkıyor. Ama öyle olsa da 1789 Fransız devrimi sonrası Fransa’sında ve tabi ülkemizde de günümüze kadar gerek siyasetin içinde gerekse mizah dahilinde ülkenin gidişatını ve hükümetlerin, liderlerin tavırlarını, söylemlerini eleştirmek için propaganda malzemesi amacıyla kullanılmakta olan bir cümle.

Gelelim başlığa. Biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz gün çiftçilerle buluşmasında “Yatarken manda yoğurdu, Medine hurması, kestane balı ve yulaf ezmesi yerim.” dedi. 

Sayın Cumhurbaşkanı’nın ağzından bu cümleyi duyunca ne yalan söyleyeyim aklıma Fransa’nın son kraliçesinin kurduğu sanılan o cümle geldi. Ülkede her şeyin fiyatı almış başını gidiyor, insanlar ucuz ekmek alabilmek için belediye ekmek büfelerinin önlerinde kuyruklar oluşturuyorken böyle bir cümle sonrası insanın aklına başka ne gelebilirdi ki?

Tabi ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın böyle bir imada bulunmak için bu cümleyi kurmadığını düşünüyorum. Tabi “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” cümlesini de kimin kurduğu bilinmiyor olabilir ama itiraf ediyorum “ekmek bulamıyorsanız Medine hurmalı manda yoğurdu yiyin” cümlesini haddim olmayarak ve affınıza, hoşgörünüze sığınarak ben kuruyorum. ?

AKP SEÇİMLERE HİLE KARIŞTIRIYOR MU?

Evet bu, bu ülkede yaşayan hemen hemen her kesimden insanın aklında yer edinmiş bir düşünce gibi gözüküyor. Gün geldi trafoya kedi kaçtı, gün geldi “hiçbir şey olmasa bile bir şeyler oldu” seçim yeniletildi veya YSK, kimi seçimlerde vicdanları bile yaralayacak kararlar aldı. Tüm bunlar da sanırım seçmenin aklında kötü bir intiba bıraktı. İnsanlarda sandıktan çıkan sonuçlara karşı bir güvensizlik oluştu. Peki halk nezdinde bu güvensizlik havasının iktidar cephesinde bir önemi var mı? 

Ben halkın ne düşündüğünün AKP için bir önemi olduğunu sanmıyorum. 

Ancak geçtiğimiz gün millet ittifakının Deva Partisi’nin ev sahipliğinde ikincisini gerçekleştirdiği altılı masa toplantısında, bu şaibeli durum resmen netlik kazanmış oldu. Eski AKP’li, hatta bir dönem Seçim İşleri Başkan Yardımcılığı da yapmış olan Deva Partisi Sözcüsü İdris Şahin itiraf gibi bir cümle kurdu. Şahin, “… şu an itibari ile Ak partinin seçim işlerinde çalışan arkadaşlarla da beraber bulunduk. Neler düşündüklerini, nasıl bir hinlik düşündüklerini gayet iyi biliyoruz dedi.

Şahin’in bu iddiası bir dönem içinde bulunduğu partinin geçmişte ve gelecekte seçimlere yönelik nasıl bir icraat içinde olabileceğinin açık bir beyanı gibi. Ama tabi bunlar eski bir AK partili olan sayın Şahin’in iddiaları.

Gençler sordu parti temsilcileri cevapladı…

Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’de Hacı Bektaş-ı Veli Vakfı ve Derneği tüm siyasi partilerin temsilcilerini bir araya getirerek gençlerle buluşturdu. Etkinlik benim için şu açıdan dikkat çekici ve önemliydi. Biliyorsunuz yıllar yıllar evvel bu ülkede siyaset yapan partilerin liderleri sağcı solcu demeden hepsi bir yuvarlak masa etrafında toplanır, ülke gündemini tartışır ve kendi parti programlarını anlatırlardı. Ve saatler süren tüm bu konuşmalar nezaket, centilmenlik, hoş görü ve saygı çerçevesinde olurdu. 

Kimse kimseyi ötekilemez, cahilane bir üslupla yerden yere vurmazdı. Oysa bugün geldiğimiz noktada bu ne mümkün…! 

Bu mümkünsüzlük ortamında tepede olmasa da, tabanda tam da böyle özlediğimiz bir tabloyla karşılaştım o etkinlikte. Hatta öyle ki Türkiye İşçi Partisi temsilci ile Sadet Partisi temsilcisi yan yana oturup aynı mikrofona bile konuşuyorlardı. MHP temsilcisine Deniz Gezmiş sorulabiliyordu. Bunların hiçbir önemi yok aslında, tabi kimsenin ötekileştirilmediği, dışlanmadığı, terörist ilan edilmediği normal bir Türkiye’de yaşasa idik.

Etkinlikte dikkatimi çeken bir diğer konu ise, AKP temsilcisinin davet edildiği halde gençlerle yapılan bu buluşmaya katılmamış olması oldu. 

Geçtiğimiz haftalarda bir yazımda da belirttiğim gibi AKP halkın sorunlarına, sesine kulaklarını tıkamış durumda. Halkı dinlemiyorlar, duymuyorlar. Oysa en çok onların katılması, en çok onların kendilerini anlatabilmesi gerekiyor gençliğe. Çünkü gençler umutsuz ve hayatlarının en güzel çağında gelecek kaygısı çekiyorlar. Yönetenler onlardan kaçtıkça sandıkta da gençlerin onlardan kaçacağını düşünüyorum.

Son olarak yukarıda da belirttiğim gibi yöneteni ile muhalefeti ile siyasi liderleri henüz bir masa etrafında tartışabilirken göremesek de Eskişehir Hacı Bektaş-ı Veli Vakfı ve Derneğine tabanda yarattıkları bu hoşgörü çerçevesindeki tartışma ortamı için kendi adıma teşekkür ederim.

11 Ayın Sultanını diğer aylara rezil etmeyin…

İslam’ın en önemli ayı olan ve 11 ayın sultanı olarak anılan ramazan ayı geliyor. Çocukluk yıllarımızda ramazan demek sabah kalkılan sahurlar, akşam patlayan toplarla beraber fırından alınmış sıcak ramazan pidesi demekti. Ama şarkıda da dediği gibi “Biz büyüdük ve kirlendi dünya.”

İnsanlığımız kirlendi. 

Vicdanımız ve inancımız kirlendi. 

Her şeyimizi yüzeysel yaşamaya alıştığımız bu yeni yüzyılda, inançlar ve ibadetler de yüzeysel ve şekilsel düzlemden öteye gidemez oldu. Ramazan ayı da onların başında geliyor maalesef. Evde kadın döven, sokakta hayvan taşlayan, insana ve çevreye saygısı olmayan eline, beline, diline hakim olamayan herkes ramazan ayında bir huşu içerisinde sadece güneşin doğuşu ve batışı arasında tuttukları bir aylık oruçla ibadet ettiklerini sanıyorlar. Çünkü dediğim gibi inançlarımızda şekilsel düzlemde sıkışmış kalmış durumda. Orucun, ekmek yememenin su içmemenin ötesinde bir şey olduğunu göremiyorlar. Belki de görmek istemiyorlar ve böylesi daha çok işlerine geliyor. Anlamını anlamadan, geri kalan 11 ayda da iyi bir insan olabilmek, her manada nefislerini köreltebilmek için oruç tutmaları gerektiğini idrak edemiyorlar. Hatta öyle ki, bir ay boyunca tuttukları orucu çileden sayıp o bir ayın sonunda ve bir dahaki ramazan ayına kadar zevkin, sefanın, içinde dalıyorlar.

Yani demem o ki, içeriği, anlamı, felsefesi yok edilerek geri kalan 11 aya rezil etmediğiniz bir ramazan ayı dilerim. Oruçlarının kabul edilmesinden önce nefislerini terbiye etmeye çalışanların ayı olsun temennisi ile.