Erdoğan: Gıda güvenliği ülkemiz için milli güvenlik meselesidir

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Polatlı Tarım İşletme Müdürlüğü’nde TİGEM 69. Geleneksel Hasat Bayramı’nda konuştu.

“Yağlı tohum ve hububatta bekleyen 1 milyar 200 milyon lira desteği, Kurban Bayramı’ndan önce ödeyeceğiz.” diyen Erdoğan, “Gıda güvenliğini garanti altına almak, altını çizerek söylüyorum; ülkemiz için aynı zamanda bir milli güvenlik meselesidir.” ifadesini kullandı.

Hasadın, çiftçinin bir yıllık emeğinin, alın teri ve bekleyişinin semeresini topladığı bir bayram olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

“Sizler bugün sadece tarlanızdaki ürünün hasadını yapmıyorsunuz, aynı zamanda her anı sabırla ve tevekkülle geçirilen bir senelik çalışmanın neticesini de alıyorsunuz. Sizler bugün Rabb’imizin insanın istifadesine sunduğu toprağın, suyun, güneşin bereketine bir kez daha şahitlik ediyorsunuz. İşte böyle bir günde, buradaki çiftçilerimizin nezdinde Türkiye’nin dört bir yanındaki üreticilerimizin hasat bayramını gönülden tebrik ediyorum. Sizlerle beraber ülkemizdeki tüm çiftçi kardeşlerime emekleri, gayretleri, fedakarlıkları için şahsım ve milletim adına şükranlarımızı sunuyorum.”

Recep Tayyip Erdoğan, bugün açıkladıkları fındık alım fiyatlarıyla da üreticilere güzel bir haber verdiklerine inandıklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

“Ben bu müjdemizi bir kez de burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Yüzde 50 randıman esasına göre Giresun kaliteli kabuklu fındık için taban fiyat kilogramda 17 lira, Levant kaliteli kabuklu fındık için de taban fiyat kilogramda 16,5 liradır. Buna kilogram başına yaklaşık 2 lira olan mazot gübre desteği ve alan bazlı desteği de eklediğimizde, kilogram fiyatları fiilen 19 lira ile 18,5 lira arasına gelmiş oluyor. Hazırlıklarını tamamlayan Toprak Mahsulleri Ofisi, hasat başlangıcına denk gelen Kurban Bayramı’nın hemen akabinde inşallah alıma geçiyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun.”

Erdoğan, bugün ayrıca Türk tarımı adına gurur verici bir adım daha atmanın bahtiyarlığını yaşadıklarını belirterek, “Az önce Türkiye’nin ilk yerli üretim elektrikli traktörünün tanıtımını ve deneme sürüşünü yaptık. 45 dakika şarj süresiyle 7 saat aralıksız çalışabilen ve 105 beygir gücüne sahip bu traktörümüz inşallah seri üretime hazır. Ses yok, gürültü yok. Yüzde 95’e varan yakıt tasarrufu sağlayan elektrikli traktörün, bu özelliği ile çiftçilerimizin maliyetlerini çok ciddi düşüreceğine inanıyorum.” diye konuştu.

Projenin hayata geçmesinde emeği olan herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yağlı tohum ve hububatta bekleyen ödemeleri olan üreticilerimize bu müjdeyi veriyorum. Yağlı tohum ve hububatta bekleyen 1 milyar 200 milyon lira desteği Kurban Bayramı’ndan önce ödeyeceğiz.” açıklamasında bulundu.

Reklam

Erdoğan, geçen hafta Düzce’de yaşanan sel felaketinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek, şunları kaydetti:

“Felaketin ardından resmi kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarımızla Düzceli vatandaşlarımızın yaralarını sarmak için süratle harekete geçtik. Valilik, belediye başkanımız, milletvekillerimiz hepsi birlikte kurum kuruluşlarımız orada çalışmalarını sürdürdüler. AFAD ve Düzce Valiliğimizin koordinasyonunda bir taraftan sel felaketinin geride bıraktığı enkazı kaldırırken, diğer taraftan da zarar tespit çalışmalarımıza başladık. Şu ana kadarki tespitlerimize göre, 51 köy ve mahallede 1899 üreticimize ait 96 dekar açık alanda çok ciddi hasar oluştu. Bilhassa Düzce Merkez, Akçakoca, Cumayeri, Kilimli, Gölyaka ve Gümüşova ilçelerindeki üreticilerimiz sel felaketinden olumsuz etkilendi. Heyelan ve sel su baskını sebebiyle yaşanan afetler, Tarım Sigortaları Kanunu kapsamındadır. Tarım sigortası bulunan üreticilerimizin zararları inşallah bu kapsamda karşılanacaktır. Ayrıca felaketin yaşandığı bölgeyle ilgili ‘Genel Hayata Etkililik’ kararı aldık. Böylece bürokratik engellere takılmadan hem zarar tespit çalışmalarının kısa sürede yapılmasını hem de bölgeye yönelik yardımların etkili bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlıyoruz. Cumhurbaşkanlığımız bünyesinde de ilgili birimlerimiz sahada yürütülen çalışmaları çok yakından takip ediyor. İnşallah devlet olarak Düzceli kardeşlerimizin ihtiyaçlarının giderilmesi için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada gerekeni yapacağız.”

Kendilerinin, “Topraktan gelip yine toprağa döneceğine inanan bir medeniyetin varisleri” olduğunu dile getiren Erdoğan, “Milletimizin de tarih boyunca ana uğraş alanları hep tarım ve askerlik olmuştur. Şayet bin yıldır bu toprakları vatanımız olarak koruyabiliyorsak bunun gerisinde ecdadımızın cenk meydanlarında sergilediği kahramanlıklar ile çiftçilerimizin alın teri ve fedakarlıkları vardır.” diye konuştu.

Tarımın öneminin ve Türkiye’nin bekasında oynadığı rolün daha da arttığını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bugün birçok ülke gıda güvenliğiyle milli güvenlikleri arasında doğrudan bir bağ kuruyor. Artık devletler tarımı tıpkı savunma, haberleşme, üretim, ileri teknoloji ve enerji gibi milli güvenliklerinin yapı taşlarından biri olarak görüyor. Türkiye olarak bizim için de durum farklı değildir. Gıda güvenliğini garanti altına almak, altını çizerek söylüyorum; ülkemiz için aynı zamanda bir milli güvenlik meselesidir. Bizim nazarımızda iç tüketimimiz için buğdayı dışarıdan satın almakla silahı satın almak arasında temelde bir farklılık yoktur. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlılık, en az savunma sanayinde dışa bağımlılık kadar tehlikeli ve riskli bir durumdur.”

“120 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik”

Tarımsal üretimi ekonomik boyutunun ötesinde stratejik bir sektör olarak değerlendirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, “Bu anlayışla son 17 yıldır özel önem ve öncelik verdiğimiz alanların başına tarım ve hayvancılığı koyduk. Çiftçilerimize bugüne kadar toplamda, Bay Kemal diyor ya, bak Bay Kemal dikkat et, çiftçilerimizle, köylümüzle nasıl ilgilendiğimizi dinle, böyle yalanla dolanla bu iş yürümez. Burada resmi rakamları veriyorum, bizler 120 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik.” dedi.

Türkiye’nin üretim kapasitesini artırmak, tarım alanındaki potansiyelini layıkıyla harekete geçirmek için çok büyük emek sarf ettiklerini ve emeklerinin karşılığını da pek çok alanda almayı başardıklarını belirten Erdoğan, “Artık traktörlerimiz var, artık biçerdöverlerimiz var, artık hamdolsun bakıyorsunuz balya balya otumuzu da kalkıyoruz teknolojiyle hallediyoruz.” diye konuştu.

Reklam

Tarım sektörünü yılların ihmalinden kurtararak dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle yarışır hale getirdiklerine işaret eden Erdoğan, “Bugün tarım sektörümüz 82 milyonluk nüfusumuzun, 4,5 milyonluk sığınmacı kardeşimizin, her sene ülkemizi ziyaret eden 46 milyonluk turistin ihtiyaçlarını karşılarken, 5 milyondan fazla vatandaşımıza da istihdam imkanı sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Tarımsal hasılada dünyada 7’nci, Avrupa’da ise 1’inci sıradayız”

Kendilerinin muhalefet gibi afaki konuşmak yerine rakamlarla oranlarla ve karşılaştırmalarla konuşmayı sevdiklerini dile getiren Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:

“Burada sizlerle bilhassa da ihracatçılarımızın mevsim şartları dolayısıyla satın aldığı bir iki tarım ürünü üzerinden Türk tarımını eleştirenlere bazı rakamlarla cevap vermek istiyorum. 2002 yılında yaklaşık 37 milyar lira olan tarımsal gayrı safi yurt içi hasılamız 2018 yılında 213,4 milyar liraya ulaştı. Tarımsal hasılada dünyada 7’nci, Avrupa’da ise 1’inci sıradayız Bay Kemal. 2018 yılında sebze ürünlerinde üretimin talebi karşılama oranı yüzde 106,6’ya çıktı, nereden nereye. Meyve ürünlerinin tamamına yakınında kendimize yeter durumdayız. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Bay Kemal’in sürekli diline doladığı buğday meselesinde, bak şu rakama dikkat et, 2002 yılında üretimimiz iç talebi karşılamazken şimdi yüzde 112 gibi bir oranı yakaladık.

2002 senesinde sadece 3,7 milyar dolar olan tarımsal ürün ihracatımızı yaklaşık 4 kat artırarak 2018 yılında yaklaşık 18 milyar dolara çıkardık. Ah Bay Kemal ah, bu iş öyle yalanla dolanla olmaz. 2018 yılında tarımda dış ticaret fazlası yaklaşık 5 milyar dolar gibi çok önemli bir rakama ulaştı. Topraksız tarım yapılan teknolojik sera sayımızı bin 413’e taşıdık. Modern seralarımızda üretilen ürünlerimizin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada yükselen trendleri takip etmeden kalıcı başarının yakalanmasının zor olduğunu belirterek, “Tarım alanında gelişmiş ülkelerle rekabet eden bir Türkiye ancak yenilikçi ve bütüncül bir anlayışla geleceğe damgasını vurabilir.” dedi.

Son dönemde Türkiye ile tüm dünyada organik tarıma yönelik ilginin arttığının görüldüğünü ve insanların artık sadece tükettikleri ürünlerin fiyatlarına değil aynı zamanda ne yediklerine, bunların nerede, nasıl üretildiğine de çok dikkat ettiğine işaret eden Erdoğan, “Tarım ürünleriyle ilgili bilinç dünya genelinde daha fazla artış kaydediyor. Küresel düzeyde gastronomi bilimi ve gıda turizminin popülaritesi de günden güne yükseliyor.” diye konuştu.

Göreve geldiklerinden itibaren bu anlayışla organik tarım ve tohum üretimine öncelik verdiklerine vurgu yapan Erdoğan, “2002 yılında sadece 150 organik ürünümüz varken, 2018 yılı itibarıyla bu sayıyı 213’e ulaştırdık. Üretim miktarı açısından baktığımızda organik üretim 2002’den günümüze yüzde 665 artarak, 2 milyon 372 bin tona yükseldi. Bu ürünleri aynı zamanda yurt dışına pazarlayarak 2018 yılında 361 milyon dolar gelir elde ettik.” ifadelerini kullandı.

Bir diğer önemli konunun sertifikalı tohum üretimi olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Buradaki çiftçilerimizin de yakından bildiği gibi tarımda ana girdilerden birisi tohumdur. Tohum, aynı zamanda gıda kalitesinin başlangıç noktasıdır. Ne kadar güvenilir ve kaliteli tohumunuz varsa gıdanız da o derece sağlıklı olur. Hükümetlerimiz dönemlerinde bu konuya da çok ciddi destekler verdik ve hamdolsun olumlu sonuçlar elde ettik. 2002 yılında 145 bin ton olan tohum üretim miktarı 2018 yılında 1 milyon tonu aştı, nereden nereye.

Sertifikalı tohumda en fazla ekiliş alanına sahip türlerde yerli üretimle ülkemiz ihtiyacını karşılar duruma geldik, Allah’a hamdolsun. Tohum ihracatımız 2002 yılına göre 2018 yılında 11 kat artarak 102 bin tona ulaştı. Hep tohumu ithal eden ülkeyken şimdi ihraç ediyoruz. İşte ‘Ata Tohumu’ projesiyle ülkemiz gen kaynaklarını oluşturan bitki çeşitlerinin koruma altına alınmasını sağlıyoruz. Şimdiye kadar milletimizden toplanan binin üzerinde cins ve çeşitlere ait tohumlar çoğaltılarak, tescile hazır hale getirildi.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here