Erdoğan kendisini bitirdi

0

Bir insan kararlarını kendisiyle istişare edebilir nitelikteki insanları elemeye başladığı andan itibaren kendisini de olduğu ya da bilindiği kişi olarak bitirmiş olur. Çünkü bir karar ancak istişare edildiğin de onun makul bir hale getirilme şansı vardır.

Erdoğan kararlarını istişare eden insanlardan hazzetmiyor, verdiği kararları birer emir şeklinde alıp uygulamaya çalışanlardan hazzediyor ki, bu insanlar Erdoğan’a rağmen Erdoğan’ın kararlarına bir uygulanabilirlik katmaya çalışıyorlar, ancak genel gidişat kötü olduğundan zarar azaltılsa da Erdoğan olayı o şekilde okumuyor, zararın olmasını bir başarısızlık olarak addediyor ve o başarısızlığın faturasını da o görevlendirdiği kişilere çıkarıyor. 

Başarısızlık her zaman mümkündür, ancak Erdoğan’ın devletin tepesine yük olmaya başladığı bu günlerde artık ne tür bir karar verirse versin durumun düzeltilmesi olasılığı yoktur, çünkü artık piyasa Erdoğan’ın kararlarına endekslenmiş, onun ağzından çıkanlara göre tepki veriyor. Erdoğan ise görüldüğü gibi henüz hiçbir uzlaşmaya açık bir pozisyon vermiyor, ülkenin batması pahasına ülkeyi kafasındaki biri modele göre düzenleme konusunda ısrar ediyor.

AKP yanlıları ise ortada bir ekonomik savaş varmış gibi bir savaştan söz ediyorlar. Kuşkusuz öyle bir şey yoktur, bu seferde toplumu arzu ettikleri şekilde manipüle etmek için böyle bir yalana sarılmış bulunuyorlar. Kaldı ki bu yaygaranın ekonomiye bir faydası da yoktur, iktidarın pozisyonunu biraz daha uzatmaktan ve ülkeye biraz daha fazla zarar vermekten başka. Yani eğer ortada bir kısım “vatan haini” varsa -ki yok öyle bir şey- bu sefer ibre onları gösteriyor, çünkü ülkenin batması pahasına iktidarlarını korumaya onlar çalışıyor.

Gelelim esas konuya: öncelikle ortada bir ekonomik savaş filan yoktur, her şey onların yanlış bir şekilde sürdürdükleri ve “yetmez” deyip ısrarla sürdürmeye çalıştıkları bir ekonomik politikanın sonucudur. Doların yükselişinin Erdoğan’ın faiz indirimindeki kararlı ısrarı nedeniyle vuku bulduğunu artık -herhalde Erdoğan hariç- herkes biliyor. Merkez Bankasının her faiz indirme kararında doların zıpladığını herhalde görmemek için kör olmak gerek. Ama sanırım artık bu ifade de AKP hükümetine eksik kalıyor, çünkü hiçbir dünya parası durup dururken yükselmez veya düşmez, bu pek çok parametreye bağlıdır ve bunun adı da ekonomi yönetimidir veya Türkiye özgülünde alırsak bunun adı şimdilik “Para Politikası”dır. Ve dolaysıyla bir ülkede işler ekonomik anlamda kötüye gidiyorsa bunun sorumlusu o hükümetin ekonomi yönetimi veya para politikasıdır. 

Para politikası nedir: Para politikası devletlerin merkez bankalarını ve diğer finansal kuruluşları kullanarak aldığı kararlar ile para ve döviz piyasalarına yön vermesi işidir. Örneğin faizleri düşürmek veya artırmak bir para politikası işidir. Devlet para üzerinde bir tasarrufta bulunduğu zaman bunun para piyasasında mutlaka bir karşılığı olur ve amaç ne ise görülen reaksiyonda genelde o temelde olmaktadır. Dediğim gibi bu reaksiyon menfi veya müspet olabilir, sonuçta bu sizin izlediğiniz politikanın bir sonucu olmaktadır. Yani siz yanlış bir karar aldığınızda karşılığında olumsuz bir reaksiyon almanız kaçınılmazdır ki, AKP hükümetinin de şu anda yaptığı budur: Sorun bu reaksiyonlara rağmen AKP hükümetinin, daha doğrusu Erdoğan’ın geri adım atmaması, yanlış yapmakta ısrar etmesidir. Yoksa normal koşularda uyguladığınız bir para politikası olumsuz sonuçlar verdiğinde yapacağınız şey o politikayı değiştirmekten ibarettir.  

AKP hükümeti bu konuda ortalama 2018’den bu yana bir şekilde faiz indirme politikası uyguluyor. Elbette faizleri indirmenin de faydaları var, ancak bunun bir yeri ve zamanı vardır ki, oda piyasaların buna cevap verebilir duruma olduğu zamandır. Yani bunun dışında para politikaları üzerinde oynama siyasi bir tasarruf olabilir, ama onun da mutlaka bir karşılığı vardır. Ve sanırım AKP hükümeti da tam olarak bunu yapmaktadır, yani siyasi kararlarla ekonomiyi yönetmeye çalışmaktadır.

Dediğim gibi faiz indirimi tümden yanlış bir politika değildir; çünkü girişimciler için ucuz kredinin yolu da faizlerin indirilmesinden geçmektedir. Doğal olarak paraya ihtiyacınız olduğunda ve onu düşük faizle aldığınızda bu iyi bir avantajdır; dahası faizler düşük olduğunda insanlar mevduatlarını faize yatırmaz ya da faizden para kazanma yoluna bırakarak girişimci olmaya soyunur. Bunun tersi, yani faizler yüksek olduğunda ise girişimci fabrikasının kapısına kilit vurur paradan para kazanma yoluna gider. İnsanların girişimcilikten kaçınması ve parasını faize yatırmasının nedeni de budur. O yüzden ekonomi politikalarında bir hükümet buna da fırsat vermemelidir, tabii buna yeter bir koşul varsa, çünkü pek çok şeyde olduğu gibi ekonomide de parametreler çok denklemlidir.

Bu da şu demektir; yani girişimciler için yalnızca faizlerin düşük olması yetmiyor, buna ilave bir ekonomik ve siyasi istikrarda olmalıdır. Ne yazık Türkiye’de ise şu anda bu yoktur. Yani ortada ne ekonomik bir istikrar vardır ne de siyasi istikrar. O yüzden para piyasalarında faizleri düşürmek bu kadar istikrarsızlığa yol açmıştır ve aynı hatada ısrar etmek bu krizi bu kadar fazla derinleştirmiştir. İnsanlar bu yüzden parasının ana değerini korumak için dövize yönelmiş, krizi daha bir derinleştirmiştir. 

İşte bunun adı da yönetememektir. 

Erdoğan ister inansın ister inanmasın; şu anda Türk lirasının değerini istikrara kavuşturmasının tek yolu o sevmediği faizleri yükseltmesinden geçmektedir. Zira yurttaşların dövizden dönmesinin tek koşulu kendi paralarının mevduatlarına güvenli liman haline getirilmesinden geçmektedir ve bunun yolu da Erdoğan’ın tekrar faizleri artırmasından geçmektedir. Yoksa TL bu insanlara kazandırmayacaksa bu insanlar TL’ye neden dönsünler? 

Kaldı ki piyasa koşulları gereği bankaların verdiği faize demek bile doğru bir ifade değildir; çünkü TL’de dün aldığını tüm o faize rağmen bugün iki katına alıyorsan bu ortada ciddi bir sorun var demektir. Bunun adı eksi faizdir. Kaldı ki bu durum dövizde de aynıdır, çünkü dövizde de kayıplar yüzde otuzlar civarındadır. Yani faiz getirisini elbette dolarla kıyaslayamayız, ama aslında dolarda kazandırmamıştır, çünkü dün belirli bir dolar miktarıyla aldığın şeyi bugün aynı miktarla alamıyorsun. O nedenle insanların kendi paralarından kaçması, dövize yönelmesi aslında yalnızca kaybı biraz daha azaltmak içindir. 

Kayıp her şekilde kaçınılmazsa hükümet bunu dikkate almak zorundadır, ama nerde?

Herhalde saraylardan yönetilmek bu olsa gerek! 

Ne yazık artık karşımızda sağ duyusunu yitirmiş bir hükümet var, hala kendi iktidarının derdinde “ekonomik savaş, ekonomik bağımsızlık, dış mihraklar, faiz lobisi” gibi ajitatif söylemlerle tribünlere oynamaya çalışıyor ve bunlarla da yetinmiyor, başarısızlıklarını yüzlerine vuranlara “hain” yaftası indiriyor.

Umarım totaliter bir rejim klasiğini görüyorsunuzdur artık.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here