Erdoğan Şahsım Hükümeti’nin beceriksizliği yüzünden etiketler şaha kalktı..

0

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Merkez Yönetim Kurulu toplantısı devam ederken değerlendirmelerde bulundu. “Erdoğan Şahsım Hükümeti’nin beceriksizliği iş bilmezliği yüzünden, etiketler şaha kalktı. Tezgâhlar, raflar, Erdoğan’ın bozuk düzeni yüzünden, yangın yerine döndü.” diyen Öztrak, şunları söyledi:

Milleti bölüp, parçalayan Erdoğan Şahsım Hükümeti, milletin şehitlerini ve gazilerini de ayırdı. 15 Temmuz’da şehit ve gazi olana ayrı, yurt dışında şehit ve gazi olana ayrı, terörle mücadelede şehit ve gazi olana ayrı gözle baktı. Her birine farklı özlük hakları tanıdı. Şehit ve gazilerimizin tamamı, milletimizin medarı iftiharıdır. Gazilerimizin tamamı, vatanseverliğin yaşayan abideleridir. Şehitlerimiz, gazilerimiz arasında ayrı gayrı olur mu? Bu akla, vicdana sığar mı? Biz şehit ve gaziler arasında yapılan ayrımcılığın kaldırılması için Meclis’e daha önce Sayın Genel Başkan’ımızın ilk imzasıyla ve 126 milletvekilimizin teklifiyle, bir kanun metni hazırlayarak verdik. Yapılan ayrımcılığı madde madde sıraladık, ama bu kanun teklifimiz TBMM’den geçmeyerek kadük kaldı. Bu dönemde de pek çok milletvekilimiz yapılan ayrımcılığın giderilmesi için çok sayıda kanun teklifi verdi, ancak milletin dirisini ayıranlar, milletin şehidini, gazisini de ayırmaya devam etti.  

İki askerimiz de 2016’da IŞİD mensubu teröristler tarafından yakılarak şehit edildi. Bu caniler askerlerimizi yakma görüntülerini de sosyal medyadan paylaştılar. Beceriksiz Erdoğan yönetimi o günlerde, bu eylemi gerçekleştirenlerden çok, eylemi yayımlayan sosyal medyayı hedef aldı. Dönemin Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, ‘ayaklarını denk alsınlar’ diyerek sosyal medyayı tehdit etti. Erdoğan yönetimi beceriksizliğini gizlemek için, Mehmetçiklerimizin şehadetini bir yıl boyunca sakladı. Bir yıl sonra, o da gizli, saklı şehitlerin ailelerini bilgilendirdiler ve bu korkunç olayın üstünü kapatmaya uğraştılar, ama geçtiğimiz hafta bu ülkede artık çok az gördüğümüz, önemli bir tarafsız gazetecilik olayına şahit olduk.

Askerlerimizin yakılması fetvasını veren Suriyeli IŞİD mensubunun çoluğuyla, çocuğuyla beraber Türkiye’de yaşadığı, bu kişinin, Gaziantep’te kuşçuluk yaptığı ortaya çıktı. Bu şahıs hakkında, açılmış bazı davalar var. Önce tutuklanmış, sonra serbest bırakılmış. Bu kişiyi hangi güç serbest bıraktı? Kim bu IŞİDsever? ‘Sınırlarımızda kuş uçsa haberimiz olur’ diyen, beceriksiz Erdoğan Şahsım Hükümeti, IŞİD’li kuşçuyu sadece seyretmekle kalmamış, ülkemizde yaşamasına da ses çıkartmamış. Bu nasıl bir başıbozukluk. Bu nasıl bir aymazlık. Oysa aynı IŞİD, Ürdünlü bir pilotu yakınca, kendisi de savaş pilotu olan Ürdün Kralı Abdullah, uçağına atlayıp, hava operasyonlarına bizzat katılmıştı. Bizim şehitlerimizin kanı bu kadar mı ucuz?

İki askerimizin katledilme fetvasını verdiği iddia edilen, bir IŞİD mensubuna, Türkiye’de kuşçu dükkânı nasıl açtırırsınız? Böyle bir şey nasıl olabilir? Bu ülkenin istihbaratı yok mu, askeri yok mu, polisi yok mu, İçişleri Bakanı yok mu? Erdoğan Şahsım Hükümeti bu IŞİD kadısını yıllarca nasıl seyretti? Vatan evlatlarının hiç mi değeri yok? Konuyu Sayın (İsmail) Saymaz yazdı. Millet isyan etti. Nihayet Erdoğan Şahsım Hükümeti’nin aklına, bu teröristi yeniden tutuklamak geldi. Peki, bunca zaman aklınız neredeydi? Bu acı olay bir kez daha gösterdi ki, Erdoğan şahsım yönetimi ne yerlidir ne de millidir, beceriksiz ve kirlidir.

Erdoğan’ın bu bozuk düzeninde beceriksizlik, yetersizlik, kifayetsizlik ve yanı sıra arşa ulaşan kibir, milletimizin canını yakmakla kalmıyor. Cüzdanını da mutfaktaki tenceresini de boşaltıyor. Suriyeliler için milletin en az 40 milyar dolarını harcadılar. Yetmedi, millete taahhüt ettikleri 2023 hedeflerini ıskaladılar. O da yetmedi, koltuklarında kalmak için Merkez Bankası kasasındaki milletin 128 milyar dolarını da kime kaça sattıklarının hesabını vermeden, damat eliyle buhar ettiler. Türk lirasını savunmasız bıraktılar. Pula çevirdiler. Pahalılık başını alıp gidince de şimdi çıkıp, şaha kalkan fiyat etiketlerini suçluyorlar. Son bir yılda, salatalık yüzde 128, kabak yüzde 87, şeftali yüzde 81, taze fasulye yüzde 68, tavuk eti yüzde 64, ayçiçek yağı yüzde 61 zam gördüyse, milletimiz sofrasına koyacak et, sebze, meyve, ekmek bulamıyorsa bu durup dururken olmadı. Etiketler kendi kendine şişmedi. Paramızın değerini pul eden, üretimi cezalandıran, çiftçiyi tarlasına küstüren, kurumlarımızı çökerten, 128 milyar doları buharlaştıran, liyakat yerine saraya sadakati öne çıkaran, uyuşturucu baronlarının sırtını sıvazlayan, rüşvetçileri büyükelçi yapan, Erdoğan Şahsım Hükümeti’nin beceriksizliği iş bilmezliği yüzünden, etiketler şaha kalktı. Tezgâhlar, raflar, Erdoğan’ın bozuk düzeni yüzünden, yangın yerine döndü.

BECERİKSİZ MAKASÇILARI TRENİ DEVİRİYOR, BUNLAR FİYAT ETİKETLERİNİ SUÇLUYOR

Nitekim kalemini saraya kiralayan yandaşlar; ‘gıda enflasyonunun tek amacı var: Erdoğan’ı ve Cumhur İttifakı’nı devirmek’ diye, zırvalamaya başladı bile. Beceriksiz makasçıları treni deviriyor, bunlar fiyat etiketlerini suçluyor. Bunu daha önce de denediler. Son yerel seçimlerden önce, yine kendi plansızlıkları, programsızlıkları, beceriksizlikleri yüzünden, patates, soğan fiyatları şaha kalkınca, depoları basıp soğan üreticilerini, hal esnafını terörist ilan ettiler. Bunları unutmadık. Milleti kış günü tanzim satış kuyruklarına sokup, bir de pişkince bu kuyruklara, ‘varlık kuyruğu’ dediklerini de unutmadık. Bir bardak suda fırtına kopardılar da ne oldu? Sonuç koskoca bir sıfır oldu. Pahalılık hala mutfakları, aileleri yakıp kavuruyor. Kabahati esnafta arayacaklarına, kibri bıraksınlar kendi yaptıklarına bir baksınlar. TÜİK’in takip ettiği 120 gıda kaleminden, 88’inin fiyat etiketinde artış var. Yani pahalılık birkaç ürüne özel değil, genel. Malın halden, fabrikadan çıkış fiyatlarındaki artış, esnafın raflarındaki fiyat artışını katlıyor. Üretici fiyatları son bir yılda yüzde 45,5 artarken, tüketici fiyatları yüzde 19,3 artmış. Aradaki fark 26 puandan fazla. Böyle bir tablo daha önce bu ülkede hiç görülmedi.

Merkez Bankası’na faiz indir baskısı, döviz kurunu da yeniden şahlandırdı. Merkez Bankası’nın oyun içinde kural değiştirmesi, dolar kurunu 8 lira 35 kuruştan, 8 lira 70 kuruşa getirdi. Bu da yeniden fiyatlara yansıyacak. Yani yaklaşıyor, yaklaşmakta olan. Bunlar iyi günlerimiz. Önümüz kış ama kara kış… Bu ülkede, beceriksiz Erdoğan şahsım yönetimi sebep, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı sonuçtur. Gözünü kapatmayan bunu görür. Kulaklarını kapatmayan bunu duyar. Kalbi mühürlenmeyen bunu anlar.

Beceriksiz Erdoğan şahsım rejiminin istediği de bu. Sormayan, sorgulamayan bir toplum. Mürekkepli ve ekranlı medyayı büyük ölçüde ele geçirdiler ama hakikatlerin karartılamadığı bir mecra var. O da sosyal medya. Beyefendi orayı kontrol edemiyor. Kontrol edemediği için de sosyal medyadan hiç hazzetmiyor. Tüm ekibiyle saldırıyor. Erdoğan’ın şu sözlerine bir bakın; ‘benim bu sosyal medyayla hiç işim yok’ ardından devam ediyor, ‘sosyal medya inanın şu anda, toplumumuzun en önemli tahrik unsurudur.’ Erdoğan bu sözleri kime diyor? Gençlere diyor. Gençlerle düzenlenen bir programda, görüşlerini gençlere tebliğ edip, dikte etmeye kalkıyor.

Gençler, Erdoğan’ın sosyal medyayla işinin olup olmadığını, zerre kadar merak etmiyor. Gençlerin esas merak ettiği, onların internetine, sosyal medyalarına yasak getirip, getirmeyeceği. Çünkü sosyal medya, gençlerimizin hayatının bir parçası. Gençler orada görüşlerini rahatlıkla paylaşıyor. En önemlisi de dünyayla iletişim kurabiliyor. Bilgiye ulaşıyor, öğreniyor, eğleniyor ama Erdoğan’a göre bunların hepsi bir tahrik unsuru. Erdoğan bununla da yetinmiyor. Kendi döneminde, binlerce kişinin dolandırılmasının sorumluluğunu, üzerinden atmak için ‘kripto paraya açılma diye bir derdimiz yok onlara karşı ayrı bir savaşımız, ayrı bir mücadelemiz var’ diyor.

Oysa kripto paraya savaş açmak ayrıdır. Bunun işlem gördüğü piyasaları düzenlemeye çalışmak ayrıdır. Dünya çok büyük bir dijital dönüşümden geçiyor. Özellikle küresel salgın bu dönüşümü daha da hızlandırdı. Dijital paralara, kripto paralara ilgi arttı. Dünyanın önde gelen Merkez Bankaları, bu alana girmeye hazırlanıyor. Bizim Merkez Bankamız bile, dijital para için hazırlığa başladı. Ucuz popülist söylemlerle teknolojiye savaş açmak da ne oluyor? Kötü niyetli oyuncular varsa, bunları caydıracak düzenleyici denetleyici çerçeveyi getireceksin. Bugün dijital teknolojilere uyum sayesinde, unicorn adı verilen değeri 1 milyar doların üzerinde, üç şirketimiz oldu.

Artık küresel oyun ve yazılım pazarında Türkiye olarak pay sahibiyiz. Bunların hepsi de genç müteşebbislerimizin başarısı. Şimdi her gün biraz daha otoriterleşen, Erdoğan şahsım yönetimi, dijital devrime savaş açarak, bunu boğmaya kalkıyor. Ayak sesleri duyulan dijital devrimi kaçırma lüksümüz yok. Böyle bir seçeneğimiz yok. Biz boşuna ‘bunlar ülkeyi yönetemiyor’ demiyoruz. Bunların elinde geçen her gün, ülkemizin katlandığı maliyet daha da artıyor. Erdoğan’ın lafları bunu açıkça gösteriyor. Herkes müsterih olsun. Ülkemizin büyük sorunları vardır. Ancak bu sorunlar çözümsüz değildir. Ama bu sorunları çoklu organ yetmezliğiyle malul, Erdoğan şahsım rejiminin çözme imkânı da yoktur. Olsaydı 20 yıldır çözerdi. Kaldı ki sorunun sebebi olanlar, sorunun çözümü olamaz.

MEMLEKETTE BAYRAM OLACAK

Kendileri de artık gidici olduklarının farkında. Bir AK Parti Genel Başkan Yardımcısı (Mehmet Özhaseki) çıkmış, ‘AK Parti gidince ne olacak’ diye soruyor. Ne olacak? Biz işbaşına geleceğiz. Millet rahat bir nefes alacak. Kimse bu milletin fertlerini bölüp, parçalamayacak. Büyük bir kucaklaşma olacak. Bu ülkenin kaynakları üç beş yandaş için değil, tüm millet için kullanılacak. Bağımsız yargı olacak. Özgür medya olacak. Birinci sınıf bir demokrasi olacak. Herkes canından, malından, geleceğinden emin olacak. Herkesi kucaklayan tarafsız cumhurbaşkanı olacak, devlet yönetiminde liyakat olacak. İstişare olacak. Borçla değil, üreterek büyüyeceğiz. Dijital devrimin önü açılacak. Gençlerimizin karşısında değil, hemen yanında olacağız. Dünyayla yarışacak bir ekonomi için, üreticilerimizin rakibi değil, dostu olacağız. Tarımda yeniden kendi kendine yeten ülke olacağız. Yüzde 1 için değil, Yüzde 100 ile beraber büyüyeceğiz. Büyürken kimseyi geride bırakmayacağız. Aş olacak, iş olacak. Çokça kazanıp, hakça bölüşeceğimiz bir Türkiye olacak. Büyürken, enflasyonu da borcu da büyütmeyeceğiz. Yeşil mutabakata uyum sağlayacağız. Paris İklim Anlaşması’nı TBMM’den geçireceğiz. Büyümenin sürdürülebilirliğine dikkat edeceğiz. Derelerimize, ormanlarımıza, dağımıza, taşımıza, kurdumuza, kuşumuza, gözümüz gibi bakacağız. Kısacası, biz işbaşına geldiğimizde memlekette bayram olacak.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Millet İttifakı ile ilgili sözleri için Öztrak, “Siyasetçilerin sözlerini cımbızlayarak, konuşmaların bağlamından koparmak doğru değil. Doğrudur. İttifaklar, seçim ittifaklarıdır. Doğal olarak seçim kararıyla gündeme gelmektedirler. Millet İttifakı çerçevesinde bir araya gelen demokrasiden yana olan partilerin anlayış birliği, genişleyerek devam etmektedir. Millet İttifakı içinde sorun arayanlar, hüsrana uğrayacaklardır. Millet İttifakı’nın adayı ilk seçimde ülkemizin 13. Cumhurbaşkanı olacaktır” dedi.

Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca’nın dosyasının MYK ‘da ele alınıp alınmadığı sorusu üzerine Öztrak, “Kendisini disipline sevk ettik” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürt sorununu çözmek için meşru bir organa ihtiyacımız var. HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz” sözlerinin anımsatılması üzerine Öztrak, “Sayın Genel Başkan’ımız sözde açılım sürecinin en başında söylediklerini tekrar etmiştir. Bize göre çözümün adresi TBMM’dir. Teröristlerle pazarlığa oturarak bu sorunu çözemezsiniz. Meşru siyasi partiler bu soruna çözüm bulacaklardır. HDP de bunlardan birisidir. Geçmişte gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenmiştir. Sonuçları milletimiz için ağır olmuştur. Beceriksizliğin bedeli, öngörüsüzlüğün bedeli ağırdır. Bu sorun çözülecekse TBMM’de çözülecektir” yanıtı verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz’ün ‘mavi vatan’ çıkışı ve CHP’nin ne düşündüğüne ilişkin soruya Öztrak, “Ülkemizin ulusal hakları var. Ulusal hukuk çerçevesinde kullanılmalıdır. Sayın Çeviköz’ün sözlerini de Genel Başkan’ımızın bu görüşleri dışında değerlendirmek doğru olmaz” dedi.

Hal Yasası’nda yapılacak değişiklikle fahiş fiyatların kontrol altına alınıp alınmayacağına ilişkin soruya Öztrak şu yanıtı verdi:

 “Aynı suda iki kere yıkanılmaz. Bu memlekette hayat pahalılığı ne zaman şaha kalksa akıllarına gelen ilk şey depo basmak, esnafı terörist ilan etmek ardından da Hal Yasası’nı gündeme getirmek. Adama sorarlar. 20 yıldır ne yaptınız? Siz tazecik hükümet değilsiniz ki… Türk lirası değerini pul etmişsiniz… 128 milyar dolarlık rezervi buharlaştırmışsınız… Sonra fahiş fiyatlarla mücadele… Bunların sorumlusu kim? Erdoğan Şahsım Hükümeti. Sokağın enflasyonunu bıraktı, tüketici enflasyonunu da bıraktı. Merkez Bankası’nı en önemli sermayesi itibarıdır, Erdoğan Şahsım Hükümeti bozuk para gibi harcadı. Bu da dönüp dolaşıp hayat pahalılığı olarak milletimize fatura edildi.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üzerinde çalıştıkları seçim yasası ile ilgili teklifin TBMM’ye sevk edileceğini söylemesi için Öztrak, “Öyle görünüyor ki yine hiçbir şey olmasa bile bir şey olmuş. Hükümetler seçim yasalarıyla oynamaya başladığında artık gidici olduklarının göstergesidir. Milletin sesini duymayan hükümetleri, hiçbir seçim yasası kurtaramaz” dedi.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here