Erdoğan ya “son koalisyonu” dağıtacak, ya da AK P dağılacak

17

İstanbul seçimleri müthiş bir netice ortaya koydu. İmamoğlu % 54, Yıldırım % 45

Genel seçimi şiddetle çağrıştıracak bir tablo. Bu rüzgarın önünde durmak zor.

Erdoğan’ın birinci koalisyonunu hatırlayan var mı? “Fabrika ayarları” denilen koalisyon.

Hani şu; ortak akıl, özgürlükler, hukuk, AB değerleri, Kürtlere haklarının verilmesi, bütün toplumun kucaklanması, uluslararası işbirliği gibi, hasreti olduğumuz değerler için kurulmuş, AK P koalisyonu.

Erdoğan bu koalisyonu neden bozdu? Rivayet muhtelif. Ancak, araştırmalara konu olacak müthiş bir değişim yaşadığı da kesin Erdoğan’ın.

Şimdi, Erdoğan’ın ikinci koalisyon dönemindeyiz.

Ülke bekasına, tehditlere, düşmanlara, uluslararası kamplaşmalara, tek adam yönetimine, eksik demokrasi ve hukuka dayanan bir anlayışa, Müslümanlık anlayışının selefi bir mahiyete bürünmesine, Kürt meselesini silahla çözmeye, askeri harekatlara vb. dayanan ikinci koalisyon.

İkinci koalisyonun ortakları ise; yeni AKP, MHP, Vatan Partisi (Perinçek), Ulusalcı-Kemalistler, Büyük Birlik Partisi, Erdoğan’ın ideallerini paylaşan tarikat ve cemaatler, Selefi dini gruplar gibi, toplumun daha radikal ve azınlık unsurları.

Beşi birbirine benzemez, “Daltonlar grubu” gibi.

Erdoğan’ın ikinci koalisyondaki anlayışı, birçok kişi ve grubun ve buna bağlı olarak da toplumsal katmanların, AKP’den uzaklaşması sonucunu verdi. Söz gelimi; Abdullah Gül-Ali Babacan-Ahmet Davutoğlu gibi çok yakın arkadaşları, milliyetçi söylemden rahatsız olan Kürtler, AB’ni ve NATO’yu önemseyenler, dinin radikalleştirilmesinden rahatsız olanlar, fukaralaşan kitleler vb. AK P’yi terk etti.

İstanbul seçimlerinin neticesi de, işte bu dile ve bu koalisyon yapısına bağlı olarak ortaya çıktı.

Büyük siyasi depremin faili, bu koalisyon.

Ben Erdoğan’ı Balkanlarda tanıdım. Açık söylemem gerekirse, vizyonal bir liderlik görmedim. Balkanlarda vizyonu yoktu ve bir Balkan stratejisi önermiyordu. Zaten 2012’den sonraki tercihleri ile de, Balkan ahalisini, kendisinden ve Türkiye’den uzaklaştırdı.

Erdoğan’a; güç, akıl, analiz gücü, uzak görüş kapasitesi gibi, strateji üretmede etkin muhakeme enstrümanlarını sunabilecek kadrolar yok artık. AK P ve koalisyon ortakları “C” takımı gibi.

Biri Kürt meselesine silahla çözüm öneren siyasi, diğeri Balkanlarda Slav Türk kardeşliği peşinde koşan, Sırplardan zulüm görmüş Müslüman Boşnak ve Arnavutları küstüren, Türkiye’den uzaklaştıran, Rusya bağlantılı biri. Bunların üzerine bir de; Müslüman deyince tüyleri diken diken olan Avrasyacı Kemalist ve Ulusalcıları, İslam’a “cihat” adıyla, silahlı mücadele gömleği giydiren selefi anlayışı koyun. Bu tablo içinde Erdoğan’ı tanımlamanız dahi mümkün değil. Erdoğan kim, AKP nasıl bir parti, buna kolay cevap verilemez. Ama tercihi o yaptı. Kimse zorlamadı.

Erdoğan’ın geldiği yer ve ülkeyi getirdiği yer ise, tam bir felaket.

500 milyar dolar kadar dış borç olmuş, AB projesi çökmüş, Kürtler toplumdan koptu kopacak, toplum kamplara ayrılmış, tek karar vericisi olan bir yönetim kurulmuş, hukukun üstünlüğü yerini üstünlerin hukukuna bırakmış, devletler arası ilişkilere tehdit anlayışı hakim olmuş, dış politikada bütün cephelerde yenilinmiş, Balkanlar kaybedilmiş, Ortadoğu kaybedilmiş, Filistin meselesi İsrail’in insafına, Mısır Sisi askeri rejimine, İhvan hapishanelere, Suriye; Amerika ve Rusya’ya terk edilmiş.

Dinimiz, hem içeride hem dışarıda selefi gruplara terk edilmiş.

Bu “beş benzemez” koalisyondaki fay hatlarını Erdoğan görmüyor mu? Ne tarafa bir adım atmaya çalışsa, ya Bahçeli, ya ulusalcılar, ya Perinçek hemen bariyer oluşturuyor.

Bu ekip ne bir fikir üretebilir, ne de bir iş yapabilir. Bunların Erdoğan’ı ve Türkiye’yi getirdiği yer, artık herkesin görebileceği kadar net ve sarih. Görmemek için aklı yitirmiş olmak gerek.

Erdoğan’ın bu gidişini gören, eskiden “yoldaşı” olduğu birçok kıymetli arkadaşı, sabırla ve nezaketle, onun bu durumun farkına varmasını bekliyor.

AKP toplumun desteğini kaybetti. Ancak, mesele AKP’nin toplumsal desteğini yitirmesinin çok ötesinde. Bu koalisyonun, ülkeyi getirdiği yer tam bir açmaz, çıkmaz sokak. Koalisyonun “garip” ortakları, son bir hamle ile, Türkiye’yi batı demokrasilerinden ayıracaklar ve Kürtlerin de bu ülkeden kopmasına neden olabilecekler.

CHP bu enkazın altından kalkabilir mi? Çok zor. CHP’den ne kadar vizyon bekleyeceğiz, bu da şüphe altında, CHP stratejik parametreleri henüz oluşmadı.

İşte bütün bu nedenlerle, Erdoğan bir karar vermek zorunda.

Ya mevcut koalisyonu “derhal” bozacak ve partiyi eski yapısına ve vizyonuna kavuşturacak ya da eski arkadaşları, memleketin selameti için, mevcut partiden yeni partiler kurarak, Erdoğan’ın gücünü budayacak.

Erdoğan için başka bir çıkış yolu gözükmüyor.