Akşener: Yaşadığımız sorunların kaynağı iki yıldır süren bu ucube sistemdir

0

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. “Ayasofya’yı siyasete alet ettiler.” diyen Akşener, şunları söyledi:

“Başbakanlıktan dilekçelerine cevap alamayınca 2005’te mahkemeye başvuruyorlar. Mahkeme, Başbakanlığın dilekçeye zamanında başvurmadığı için suçlu buluyor. O zamanın Başbakanlığı, bugünün Cumhurbaşkanlığı davanın reddini istiyor. O dönemin Başbakanı, önce Sultanahmet’i doldurun diyor. Bugün o iktidar, Ayasofya’yı biz açtık diye övünüyor. Yine bir riyakarlık, yine vatandaşı değil kendini düşünme hesabı. İlk günden beri dedik ki Ayasofya’yı ibadete açın, siyaseti kapatın.

Ortak değerlerimizi sömürmekten geri kalmadılar. Güzel Ayasofya’nın o güzel gününde şu sözü bekledik. Selam olsun Anadolu’nun kapılarını açan Alparslan’a, selam olsun İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’e, selam olsun İstanbul’u düşmandan kurtaran Gazi Mustafa Kemal’e. Böylesine güzel bir günde bile düşmanlık etmekten geri durmadılar. Alparslan da bizimdir, Fatih de bizimdir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bizimdir. Atatürk Asya’dan Avrupa’ya bir kısrak başı gibi yürüyen memleketin mavi gözlü bozkurtudur. Hastanede koşa koşa ziyarete gittiğiniz ‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyen fesliden feyz alacağınıza Sevr’i yırtıp atanlarla gurur duyun. İstiklal Savaşı, bir mitoloji değildir.

Atatürk ile alıp veremediğiniz nedir kardeşim? Yunan’ın, Fransız’ın Alman’ın Atatürk’e düşman olmasını anlarım ama siz nasıl düşman olursunuz kardeşim? Onlar şanlı bayrağımızı ateşe vererek milli birliğimize hakaret ediyor, siz hala Atatürk ile uğraşıyorsunuz. Atatürk, Türk vatanında şanla şerefle nur içinde yatıyor. Göreve geldiğinden bu yana İstiklal Harbi kahramanlarına bir hayır duayı çok gören Ali Erbaş, şimdi de lanet okuyor.

Bundan bir asır önce Ayasofya’yı özgürleştiren o kahramanlara bir fatiha okuyun. Şu ruhsuz dünyanın zul çağında milletimiz kan ağlamaya devam ediyor. Ama iktidar memleketin sorunlarını görmezden geliyor. Memleketin her köşesinde kadınlarımız, çocuklarımız kan ağlıyor. Hiçbir suni gündem 34 OECD ülkesinde kadına şiddetin en çok ülke olduğumuz gerçeğini değiştiremeyecek.

Son olarak 27 yaşındaki Pınar Gültekin katledildi. Türkiye bu utançtan kurtulmak zorunda. Geçtiğimiz günlerdeki bir gösteride açılan bir pankart yüreğimi dağladı. Kız kardeşlerim, bir gün ölürsem davam size emanettir. Ey Türk erkekleri, bu sözlere kulak verin. Kadınların erkeklere güvenemediği bir dünya kıyamet alametidir. İyi ve cesur insanların iktidarında diyeceğiz ki tek bir kadının gözyaşı döktüğü dünyayı yıkıp yenisini kuracağız. Kadın ve erkek her bir ferdi sevmek gerekir. Bu yüzden Sayın Erdoğan’ın ender yaptığı işlerden biri olan İstanbul Sözleşmesi’ni iptal etmek yerine uygulamaya çalışmaya davet ediyorum.

Yazın sonuna yaklaşıyoruz ama maalesef turizmde yaprak kıpırdamıyor. Sürekli ve geçici personeliyle milyonlarca kişinin ekmek kapısı. İktidar 5 müteahhide tanıdığı şansı bacasız sanayiye tanımadı. İktidar, turizmi kurtarmak için bula bula ay sonunu zor getiren insanları borçlanmayı buldu. Turizm ekonomimizin göz bebeği. Bu cennet vatan Allah’ın bize bir lütfu. Cari açığın yüzde 80’i turizm gelirleriyle finanse ediyor. Tek başına turizm ihracatımızın 5’te biri kadar gelir sağlıyor.

Turizm yarattığı kaynak ile yerli ve milli bir sektördür. Turizmde 40 yıldır yapılan yatırımın heba edilmemesi için hükümete çağrılar yaptık. Zaten turizmcinin 100 milyar liraya ulaşan kredi borcu var. Fransa’da salgının en az hasarla atılması için turizme aktardığı kaynak 18 milyar euro. Bizde ise Türk ekonomisinin sigortası dediğimiz turizm müteahhitlerin gördüğü değeri göremedi. Sektörde 4 bin işletme, 1 milyon yatak kapasitesi var. Kamu turizmin yükü ortaklaşa paylaşacağı bir kampanya yapın. Dünya turizm örgütüne göre 2030 da 1,6 milyar turist dünyayı gezecek. Günden güne büyüyen pastadan payımızı almak için bir değişim geçirmek zorundayız.

Yaşadığımız sorunların kaynağı iki yıldır süren bu ucube sistemdir. Sermaye, güven hissetmediği yere gitmez. Bir ülke demokrasisiyle güven veriyorsa her alanda yolu açıktır. Partili cumhurbaşkanlığı sisteminin ikinci yıl konuşmasında gördük ki Sayın Erdoğan da bu sistemin yürümediğinin farkında. Son dönemde çıkarılan kararnameler yanlış kararları düzenlemek için çıkarılmış.

Böyle bir sistem hizmet üretebilir mi? Böyle bir sistem vatandaşın sorunlarını çözebilir mi? Tabi ki hayır. Her ne kadar ballandırarak anlatsa da Sayın Erdoğan’ın sistemi değiştirilemez görmemesi olumlu bir adımdır. Türkiye’nin bu sarmaldan çıkışı iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemdir. Milletimizi içine soktuğumuz bu zor durumdan kurtaralım.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here