Erdoğan’ın kafasındaki cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül değil Vecdi Gönül’dü..

0

AK Parti’de Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı yapan ANAP’ın eski Genel Başkanı Erkan Mumcu, Haber Global’de konuştu. “Erdoğan 2007’de neden Cumhurbaşkanı adayı olmadı?” sorusuyla ilgili Mumcu, şunları söyledi:

“Olmak istemedi yada olmadı. Kafasındaki aday başka birisiydi bunu biliyorum. Fakat bunları açıklayıp açıklamamak kendi takdirinde olan bir şeydir. Ben 2005 yılında kendisine bir mektup yazdım. Vecdi Gönül konusunda güçlü bir mutakabatı olduğuna dair, güçlü bir haber kaynağıma dayanarak söyleyebilirim.

2005 yılında kendisine ben mektup yazdım, aynı mektubu Hürriyet Gazetesi’ne verdim. 2005 yılı temmuz ayı Mumcu’dan Başbakana mektup diye ararsa insanlar, o mektubu okuduklarında 2007’de Türkiyenin başın gelecebilecekler konusunda nasıl bir öngörü ortaya koyduğumu ve neyi çözüm olarak önerdiğimi göreceklerdir. Türkiye’nin selameti, Türk demokrasisi adına.

Bunu kim imkansızlaştırdı? Orada önerdiğim çözümü kim imkansızlaştırdı. En önce meclis başkanı sıfatıyla Bülent Arınç. Ne için imkansızlaştırdı? 2007’ye giden süreçte Ak Parti iç iktidarının bölüşülmesine ilişkin bir kavga vardı o kavganın tarafları belliydi! Şimdi bir adres daha vereceğim size Akşam Gazetesi’nde bir ropörtaj yaptım. O ropörtajı okuyanlar 2005’den 2007’ye kadar Türkiye’nin başına ne geldiğini anlayabilir. Hatta önceden haber verdiğimi anlayabilir. İnsafınız varsa izanınız hep açık olur. Ben öyle gördüm ve bunların belgeleri de var. Bugün bile aile içi suçlar işlendiği için kimse gerçeği söylemiyor.”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde askerin kendilerine baskı kurup kurmadığıyla ilgili ise Mumcu, şöyle konuştu: “Hayır. Meselenin Abdullah Gül ile alakası yok. 2007 sürecinin 2005’ten itibaren hazırlandığını, 367 tezinin asıl sahibinin daha Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığı seçimine itiraz, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz dilekçesine imza atan iki isim olarak Abdullah Gül ve Bülent Arınç olduğunu bir kez daha söylemek istiyorum.

2007 Cumhurbaşkanlığı süreci, birinci 367 tezi yüzünden kesilmedi. Anayasa Mahkemesi’nin kararı beklenmeden, yani birinci tur ile ikinci tur arasında Anayasa Mahkemesi’nin bir karar verecekti; Anayasa Mahkemesi 367 gerekli deseydi ben zaten o genel kurula girecektim. Çünkü bu mahkemenin demokrasiye müdahalesi anlamına gelecekti. Bu anlattığınız okuduğunuz haberlerin çoğu Fetö tarafında uydurulmuş ve Fetö’nün bu olaydaki rolünü gizlemek üzere uydurulmuş yalanlardır. Bu yalana alet olanların çoğu da Fetö işbirlikçileridir. Bundan hoşlanmayan insanlar çeşitli yalanlar uydurdular. Ses kaydı olanlar Fetöcüler. Niye çıkarmadılar o ses kayıtlarını? O darbe komisyonlarına niye beni çağırmıyorlar? Herkes hakkımda konuşuyor, benim ne söyleyeceğim niçin merak edilmiyor?”

HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kahvaltıya geldiğinde kubul edip etmeyeceğine ilişkin de Mumcu, “Memnuniyetle. Ben Selahattin Demirtaş’ı milletimizin bir mensubu olarak ve milletimizin önemli bir kesiminin seçmiş olduğu bir adam olarak memnuniyetle kabul ederim. Ama daha önemli bir şey söyleyeceğim, Türkiye’de Kürt meselesinin barışla neticelenmesi, demokratik ve Türkiye bütünlüğü içinde çözümlenmesinin imkansızlaştıracak politikaların tamamı ister milliyetçilik adına yapılıyor olsun, ister bölücülük adına olsun ülkeye millete ihanettir.

Türkiye’deki Kürt seçmenin seçtiği siyasi partinin, anayasal sınırlar içinde özgürce siyaset yapabiliyor olmasını Türkiye’nin bütünlüğü için bir teminat olarak görmek gerekir diyorum. Kürtlerin seçtiklerini şeytanlaştırmanın Türkiye’ye hiçbir faydası olmaz ve Türkiye’nin bölünme sürecine katkı yapar, hızlandırır. Ben karakter olarak kalben milliyetçi bir adamım, ve milletimi ülkemi seviyorum, bu sevgi adına bu düşmanlaştırma politikalarının hepsine olumsuz bakıyorum. Son 20 yılda olan her şeyin arka planında bu Kürt barışının imkansızlaştırılması vardı! Buna lütfen özel bir dikkatle bakalım!” şeklinde konuştu.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here