Erkan Baş’ın Almanya gezisi

2

Erkan Baş, TBMM 27. Dönem milletvekili ve aynı zamanda da Türkiye İşçi Partisi genel başkanı.

Erkan Baş, Türkiye İşçi Partisi genel başkanı

Erkan Baş geçtiğimiz hafta Almanya’ya geldi ve çeşitli şehirlerde toplantılar ve konuşmalar yaptı. Yoğun olarak benim yaşadığım eyalet olan Kuzey Ren Westfalya’daydı. Erkan Baş’ın bir konuşmasına ben de katıldım.

Erkan Baş Almanya doğumlu bir akademisyen. Bilim Tarihi alanında akademik çalışmalar yapmış ve yaklaşımlarında da bunu görebiliyorsunuz.

Katıldığım konuşmasında neler söyledi?

Kısaca değineyim.

‘Ak parti neden 20 yıldır iktidarda?’ sorusunu yönelterek Ak partinin oy avlama yöntemine değindi. Ak parti’nin yanlış politikalarının sorumlularını sıralarken muhalefetin de suçlu olduğundan bahsetti. Peki neden?

Çünkü muhalefet farklı düzlemlerde ve farklı yaklaşımlarla muhalefet yapmaktan ziyade Ak Parti’nin açtığı alanda muhalefet yapıyor. Evet bu doğru.

Çünkü siyasi partiler aynı Ak Parti’de olduğu gibi oy avcılığı yapıyorlar. Erkan Baş’ın da deyimiyle ‘oy avcılığı’ yaparak en büyük oy avcılığı yapan Ak Parti’yi yenemezsiniz.

Erkan Baş’ın halka dair sarf ettiği cümleye ben de katılıyorum: ‘Geniş kitlelerin, halkın yeni bir ufka ihtiyacı var’.

Evet halkın yeni bir ufka ihtiyacı var. Kendisine dayatılan hayat anlayışından farklı ufuklara ve tarzlara ihtiyaç var. Bu yeni ufuk vahşi kapitalizmin dayatmasına karşı bir duruş niteliğinde olmalı.

‘Türkiye siyasetinde vatandaş yok, seçmen var’.

Erkan Baş bu cümlesiyle aslında yaşanan siyasi gerçekliği ortaya sermiş oluyor. Vatandaş, ülke siyasetine ve yaşanan olaylara her daim katılan bireydir.

Ancak vatandaş yerine siz halkı sadece ‘seçmen’ olarak görürseniz. Bu insanlar ülke yönetimine katılmaktan ziyade seçimlerde oy kullanan ve sonrasında yönetimle ilgilenmeyen robotlara dönerler.

Erkan Baş’ın değindiği bir diğer konu da katılımcı demokrasi. Açıkçası söyledikleri bana mantıklı geldi. Vatandaşlarımızın genelinde akıllı telefonlar var. Bu akıllı telefonlarla e-devlete girerek işlerini hallediyorlar, aşılar için de hepimiz akıllı telefonlarımızı kullanıyoruz.

Madem öyle TBMM’de çıkarılacak yasalar için neden akıllı telefonları kullanıp doğrudan demokrasiyi uygulamıyoruz?

Çok yerinde ve haklı bir soru.

Eğer böyle olursa milletvekillerine ihtiyaç kalmayacak. Onlara ödenen maaşlar ve ödenekler de direk halkın hizmetine sunulacak.

Erkan Baş’ın uzun zamandır uygulanan milliyetçilik ve dindarlık politikasına değinmesi beni memnun etti. Evet sistemli bir şekilde uygulanan bir politika var. Milliyetçilik ya da Erkan Baş’ın değimiyle ırkçılık ve dindarlık.

Bu iki akım vatandaşlarımızı ayrıştırıyor.

Ve 5’li çete.

Erkan Baş, TİP olarak iktidara geldiklerinde 5’li çetenin mallarını halka dağıtacaklarını ifade etti.

Garip bir uygulama gibi gelebilir. Ama ben bu söylemin altında yapılan ihale uygulamalarının yanlışlığıyla oluşan zulmü gördüm.

Zulüm oluşunca da halk kendi payını almak ister.

Sol politikalara ilişkin söylediği cümle sanıyorum bütün siyasi partiler için önemli bir düstur olabilir: ‘Nabza göre şerbet veren değil, verdiği şerbetle halkın nabzını değiştiren sol politikalar lazım’.

Erkan Baş’ı dinlemek bana keyif verdi.

Komünizm ve sosyalizm sadece TİP ve TİP’e gönül verenler için önemli değil. Komünizm ve sosyalizm kendilerini inançlı olarak niteleyen Müslümanlar için de önemli.

Sebebini de söyleyeyim.

Marx’ın ‘Das Kapital’ kitabını okumadan ve üzerine düşünmeden İslam’ın ekonomik prensiplerini detaylı bir şekilde anlamanız mümkün olmaz.

Müslümanlar olarak İslam’ın ekonomik prensiplerini bugüne ya da geleceğe taşımak istiyorsanız, Komünizmi, artı değeri, işçiliği, emek-ücret ilişkisini ve benzer konuları bilmeniz gerekir.

Ben bu bakımdan TİP’i ve söylemini önemli buluyorum.

Daha önce birçok kereler ifade ettiğim bir cümle vardı: ‘Erdemli insanlar susmamalı’.

Bu cümlemin bir başka versiyonunu Erkan Baş’tan duymaktan mutlu oldum. Siyasetin kirli olmasını temiz insanların siyasetten uzak durmaya çalıştıklarına bağlayan Baş ‘temiz ve erdemli insanlar da siyasete katılırlarsa, siyaset kirlenmemiş olur’ dedi.

TİP genel başkanı Erkan Baş’ı dinlerken aklıma Hz. Ömer’den ganimetlerle ilgili hesap soran kadın aklıma geldi.

Bilmiyorum neden.

Sanıyorum ganimetlerle ilgili Hz. Ömer’e hesap soran kadın da hakkını arayan kişiydi, bugün işçilerin yaptıkları eylemler de hak arama mücadelesi.

Arasında çok fark yok.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikBiri dindar nesil mi dedi?
Sonraki İçerikAK Parti açık ara birinciyse bu telaş ne? Muhalefetin açmazına ışık tutuyorum
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

2 YORUMLAR

  1. Hakkını arayanların da hakkını arayan birileri lazım, hakkını arayanlar hem haksızlar ve hem de hakkı savunduğunu sananlar tarafından yıpratılınca meydan tamamen haksızlara kalmış oluyor. TUZ kokmuş

  2. Yazıda;
    “Komünizm ve sosyalizm sadece TİP ve TİP’e gönül verenler için önemli değil. Komünizm ve sosyalizm kendilerini inançlı olarak niteleyen Müslümanlar için de önemli”
    cümlesi geçmiş.
    Allah’ım ne hale düştük.Muslumanlarin hakkını komünistler gözetiyor. İslam gömleğini giyen siyasetçiler utansın.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here