Erkek çocuğu annelerine sesleniyorum

2

‘Ben adamım’

Bu ifadenin rahatsız ediciliği üzerine çok cümleler sarf edilir.

Adamlığın bir statü olduğu kültürde yaşamak rahatsız edici. Adamlığın statü olması ve kadınlığın da üstünde bir yere sahip olması rahatsız ettikçe toplumda karşılaştığım ilişkileri gözlemliyorum ve irdeliyorum.  

İlişkileri gözlemlemek ve irdelemek de hoş bir duygu değil.

Annelerle babaların aralarındaki ilişki bıkkınlık üzerine kurulmuş gibi adeta. Belki ilk başlarda ‘seviyorum, aşığım’ üzerine kurulmuştur. Ama zaman geçtikçe sevgi ilişkisi bıkkınlığa dönüşmüş sanki. Bundan dolayı da kadınlarda erkeklere karşı içsel tepki oluşmuş gibi görünüyor. Kendi aralarında ne yaşıyorlarsa, yaşasınlar.

Neyi, nasıl yaşadıkları bizleri ilgilendirmiyor.

İlgilendirmesin de zaten.

Saçmalıklarla dolu gel-gitleri görmek istemiyorum.

Beni ilgilendiren bu garip ilişkinin meydana getirdiği çocuk yetiştirme tarzı. İşte bu bizi ilgilendiriyor. Hem beni hem sizleri hem de toplumu.

Garip ilişkilerin tezahürü olan çocuk yetiştirme tarzının hepimizi ilgilendirme sebebi ise toplumu oluşturan bireyler, yani erkekler ya da erkekcikler…

Yanlış eğitim sebebiyle meydana gelen davranış bozuklukları irrite edici.

‘Ben adamım’ ilkesiyle yapılan bütün davranışlar erkek egemen kültürü oluşturuyor ve her geçen gün de bu kültürü destekleyerek ‘tek doğru’ gibi algılanmasına sebep oluyor.

Toplumda oluşan kolektif kültür, erkeklerin üstün olduğu ve bu üstün erkeklerin dilediklerini hoyratça yapabilme haklarına sahip olmaları.

Kadınları daha alt seviyede olan varlıklar olarak algılamak, onları hor görmek, bazen dışlamak ve ötekileştirmek, kimi zaman da psikolojik şiddet uygulamak.

Daha da ötesi acizliklerini bastırmaya çalışan erkeklerin fiziksel şiddet uygulamaları…

Evet, fiziksel şiddet uygulayan, kadınları döven erkekler aciz varlıklar bunu net bir şekilde ifade edelim.

Acziyetlerinin ortaya çıkmaması için de şiddete başvuruyor olmaları, onları daha da değersiz hale getiriyor.

Davranış bozukluklarının bariz şekilde belli olduğu bu erkek tipini kimler bu hale getiriyor?

Kadınlar.

Hangi kadınlar?

Anneler.

Anneler erkek çocuklarını şımartarak sanki onlar ‘kral’ mış gibi yetiştirdikleri için yaşını alan bu erkekler kendilerini ‘üstün varlık’ sanıyorlar.

Tabi bu durum sadece bir sanı.

Gerçek böyle değil.

Gerçeği anlamaya başlayan erkekler akıllarını kullanabilirlerse uyum sağlıyorlar, akıllarını kullanamayanlar da psikolojik sorunlu varlıklar olarak yaşamaya çalışıyorlar.

Sorunlu bu erkek varlığı çeşitli şekillerde aptallıklarını sergiliyorlar ve bizleri de rahatsız ediyorlar.

Nedir bunlar?

İlk olarak, bir erkek olarak, normal ve eşitliği temel almış olan erkeklerin adını lekeliyorlar.

İkincisi, onlarla birlikte olan kadınların hayatlarını karartıyorlar.

Üçüncüsü, yanlış örnek oluyorlar ve toplumda ‘aptallık’ normal gibi anlaşılıyor.

Dördüncüsü, bu yanlışlığı kültürle bütünleştirerek kültürü bozuyorlar.

Beşincisi de yaptıklarını dine dayandırarak dini bozuyorlar.

Kelebek etkisi de bu işte.

Bilinçsizce erkek çocuklarını şımartarak yetiştiren kurnaz anneler; toplumu, kültürü ve dini bozan şuursuz erkekleri yetiştiren KADINLAR olarak karşımıza çıkıyorlar.

Şuursuz ve hadsiz erkeklerin baskılarıyla sindirilen genç anneler erkek çocuklarını aynı şekilde yetiştirerek bu döngüyü devam ettiriyorlar.

Bu döngü nasıl değişir?

Ailenin kutsallığının göklere çıkarıldığı bir kültürde bu döngünün değişmesi zor gibi görünüyor.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikEl-Kaide tehdidi nedeniyle terör alarmı..
Sonraki İçerikÇin yeni bir tayfuna hazırlanıyor..
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

2 YORUMLAR

  1. Babalar ne ise yarar?
    Aslinda aktif olarak anne yetistiriyor gibi görünse de, babanin pasifligi ya da simarikligini da örnek aliyor yetisen erkek cocugu da kiz cocugu da.
    Eger uyanis olmazsa berbat bir kisir döngü. Hatta ölümcül!!

  2. Aslinda hersey bir savaşın baslamasiyla olusur.Savaşı baslatanlar insanlardir,ama biz baslatanı herzaman ormanlarda ararız.Neden ormanlar,çùnkù mahsumiyetliğin simgelerini arıyoruz.(ağacları,cicekleri,kusları,tavsanları vb.)Yani hep yanlış arıyoruz oyuzden dogruları bulmak gūçleşiyor.Ve bu daha çok yanlış yapmamıza sebebiyet veriyor.Dogruları bulmak icin yanlıslarla savasmalı,ozaman doğruyu bulabiliriz.Yani Sinan hocayı takip etmek gerekiyor.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here