Esad’a âşık olmak

0

Yeşilçam’ın vazgeçilmezidir “zengin kız fakir oğlan” veya “zengin oğlan fakir kız” ikilisi.

Zengin oğlanın, fakir bir kıza âşık olup kavuşamayacağını da anlayınca yaptığı ilk hareket, tüm servetini arkasında bırakıp ailesini terk etmektir.

İki gönül bir olunca samanlık seyran olur.

Zengin kızın, fakir bir oğlana âşık olup ailesinin engeliyle karşılaşınca yaptığı girişim ise kendini odasına kapatıp yemekten içmekten kesilmektir.

Çünkü Türk toplumunda kız, evini terk edemez.

Bu temel motif, hala günümüz Türk sinemasında geçerliliğini koruyor. Hatta dizilerde dahi aynı tema, vazgeçilmez bir unsur olarak izleyicinin karşısına çıkarılıyor.

Bu da Türk sinemasının bir dramı.

İzleyici, Yeşilçam klasiğinden hem memnun hem de acı duymaktadır. Yüreğinin dayanmadığı noktada görev, gözyaşlarına devredilmektedir.

Reklam

İzleyici de ikilem içindedir.

Gerçek hayatta bu dramlar yaşanıyor mudur ya da tekil midir veya çoğul mudur?

Toplumun yüzde kaçına tekabül etmektedir?

Bu temel motifler yönetmenin, senaristin bir takıntısı, hayali midir?

Konuya ilişkin şimdiye kadar bir saha araştırması görmedik.

Bu kadar uzun bir girişe sebep olan konuya gelirsek.

Dünyada ‘Esad’ olarak bilinen, Türkiye’de şimdilerde ‘Esed’ olarak anılmaya başlanan ama bir dönem bizde de ‘Esad’ olan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad.

Suriye Ordusu’nda görev yapan Yezin Sultani isimli asker, yüreğindeki aşkı daha fazla saklayamadı veya taşıyamadı, Esad’ın kızı Zeynüşşam’a sosyal medya hesabından aşkını ilan ediverdi.

Reklam

Yeşilçam senaryosu değil gerçek.

Paylaştığı videolardan Esad’ın 16 yaşındaki kızına, “Seni seviyorum, ben seninim, sen de benimsin. Senin için her şeyi yapacağım, yakın da olsa uzak da olsa senden vazgeçmeyeceğim.” diyerek mesaj gönderen askerden, bir daha haber alınamadı.

Bir diktatörün kızına âşık olacak kadar cesaretli bir asker. Parayla, makamla, damatlıkla ölçülemeyecek kadar değerli bir aşk. Canı pahasına aşkının peşine koşan bir nefer.

Karşısında ise ülkesini iktidarı aşkına baştan aşağıya ateşe veren Esad.

Bu savaşın galibi zahiren Esad görünebilir ama aşkın ateşini de hafife almamak gerekir.

Sonu nasıl biterse bitsin “Ferhat ile Şirin”, “Aslı ile Kerem”, “Leyla ile Mecnun” gibi tarihin yapraklarında “Yezin Sultani ile Zeynüşşam” aşkı da yer alacaktır.

Aşkın gözü mü kör yoksa âşık olunca gözler mi kör oluyor?

Yezin Sultani, meseleyi yakın dostlarına açtığında, eminim ki onu bu aşktan vazgeçirmek için çok uğraşmışlardır.

Aşk için gözü kararmış bir delikanlı.   

Sırra kadem basan Sultani’yenin arkadaşı, Yezin’in Suriyeli güvenlik güçleri tarafından tutuklandığını söylüyor.

Uzak ihtimal değil ama umarım mesele bununla sınırlı kalır.

Sınırın nerede başlayıp nerede biteceği bilinmeyen aşk, gönülde saklandığı sürece sadece seni yakar. Ama açığa çıktığında hem seni hem de tüm alemi yakar.

Sosyal medyadan duyurulan ilan-ı aşk, artık kamuoyuna bir emanet.

Bu acı tablo karşısında troller dahi çaresiz.

Yeşilçam izleyicisinin gözü her zamanki gibi yaşlı.

Dünya “Yezin Sultani ile Zeynüşşam” aşkını görür mü?

Birleşmiş Milletler, insan hakları örgütleri, Avrupa onca işi arasında bu aşkı kurtarmak için bir girişimde bulunur mu veya bulunursa ne kadar başarılı olur?

Bu aşkın karşılığının Zeynüşşam’da olup olmadığını bilmiyoruz. Kendini odasına kapatıp yemekten içmekten kesilmiş midir; haberdar değiliz.

Yezin Sultani, Esad’ın emriyle mi tutuklandı yoksa işgüzarların girişimleriyle mi; ona dair bir bilgide yok.

Peki, Zeynüşşam’ı, Yezin Sultani hiç görmüş müdür?

Yoksa Yezin Sultani, Platonik aşk mı yaşamaktadır?

Televizyonda mı gördü, sarayda mı yoksa fotoğrafını görüp de mi âşık oldu?

Çok bilinmeyenli bir aşk denklemi.

Elimizde sadece Yezin Sultani’nin sosyal medyadan şimdilik karanlığa düşen sesi var.  

Esad, bu aşkın yolunu açar mı; zor. Esad’a âşık olmak, celladına âşık olmak gibidir. Ama gönül bu, ferman dinlemiyor.

Görünen o ki kurda kuşa yem edecek.

Belki bir gün sarayına çağırıp bundan vazgeçmesini isteyecek. Yezin Sultani’nin kararlılığını görünce de arenada aç bırakılmış aslanlarla dövüştürecek.

Ya da hiç muhatap almadan, gönlünün aşk yarasını umursamadan infaz emrini verecek.

Kanaatime gelince;

“Yezin Sultani ile Zeynüşşam” aşkı kesinlikle yaşamalı, yaşatılmalıdır.

Bu yazıda, aşktan yana tavır aldığımızın göstergesi olarak tarihe not düşülsün diye kaleme alınmıştır.    

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here