Erdoğan: Diyarbakır’da analar destansı bir mücadele veriyor

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Eskişehir İl Teşkilatında konuştu. Eskişehir’de 31 Mart 2019 Mahalli İdareler seçimlerinde Büyükşehir Belediye Başkanlığında yüzde 45,24 oranıyla AK Parti’yi tercih eden tüm Eskişehirlilere teşekkürlerini sunan Erdoğan, seçimlerde Cumhur İttifakı çatısı altında çalıştıkları MHP’lilere ayrıca teşekkürlerini iletti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Her ne kadar bu sonuçta AK Parti Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanamamış olsa da ortaya çıkan netice önemlidir. Büyükşehir seçiminde AK Parti tarihindeki en yüksek oy oranımız olan bu netice, bir sonraki seçimde daha çok çalışırsak hedefimize ulaşacağımızı söylüyor. Hemen bugünden 2023 yılındaki cumhurbaşkanlığı ve meclis, 2024 yılındaki belediye başkanlığı seçimleri için hazırlıklara başlamalıyız. Eskişehir’deki her vatandaşımızın gönlüne değecek, bizden beklentilerini karşılayacak bir çalışma ortaya koyduğumuzda sandıktan umduğumuz sonucun çıkacağından hiç şüpheniz olmasın.”

Milletin bugüne kadar, diğerlerinden farklı olması nedeniyle AK Parti’ye destek verdiğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

“Ülkemizde siyasetin milletten koptuğu, sadece belirli kadroların ve çevrelerin çıkarlarını savunma işi haline geldiği dönemde AK Parti, milletin davasının sözcülüğünü ve mücadelesini üstlenerek ortaya çıkmıştır. Biz milletimize ne kadar büyük hizmetler verdiysek milletimizin bize verdiği destek de o derece güçlü olmuştur. Şayet bugün bazı yerlerde hedeflerimizin gerisinde kalmışsak, geçen döneme göre belediye başkanlıklarında birçok belediyeyi kaybettiysek bunun sebebini millete değil yine kendimize faturasını keseceğiz. Demek bir yerde yanlışımız var, eksiklerimiz var, bunları gidermemiz lazım.”

“İşten çıkartılan insanların feryatlarını duyuyoruz”

Partinin genel başkanı olarak şahsından başlayarak, genel merkez yönetimi, il, ilçe teşkilatları, kadın ve gençlik kolları, sandık müşahitleri, delegeler hatta üyelere varana kadar tüm mensuplarla muhasebeyi bu şekilde yapmak durumunda olduklarını dile getiren Erdoğan, kayıpları telafi ettirecek, kendilerini daha büyük başarıya ulaştıracak şeyin milletle daha sıkı kucaklaşmak olduğunu vurguladı.

Bunun için millete her alanda çok daha iyi hizmetler vermeleri gerektiğini belirten Erdoğan, “Cumhurbaşkanı olarak sorumluluğumuzdaki bakanlıklarımızla, kurumlarımızla, ülkemizi her alanda en iyi şekilde yönetmeliyiz. Mecliste milletvekillerimizle en iyi kanunları çıkarmalıyız. Demokrasimizi daha ileriye taşımak, ekonomimizi sıkıntılarından süratle uzaklaştırıp, hızla büyütmek, milletimize huzur, güven, refah içinde yaşayabileceği bir zemin sunmak en başta gelen vazifemizdir.” dedi.

Ülkenin AK Parti iktidarları döneminde geçen son 17 yılının, eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, sanayiden tarıma, sosyal güvenlikten sosyal yardımlara kadar her alanda başarılara imza atılan, iftihar yılları olduğunu dile getiren Erdoğan, “Şimdi bize düşen son zamanlarda önümüze çıkartılan engeller sebebiyle yaşadığımız sıkıntıları süratle çözmek ve başarı çıtamızı daha yukarıya taşımaktır.” diye konuştu.

Milletin her kesimine sahipsiz olmadığını hissettirmeleri gerektiğini anlatan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı: “AK Parti sadece milletin hizmetkarı değil aynı zamanda vicdanıdır. Mesela bir süredir İstanbul başta olmak üzere çeşitli belediyelerden işten çıkartılan insanların feryatlarını duyuyoruz. Tam tersi bir durum olsa AK Parti’li belediyelerde bu tür işten çıkartmalar olsa gök kubbeyi bizim üzerimize yıkmaya çalışacak olanlara bakıyoruz, en küçük bir ses, seda yok. Bu neyi gösteriyor? Bu, ikiyüzlülüğü gösteriyor. Samimi değiller. Bizim belediyelerimizde böyle bir şey oldu mu? Olmadı ama bunlar hemen gelir gelmez işçileri iş yerlerinden çıkarmaya, tam okulların açılacağı bir dönemde bunları acaba neyi var, neyi yok bakmadan kapıların önüne koydular. Aynı şekilde Diyarbakır’da analar evlatlarını, bölücü örgütün elinden kurtarmak için destansı bir mücadele veriyor. Yine ‘kadın hakları, çocuk hakları, insan hakları’ diyerek her fırsatta ortalığı ayağa kaldıranlardan en küçük bir ses seda duydunuz mu? Yok. Hani vardı ya ‘Galatasaray anneleri’, Galatasaray Lisesi’nin önünde toplanıyorlardı, ‘cumartesi anneleri’ diye nam salmışlardı. Kıyamet kopuyor muydu? Kopuyordu. Peki, o zaman oraya gelip giden bu sanatçılar vesaireler şimdi Diyarbakır’da çocukları dağa kaçırılan bu hanım kardeşlerimizin yanına uğradılar mı? Herhangi bir açıklamaları var mı? Yok. Üstelik de dalga geçiyorlar. Bu ikiyüzlüler ekmeklerinin peşindeki işçilerimizi, evlatlarının peşindeki anaları yalnız bırakıyor diye biz de geri duracak değiliz.”

“Milletimize anlatmamız lazım”

Terör örgütü PKK’nın orman yangınlarını üstlendiğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti: “Peki Taksim’de 12 tane ağacın yeri değiştirildi diye kıyamet koparanlar, o ‘Gezi’ciler bu kadar orman yakılırken şu anda bunların sesi çıkıyor mu? Hani çevre dostu bir parti var ya bu partiden bir ses var mı? Yok. Buradan şimdi yine teşkilatlarımıza çağrıda bulunuyorum. Tüm gücümüzle bizler bu ikiyüzlüleri milletimize anlatmamız lazım. Kimin çevre dostu olduğunu, milletimize anlatmamız lazım. Bu canım ormanlarımızı yakanları milletimize anlatmamız lazım. Bu HDP denilen partinin nasıl bir parti olduğunu, PKK’nın bunun arkasında ne gibi bir örgütlenmenin peşinde olduğunu anlatmamız lazım. Bu terör örgütü olarak bu insanları, 14, 15, 16 yaşındaki çocukları dağa kaçıranları bunun yanında öğretmenlerimizi kaçıranları bunları anlatmamız lazım. Tüm gücümüzle ekmeklerinin peşindeki işçilerin de evlatlarına kavuşmaktan başka gayeleri olmayan anaların da yanlarında olacağız. Hatta şov yapmaktan başka bir işe yaradıklarını görmediğimiz muhalefet belediyelerinin bıraktığı boşlukları diğer kurumlarımız ve imkanlarımızla biz kapatacak, hiç kimsenin mağduriyet yaşamasına mahal vermeyeceğiz.”

“Faiz düştükçe enflasyonda düşecektir, bunu göreceksiniz”

Konuşmasında seçimi kazanamamanın kendi sorumlulukları olduğunu dile getiren Erdoğan, bunun sonuçlarının millete fatura edilmesine göz yumamayacaklarını söyledi. Erdoğan, “Eğer bir yerde kimsesiz çocuklar sokağa atılmışsa, yaşlıların bakımı ihmal edilmişse, gariplere yapılan yardımlar kesilmişse hemen bunlara biz sahip çıkacağız. Ekmeklerinden edilen işçilerimizin mücadelelerine hem insani hem hukuki hem sosyal her türlü desteği biz vereceğiz. Çünkü biz, işte böyle bir davanın, medeniyetin, kültürün temsilcisi olan AK Parti’yiz, farkımız bu.” diye konuştu.

Türkiye’nin önünde güvenlikten ekonomiye acil mesafe katedilmesi gereken kritik alanlar olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Türkiye’yi, 17 yılda bölgesinin ve dünyanın en güçlü ülkelerinden biri haline getirirken, nice benzer sıkıntıları aştıklarını ve benzer mücadeleler verdiklerini anlattı. Erdoğan, Allah’ın izni ve milletin desteğiyle bunların da üstesinden geleceklerini dile getirdi.

Enflasyonun düştüğüne ve faizlerin indiğine dikkati çeken Erdoğan, “Perşembe günü yine Para Piyasası Kurulu toplanıyor. Ben inanıyorum ki daha da düşecek ve siz de göreceksiniz. ‘Cumhurbaşkanımız bunu demişti’ diyeceksiniz. Faiz düştükçe enflasyonda düşecektir, bunu göreceksiniz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, kur istikrarının sağlandığını da dile getirerek, şöyle devam etti: “İkinci çeyrekte ilk çeyreğe göre büyüdük. İstihdam artıyor. İhracatımız rekorlar kırıyor. Göreve geldik 17 yıl önce, ihracatımız 36 milyar dolardı, şimdi nereyi zorluyoruz 170 milyar doları, buraya geldik. Nereden nereye. Ekonomimizin en büyük zaafı olarak gösterilen cari açığımız tarihimizde hiç olmadığı kadar iyi bir seviyeye geldi. Piyasalarda gözle görülür bir kıpırdanma başladı. Geçtiğimiz ağustos ayındaki kur saldırısının ardından başlattığımız dengelenme süreci başarıyla sürüyor. Şimdi yeniden büyümeyi güçlendirme, bu aşamaya geçiyoruz. Önümüzde çok ciddi fırsatlar var. Ülkemizi, bölgemizin ve dünyanın en önemli tasarım, üretim ve ticaret merkezlerinden biri haline getirmeye her zamankinden daha yakınız.”

“Suriye’de ülkemize kurulan tuzağı kısmen bozduk”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenlik tehditleriyle Türkiye’yi tecrit etme girişimlerinin tamamını boşa çıkardıklarına da işaret ederek, “Suriye’de ülkemize kurulan tuzağı kısmen bozduk. “Şimdi gündemimizde Fırat’ın doğusu var. Onu da inşallah birkaç haftaya kadar öyle veya böyle ama mutlaka çözüm yoluna koymuş olacağız.” diye konuştu.

Eylül’ün 21-22’sinden sonra ABD’ye giderek, Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılacağını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Büyük ihtimalle Sayın Trump’la da orada ayrıca görüşmemiz olacak. Bu konuları tekrar bundan bir hafta kadar önce telefonla görüşmüştük, orada yüz yüze tekrar ele alacağız ve böylece Fırat’ın doğusunda ne gibi adımlar atacağımızı konuşacağız. Çünkü uygulama ile söylenenler birbirini tutmuyor, onun için bunu çözmemiz lazım. Yani eğer kalkıp da Suriye’nin kuzeyinde YPG/PYD gibi terör örgütlerine eğitim veriliyorsa bizim bunu hazmetmemiz, kabul etmemiz mümkün değil. Neden? Çünkü 30 bin tırı aşkın bu bölgeye ne yazık ki silah, mühimmat, araç-gereç Amerika tarafından gönderildi, Irak üstünden. Bunlar buraya niye gelir? Kiminle savaşacak bunlar, savaşacakları tek ülke var Türkiye. Biz bunlara eyvallah eder miyiz, bunlara sessiz kalabilir miyiz? Şimdi bize bazı verilen sözler var, bu verilen sözlerin ne denli yerine getirildiğini göreceğiz.”

“Biraz da onlar düşünsün”

İdlib’de Türkiye’ye göç tehdidi oluşturacak şekilde birtakım sorunlar yaşandığını aktaran Erdoğan, “Avrupa başta olmak üzere tüm dünyaya İdlib’den kaynaklanacak sıkıntıları asla tek başımıza yüklenmeyeceğimizi açıkça ilan ettik, perşembe günü. Dedik ki ‘Ya bu yükü paylaşacaksınız, paylaşmamanız halinde kapıları açarız.’ Çünkü şu ana kadar 40 milyar dolar gibi bir rakamı biz harcadık ama Avrupa Birliği’nden Kızılay’ımıza, AFAD’a gelen destek 3 milyar avro civarında. Yani Türkiye, bu 4 milyon mültecinin yüküne nasıl katlanacak. Kusura bakmasınlar, burada oldu oldu, olmadı kapıları açmaktan başka çare yok. Hep biz mi düşüneceğiz, biraz da onlar düşünsün.” değerlendirmesinde bulundu.

“Eğer bu güvenli bölge oluşmazsa bu işi aşamayız”

Erdoğan, ülkemizdeki Suriyelilerden 350 binini kendilerinin güvenli hale getirdiği yerlere yerleştirdiklerini anımsatarak, “Diyoruz ki gelin güvenli bölge ilan edelim, bu güvenli bölgeye bunları yerleştirelim. Bunu Sayın Trump’a, Sayın Putin’e, Merkel’e söyledim, hepsine söyledim.” diye konuştu.

Onların da bu teklifi güzel bulduklarını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti: “Güzel bir teklifse gelin bunları yapalım. Biz inşaatları üstlenelim ama sizler bize mali, lojistik destek verin ve şöyle bir 30 kilometre derinlikte, 450 kilometrekarelik bir alana bu işi yerleştirelim. Güzel, güzelse hadi desteği verin. Oraya gelince ses yok. Biz bu adımı atmaya mecburuz. Eğer bu güvenli bölge oluşmazsa bu işi aşamayız. Fırat’ın doğusundaki güvenli bölge çalışmamızı tamamladığımızda en az 1 milyon insanı da orada iskan etmeyi planlıyoruz derdimiz bu. Diğer bölgelerde istikrar sağlandıkça dönüşler artacak ve mülteci akını sebebiyle karşılaştığımız sosyal ve ekonomik sorunlar da kendiliğinden çözüm yoluna girmiş olacaklar. Görüldüğü gibi ümitvar olmak için sebebimiz çok, yeter ki biz kendi içimizde birliğimizi, beraberliğimizi kardeşliğimizi güçlü tutalım. Bilhassa AK Parti’ye yönelik siyaset mühendisliği oyunlarına karşı uyanık olalım ve asla saflarımızda gedik açılmasına izin vermeyelim.”

Erdoğan, meydanlarda, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” dediklerini hatırlatarak, “Onun için de ne yapacağız; bir, iri, diri olalım, hep birlikte kardeş olalım ve Türkiye olalım. AK Parti ne kadar güçlü ve icraatçı olursa Türkiye de o derece etkili ve operasyonel şekilde yoluna devam edecektir.”

Japonya’ya gidiyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir Odunpazarı Modern Müzesi açılışına da katıldı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapımı tamamlanan kütüphanenin 29 Ekim’de hizmete açılacağını belirten Erdoğan, “Ekimin 21-22’sinde Japonya’da İmparatorun devir teslimi ile alakalı resmi törene inşallah katılacağız.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışta yaptığı konuşmada, Japon ve Osmanlı mimarisinin modern bir yorumu olarak tasarlanan, temelini bizzat attığı bu müzenin açılışında bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

Bu müzeyi kültür sanat hayatına kazandıran iş adamı Erol Tabanca ve eşi ile müzenin tasarım ve uygulama süreçlerinde emeği geçen herkesi tebrik eden Erdoğan, özellile Japon dostlara katkıları için teşekkür etti. “Sergileme ve etkinlik alanları, atölyeleri, diğer bölümleriyle bu müzenin Eskişehir’den dalga dalga ülkemize ve dünyaya yayılan bir sanat ışığı olacağına inanıyorum.” ifadesini kullanan Erdoğan, müzeyi sanatseverlerin sahip olduğu koleksiyonları tüm toplumun istifadesine sunma erdeminin bir örneği olarak gördüğünü dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Erol Tabanca, mimar ve müteahhit olarak ülkemizde ve dünyanın çeşitli yerlerinde gösterdiği başarıyı sanat alanında da tekrarlamıştır. Diğer sanatseverlerimizden benzer çabalar ve eserler beklediğimizi burada ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.

Böyle bir müzenin kuruluşu için Eskişehir’in seçilmiş olmasını isabetli bulduğunu kaydeden Erdoğan, dünyanın ve coğrafyanın tüm kadim medeniyetlerine ev sahipliği yapan, her birinden izler taşıyan Eskişehir’in bugün de eğitimde, kültürde ve sanattaki canlılığıyla böyle bir müze için en ideal şehir olduğunu ifade etti.

Odunpazarı’nın UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan ve korunması gereken bir yer olduğunu belirten Erdoğan, “Bir yandan kadim Eskişehir’in mirasını yaşatan, diğer yandan bugün açılışını yaptığımız müze ve bunun yanında günümüze, geleceğe kucak açan bu bölgenin zenginliklerini dünyaya daha iyi tanıtmalıyız.” dedi.

Eski bakanlardan Nabi Avcı’nın da özel gayretleriyle son 17 yılda Eskişehir’e bu doğrultuda pek çok değer kazandırdıklarını aktaran Erdoğan, Eskişehir halkının da bu çabalara sahip çıktığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Eskişehir, ülkemizde gezilip görülmesi gereken şehirler denildiğinde ilk akla gelenler arasında yer alıyor. Eskişehir, uluslararası tanıtımını da yeterli düzeyde gerçekleştirdiğimizde inanıyorum ki burası yabancı misafirlerimiz için de ana destinasyonlardan biri olacaktır.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haneda Havalimanı’ndan Türkiye’ye artık uçak seferlerinin de başlatılmış olmasının Japonya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısında ciddi artışa vesile olacağına inandığını belirtti.

“Özgürlüğümüzün sembollerinden biri olarak görüyoruz”

Sık sık hayıflandığı bir tespiti burada bir kez daha paylaşmak istediğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye geçtiğimiz 17 yılda her alanda tarihinin en büyük dönüşümlerine, reformlarına, yatırımlarına, eserlerine, hizmetlerine kavuşmuştur. Ülkemizi demokraside ve ekonomide getirdiğimiz yerin önemini elini vicdanına koyup geçmişten bugüne sağlıklı bir değerlendirme yapan herkes teslim edecektir. Bununla birlikte iki konuda nispeten hedeflerimizin gerisinde kaldık. Bunlardan biri insan yetiştirme olan eğitim, diğeriyse insanı zenginleştirme olan kültür sanattır. Sorun asla kültür sanata bakışımızda, bu alana verdiğimiz önemde değildir. Biz kültürü tıpkı toprak, bayrak, askeri ve ekonomik güç gibi özgürlüğümüzün sembollerinden biri olarak görüyoruz. Dünyadaki güçlü ükelerin paraları ve orduları kadar hatta onlardan daha önce kültür sanat alanındaki hakimiyetleriyle bu sıfatı elde ettiklerini biliyoruz.”

Kültür endüstrisinin dünyada girmedik ev, dokunmadık gönül bırakmadığı bir devirde aksini iddia etmenin gerçeklere göz kapamakla eş değer olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Hangi kıtaya ve hangi ülkeye giderseniz gidin insanların ne giyeceklerinden hangi müziği dinleyeceklerine, kullandıkları teknolojik aletlerden evlerinin mimarisi ve dizaynına kadar hayatlarının her anı bu dev kültür endüstrisi tarafından biçimlendirilmektedir. Bu devasa çarkın insanlığın binlerce yıllık birikiminden geriye kalanları tamamen yok etmemesi için farklılıkları zenginlik olarak gören anlayışa sıkı bir şekilde sahip çıkmamız gerekiyor. Kendi tarihine, kültürüne, sanatına, değerlerine sahip çıkamayan, yeni nesillerin eğitimini bu bilinçle veremeyen ülkenin ve toplumun bir süre sonra kimliğini kaybetmesi kaçınılmazdır. Eğitimi ve kültürü, özellikle güçlendirmenin yolu ise bu alanda gayret gösteren, mücadele eden, emeğini ve birikimini ortaya koyan insanları desteklemekten geçiyor.”

Devlet olarak bu çerçevede tüm imkanları seferber ettiklerini bildiren Erdoğan, “Ülkemizdeki her bir evladımızın eğitime erişimini sağlamak için 309 bin yeni derslik inşa ettik ve içlerini en modern şekilde donattık. Her derslikte öğrencilerimizin eğitim öğretimi için 632 bin yeni öğretmeni göreve başlattık. Müfredatın yenilenmesinden eğitim öğretim kademeleri arasındaki geçişin düzenlenmesine kadar pek çok reformu hayata geçirdik. Buna rağmen hala eksiklerimiz olduğunun farkındayız ve tamamlamak için tüm gücümüzle çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Tarihimizden beslenen içerik üretimine ağırlık veriyoruz”

Erdoğan, kültür ve sanat alanında Türkiye’nin hak ettiği yere gelmesini sağlamanın mücadelesi içerisinde olduklarını belirterek, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi içinde ülkemizin en büyük kütüphanesini inşa ettik. İnşallah 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda şu anda kitap yerleştirme işlemleri süren bu kütüphaneyi, resmen hizmete açmayı planlıyoruz.” diye konuştu.

İstanbul’da da şehrin en büyük tarihi eserlerinden biri olan Rami Kışlası’nı kütüphaneye çevireceklerini anlatan Erdoğan, “Rami Kışlası’ndaki çalışmalar bittiğinde burası sadece ülkemizin değil dünyanın en önemli kütüphaneleri arasında yerini alacaktır. Çocuklara ve gençlere en etkili şekilde ulaşmak için televizyondan sinemaya, müzikten bilgisayar oyunlarına kadar popüler kültürün tüm alanlarında kendi tarihimizden beslenen içerik üretimine ağırlık veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, her yıl takdim ettikleri Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri ile Türkiye’nin kültür sanat erbaplarına desteklerini gösterdiklerine de işaret ederek, “Ülkemizi diğer alanlarla birlikte kültür sanatta da dünyanın en büyükleri arasına çıkarana kadar mücadeleye devam edeceğiz.” dedi.

“Medeniyet” demenin her şey gibi kültür ve sanatı da sürekli olarak “yeniden ve yeniden inşa” anlamına geldiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Tarihimizle elbette kıvanç duyacağız. Bu topraklarda üretilmiş her türlü kültür eseriyle sanat birikimiyle her dönemden kalma mimari eserlerle topluma rengini vermiş, tüm güzel hasletlerimizle elbette iftihar edeceğiz ama daha önemlisi biz bunların üzerine ne koyduğumuza da bakacağız. Şayet geçmişimize dahi doğru dürüst sahip çıkamıyor, günümüzde özgün bir üretim gerçekleştiremiyorsak şapkamızı önümüze koyup, düşünmemiz gerekir. Türkiye’nin son iki asırdır siyasi, sosyal ve askeri her alanda yaşadığı büyük savrulmaların en tehlikeli fay hattı işte bu noktadır. Kimliğimizi kaybettiğimizde geriye hiçbir şeyimiz kalmaz.”

Erdoğan, insanları diğer canlılardan ayıran özelliğin, doğruyu ve yanlışı ayırt etme, buna göre irade ortaya koyabilme kabiliyeti olduğunu vurgulayarak, “Öyle ise toplumları birbirinden farklı kılan da kendi medeniyet, tarih, kültür ve sanat mirasıdır. Hangi medeniyetin kodlarına göre oturuyor, kalkıyor, çalışıyor, eğleniyor, ilişkilerinizi düzenliyorsanız, oraya aitsiniz demektir. Diğer medeniyetlerin birikimlerinden faydalanmakla bizatihi onun bir parçası haline gelmek farklı şeylerdir. Biz özgürlüğümüzü koruyarak dünya ile bütünleşmenin peşindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Dünyanın son bir asırdır çok fazla acı yaşadığına ve örselendiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mayıs’ta Japonya’da idim. Şimdi Ekimin 21-22’sinde tekrar Japonya’daki imparatorun devir teslimi ile alakalı resmi törenine inşallah katılacağız. Dünya büyük ama artık ilişkiler, küçükleşen bu dünyada daha da artıyor.” dedi.

Erdoğan, geleceği daha huzurlu, güvenli, müreffeh yapmak, hep birlikte daha adil bir dünyada yaşayabilmek için farklılıklara saygıyı, insanlığın ortak mirasına sahip çıkmayı hayatın merkezine yerleştirmek gerektiğini söyledi. Açılışını yaptıkları müzeyi böyle bir çabanın sembolü olarak gördüğünü belirten Erdoğan, eserin kente ve ülkeye kazandırılmasında emeği geçen mimarından mühendisine, işçisine kadar herkesi tebrik etti.

Müzenin ilk sergisi “Vuslat”

Açılış töreninde bir konuşma yapan Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve müzenin kurucusu Erol Tabanca, müzenin inşaat aşamasında bile çevre esnafından ve vatandaşlardan destek gördüklerini ifade ederek, şunları belirtti:

“Bizimle birlikte yakın çevremiz de heyecan duymaya başladı. Benim kızım uzun yıllar Amerika’da okudu, orada çalışmalarını sürdürüyordu. Ne zaman müzenin belli bir aşamaya geldiğini gördüğünde, ‘Türkiye’ye gelmek ve müzenin başında olmak istiyorum.’ dedi. Gurur duydum, başka ülkelerde ekmeğini kazanmaya çalışan bir insandan, ülkemize gelip vatanına, köklerine dönen bir evlada sahip olduğumu hissettim.”

Müzelerin kültürler arası bağları güçlendirdiğini dile getiren Tabanca, müzenin yapım aşamasında güzel hatıralar edindiklerini dile getirdi. Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Akio Miyajima da Türkiye’de olmaktan mutlu olduğunu, birçok şehri gezdiğini söyledi.

Odunpazarı Modern Müze’nin Eskişehir’in cazibesini daha da arttıracağına inandığını belirten Miyajima, Japonya ile Türkiye arasındaki bağın güçlenerek devam edeceğini aktardı. Konuşmaların ardından müzenin açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirildi.

Temeli geçen yıl şubat ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atılan ve ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates’ın (KKAA) tasarladığı müzede farklı büyüklüklerdeki sergileme alanlarının yanı sıra kafe, satış mağazası ve atölye alanları bulunuyor.

Osmanlı kubbe mimarisi, geleneksel Japon mimarisi ile Odunpazarı sivil mimarisinden esinlenerek inşa edilen 4 bin 500 metrekarelik çağdaş sanat alanına sahip OMM’nin, bulunduğu bölgeye ahşap yapı sistemi ve etkileyici mimarisiyle, gündüz olduğu kadar gece de canlılık getirmesi bekleniyor.

OMM’de gerçekleştirilecek eğitim programları, seminerler, sanatçı buluşmaları, atölye çalışmaları ve dinamik sergi programlarıyla kültürel gelişimin artırılması ve gençlerin sanatsal birikiminin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Ünlü Japon bambu ustası Tanabe Chikuunsai’nin özel olarak tasarladığı enstelasyon (yerleştirme sanatı) çalışmalarını gerçekleştirdiği OMM’de dünyanın önde gelen dijital sanat kolektifi Marshmallow Laser Feast’in teknoloji, data bilim ve sanatı bir araya getiren, sanal gerçekliğin sınırlarını zorlayan eseri de yer alacak.

Müzede, küratörlüğünü Haldun Dostoğlu’nun yaptığı ve Erol Tabanca Koleksiyonu’ndan özel seçkilerin yer aldığı “Vuslat” adlı sergi ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here