Esmerlere selam olsun!

0

Anadolu.

Sonsuzluk senfonisinin uzun soluklu nağmesi.

Kahkaha ile hıçkırığın, düğünle cenazenin birbirine karıştığı; kuzuyla kurdun, aslanla ahunun raks ettiği büyülü bir coğrafya.

Tarihin, nasırlı ellerinden nice efsaneler, destanlar içtiği kadim bir toprak parçası.

En eski inançların, medeniyetlerin, kültürlerin uğrak yeri. Ama gelen medeniyet ve kültürleri reddetmeyen, onlara kendisindekini de katarak, inanılmaz, sihirli bir sentez çıkarmayı başarmış talihli bir coğrafya.

Anadolu.

Hiçbir toprak parçasına nasip olmayacak güzellikleri gerdanında inci bir kolye gibi taşıyan bir afet-i devran.

Hep arzu edilen, hep istenilen.

Uğrunda canlar verilen, canlar alınan.

Anadolu.

Kaç zamandır acıyla, sancıyla gündeme gelen, on yılda bir halkına çekilen rot balansla kafası karışan, gönlü kırık bir ülke.

Anadolu.

Türkiye.

Suskun sevdalar büyüten krizantem güzeli ülkem!

Fırat’ın, Dicle’nin, Kızılırmak’ın, Meriç’in ülkesi.

Laz’ın, Çerkez’in, Kürd’ün, Türk’ün ve diğerlerinin genlerinin birbirine karıştığı kardeşler toprağı.

Yiğitler otağı.

Sünnî’nin ilahisi, Alevî’nin semahı ile vecde gelen inançlar ülkesi.

Depremde, yıldırımda, afette can cana, kan kana olan merhametli insanlar yatağı.

Namus için sınırda nöbet tutan, karargâhlarında düşmanın yüreğine korku salan asker ocağı.

Türkiye!

Karanfil kokuşlu ülkem!

Ve şairin ifadesiyle ne olduysa birden bire oldu her şey.

Tılsım birden bire bozuldu.

Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.

Güzellikler sağa sola savruldu.

Mayıslarda terledi, eylüllerde soldu, şubatlarda üşüdü.

Bir büyük boşlukta bozuldu büyü.

Güzel ülkenin, güzel insanlarının kardeşliği birilerinin yüreğine battı. Huzur rahatsızlık verici bir şeydi onlar için.

Hem kolay değildi sırça köşkten, fildişi kuleden indirilmek.

“Bu baldırı çıplaklar!

Bu köylüler, bizden daha güzel şarkılar söylemezler!

Söylememeliler!”

Ve karabasan gibi girdiler uykularına koca ülkenin…

Acıdı ülkem.

Sancıdı.

Şimdi suskun bir sınırda, demokrasi için, ses vermeye hazırlanıyor tüm esmerleri ülkemin.

Kaosa sürüklenmeye çalışılan bir huzur ülkesinde, bütün acılar acımız, bütün sancılar sancımız değilse eksik değil miyiz? Meydanlarda mazlumların sırtına inen yasal coplar morartmamışsa etimizi biz ne kadar samimiyiz? Dün asit kuyularında erimediyse kemiklerimiz, Diyarbakır zindanlarında travma geçirmemişse beynimiz, Zincirbozan’da susturulmamışsak, Yassıada’da dara çekilmemişsek, uğursuz bir Ankara kışında faili meçhule kurban gitmemişsek, arabamızda alçakça kurşunlarla gömleklerimizi kana bulamamışsak,  Madımaklarda ateşlerde yakılmamış, Agos’lardaki barış sözlerimiz için kentlerin ortasında kahpece öldürülmemişsek, bir şubat soğuğunda yalın bir yalnızlıkla sürgüne gönderilmemişsek, balyozlarla paramparça edilmemiş, kafeslere tıkılmamışsak, Temmuzlarda şehid edilmemişsek biz nerede yaşıyoruz?

Sahi tüm günler 24 saat iken, benim ülkemde esmerler için bir gün neden 48 saat?

Esmerlere selam olsun!

mehmetmirhan35@gmail.com

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here