Ey halkım!

0

Doğum bu… Ezanı var, namazı yok.

Ölüm bu… Ezanı yok, namazı var.

Birinin kutlaması, diğerinin merasimi mevcut.

Birinde sevinç, ötekinde hüzün hâkim.

Birinin mutluluğu, diğerinin gözyaşı var.

Biri hayata merhaba der, öteki hayata elveda…

Dünya bu… Bir yüzü apaydınlık, öteki yüzü kapkaranlık. Üstünde zalimleri de barındırır mazlumları da…

Herkesten ve her şeyden habersiz doğanların ve ölenlerin olduğu bir dünya…

Zalimlerin hüküm sürdüğü diyarlarda gözlerini dünyaya yeni açan mazlum bebeklerin bu zalimlerin zindanlarında doğum günlerini hangi törenlerle kutlasınlar ey halkım?

İlk kelimelerinden biri ya avlu ya da gardiyan olan bu masum bebeklerin doğum günleri kutlu olsun mu?

Dondurucu soğuklara rağmen semt pazarlarının bitimlerinde kalan sebze meyve artıklarında karınlarını doyurmaya çalışanlar nasıl kutlasınlar doğum günlerini ey halkım?

Tüm haksızlıklara, kanunsuzluklara ve hak ihlallerine rağmen yaşam mücadelesini verenler doğum günlerini ne ile ve nasıl kutlasınlar ey halkım?

Ey halkım, onların doğum günü kutlamaları ne hadlerine, diyorsan…

O zaman söyle, güce tapanlar, başta vicdansız sözde gazeteciler, el etek öpmeyi seven sözde sanatçılar, karnı tok ve cebi kabarık cahil cühelâ takımı, haysiyetlerini cüzdanına satanlar, kişiliksiz ve kimliksizler hangi göz alıcı merasimlerle kutlasınlar doğum günlerini?

O zaman söyle, hiçbir acı feryadı duymayan ve her hukuksuzluk karşısında üç maymuna oynayan vicdan fakirleri nasıl kutlasınlar doğum günlerini?

Gözleri kör, kalpleri katı, vicdanları kuru ve hissiyatları sıfırlanmışlar doğum günlerinin kutlamalarını sosyal medya hesaplarında canlı yayınlasınlar mı?

Korkunun çocuğu, gücün oyuncağı, hayatlarında yapmadıkları zillet kalmamış, hakkı savunmak ve adaletli davranmak semtlerini çoktan terk etmişler mi sadece kutlasınlar doğum günlerini?

İnsanları etkilemede, yalan söylemede, iftira atmada, algı yönetmede ve kitleleri manipüle etmede üstüne olmayanlar; çağrı filminden görüntülerle tek düze afili sözlerle doğum günlerini kutlamaya devam etsinler mi?

Ey bugün güç kimdeyse ona yaklaşıp, Hakk’tan uzaklaşan sevgili halkım!

Kınadığın masumların masumiyetine bakmayıp, kınadıklarından daha aşağı mevkide kendini bulacağın günler sanırım pek yakın. Zira kul kınadığını yaşamadan ölmezmiş.

Ey Muaviye’nin adamlarını andıran; dişi deveye erkek deve, yanlışa doğru, haksıza haklı diyen hakikat fukarası halkım!

Vicdanın ölmüş, kalbin sönmüş ve kendi cesedinin taşıyıcısı olmuşsun!

Unutma, bugün varsın, yarın yoksun. Baki olan yalnızca Yaradan’dır. Günün birinde taptığın gücün, nefsini okşayan varlığın ve gurur kaynağın olan makamın yok olmaya mahkumdur. Ne hazindir ki bu yokluğun ve şu an içine düştüğün cehalet ve gaflet çukurun bile farkında değilsin! Hiç mi geçmişe dönüp bakmadın?

Ey sevgili halkım, iş bulamayan işsizler ordusunun, evine ekmek götüremeyen babaların, katledilen kadınların, intihar eden gençlerin, emeğinin karşılığını alamayan işçilerin de doğum günleri kutlu olsun mu?

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here