Eyy Dış Güçler Ağzınızdan Bal Damlıyor..!

0

Son 10 günde yaşananlar Türkiye’de bir kez daha “yavaş dönün” yetişemiyoruz moduna geçirdi bizleri. Önceki gün varılan mutabakat üzerinden ‘Türkiye kazandı mı kazanmadı mı?’ tartışmalarında referansın New York Times, Guardian, Washington Post olması ise bardağı taşırdı. Sadece bunlarla sınırlı değil, bolca ABD’li ve Avrupalı gazeteci, siyasetçi ve kaynak bir anda sağlıklı haber akışında muhatap oldu.
Şaşırdık mı? Fazlasıyla şaşırdık. Bu zamana değin buralardan alıntı yapmak; orada yazıyorsa itibar edilmez demek kuralken, birden ok tam ters yöne hareket etti.
Dış basından maket bıçağıyla kesilip servis edilen ve başı sonu olmayan bu yorum/haberlerin üzerinden muhalefeti ve durumu sorgulayan herkesi susmaya davet eden kesim, belli ki dünya saati ile kendi saatlerinin üst üste gelmesinin keyfini çıkarıyor.
Bu zamana kadar dış basında çıkan, muhalefete yönelik baskı, anti demokratik ve hukuksuz uygulamalara dair haberlerin hiçbirine itibar etmeyen necip Türk Havuzu, birden geri dönüşüm kutusundan çıkardığı pırlantayı kesip biçip tektaş yüzük olarak bize takdim ediyor.
Açıkçası böylesi bir tercih benim içime sinmiyor. Ben yabancılar yazdı ise doğrudur diyerek bizleri yönlendirenlere sormak istiyorum: Türkiye’de basına kapalı basın toplantılarına alışık olunduğu için mi Türk gazeteciler görüşmeye alınmadı? Belli ki Türk basınının gerçek manası iyi bilindiği için toptan ambargo uygulanmış. Yoksa ABD’liler Birgün de Evrensel de gelsin dese olacakları hayal edin bir. O yüzden mi kendi havuzumuza değil New York Times’a, Guardian’a güvenmemizi istiyorsunuz?

Yağma yok. Yeni Şafak, Akit, Takvim, Star, Güneş, Sabah, Hürriyet, Milliyet, Türkiye vs dururken;
New York Times’ı iktibas etmek, Ahmet Hakan, Abdülkadir Selvi dururken, İngiliz gazeteciyi RT’lemek olmaz.
A Haber söyledi ise CNN İnternational’a zaten lüzum yok.

Ey iç güçler siz size yetersiniz (!)
Havuzu canınız istediğinde dünyaya açıp işinize gelmedi mi kapatamazsınız. Fotokopi ile çoğaltılmış okul gazetesi formatından Washington Post’a bir bağ yoktur, boşa zorlamayın. Asıl durmuş saat de sizinkidir, Guardian’ınki değil.

Devletin reklamından gücünden zaptiyesinden beslenen nevzuhur yapı Türkiye’de özgür basın namına ne bıraktı?
Her gece aynı kişilerin katılımındaki distopik bir klostrofobi duygusu veren, sözde tarafsız özde dibine kadar yanlı bölgelerde yapılan programları, herhangi bir makul demokraside sitcom olarak bile servis edemezsiniz.

Hapse atılmış, sürgün gitmiş insanların arkasından onları savunacak kimse olmadan atıp tutulurken, en şirret dedikodu ehlini dahi utandıracak gıybet düzeyini haiz bu programların standardı hangi yüzle Avrupa’nın Amerika’nın saygın basın kurumlarından alıntı yapıyor.

Milyonlarca kişinin oy verdiği partiyi gıyabında yerin dibine sokan, katılımcılara cevap verecek ilaç için dahi bir tek parti mensubunun yer almadığı bu programlar George Orwell’in 1984 romanının canlı bir tasviri olarak her gece namütenahi sahne alıyor.

Artık sadece ithalatla edinilen kağıtlara basılan ve kimsenin para verip almadığı gazeteler ve koca bir trol ordusu ile donanmış sosyal medya mecraları dünya basınından ne referans bekler ne de referans verir.

İktidarın basına mütehakkim olma hayali gerçek olduğundan beri ortada basın diye bir şey yok. O yüzden Pence-Erdoğan görüşmesinden; “Türkiye istediğini aldı” ifadesini yüzsüzce iktibas edip, aynı haberin içindeki ağır eleştirileri ve sorgulamaları pas geçenler bizi şaşırtmıyor.

Reklam

Türkiye-ABD görüşmesi ne sonuç verirse versin, değişmez gerçek Türkiye’de iktidarın kendi doğruları için finanse edip karşılıklı simbioz ilişki kurduğu basının durumudur.

İşine geldiği haberleri kesip biçip bundan gerçeklik üreten bu basının, her tarafı altı olan zarla tavlaya oturmuş iktidara katkı sağlamak için daha neler yapacağını göreceğiz.

Dış güçlerin birden bizden yana tavır alıp, iyi haberler vermesini ve bizim bunu huşu içinde izlememizi önerenlere kötü haberi vermekle mükellefim.
Su uyur dış güç uyumaz.
Vatandaşı böyle kaynaklara alıştırmayın.
Maazallah alışırlar hep isterler.
Önünü alamazsınız.
İyisi mi siz kendiniz pişirin kendiniz yiyin.
Bu zamana kadar ne yaptı iseniz aynen devam edin.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here