Farklılıklarımızı büyüterek yaşıyoruz

0

Güzel ve iyi olandan koparılmış, sakatlanmış ve bir anlamda zehirlenmiş bireylerden oluşan bir toplum olma yolunda epey mesafe aldık.

Görülüyor ki; her alanda sahte gerçeklerin, olumsuzlukların, kaprislerin ve yapay benliklerin kuşattığı bir yaşamın iyi olduğuna dair güvensizlik-umutsuzluk hali devam etmektedir. Kısaca kendini, kendi hayatını yaşamayanların egemen olduğu bir süreç. Ortada bir zorlama ve denetim altına alma, kendi arzularının tutsağı olmuş tipler yaratma varken ve bu güce biat etmiş bir toplum düşünelim…

Giderek farklılıklarımızı büyüterek yaşıyoruz. Ayrışma politikaları üzerine bina ettiğimiz düşüncelerimiz, ötekini düşman görme, yaşam alanlarını daraltarak, aslında kendimize yeni çelik kafesler örüyoruz.

Kibir üzerine kurulu bu düşünce ve davranışlarımızla, gerçeklerin altını oymuş olacak, güzel ve iyi olanı göçertmiş olacağımızın farkında değiliz. Zehirli ve bir o kadar da tehlikeli zihinsel kuşatma sürecini yoğunlukla yaşıyoruz. Her türlü yabancılaşma ile boğulan, yaltaklanmanın insani değerlerin önünde set oluşturduğu bir sürecin yoğunluğunu yaşıyoruz.

Bütün değerlerin alt-üst olduğu, gerçeklerin perdelendiği ve kısaca bir olumsuzluklar kuşatmasının altındayız. Sorunlar gittikçe iç içleşiyor. Ve artık yaşam, bu zamansızlık sürecinde elimizle koymuş gibi yaşanmıyor. Eşkıyaların baskınına uğruyor, düşlerimiz.

Varlığımız, inkârın tuzağına av oluyor. Ve bazılarının mutluluğu veya beklentileri, bu günümüzü ve geleceğimizi alıp zamanın derinliklerine sürüklüyor. Bu yüzden göğsümüzde kırılıyor gün ışığı. Ve dağılıp belirsizliklerde birikir olmuş beklentilerimiz.

Susmanın altın ve medet umulan yer olduğu bu süreçte, ötekinin çığlığı yoğun bir hasret gibi yürekleri teğet geçiyor. Zapt edilmeyen yanlarımız, bulutsuz bir gök maviliğinde iken, uslanmak bilmez yangınlar ülkesine dönüştürüldü yüreklerimiz. Hem aydınlık, hem asi olmanın zorluğunu bir tarihe sığdıramamanın acısıdır, zehir tadındaki ayrılıklarımız. Ve gerçekler ezgisini hatırlayamadığımız bir türkünün sözleri gibi yavan kalıyor bu süreçte. Zihinsel bir gaflet yaşanıyor, zihin iğfali yaratan kirli ilişkilerde. Yaşanılan bu düşünsel kulluğun yarattığı olumsuzlukların tapıcılığından kurtulmak mümkün olsa gerek.

Düşünce dağarcığımız tükenmiş gibi.

Tehlike bir yılan gibi kıvrıla kıvrıla gelirken, sözleriyle yüreğimize çığlar düşürenler, etrafını iyi incelesinler. Ortadoğu ve dünyanın diğer bölgelerinde çokça örneği vardır. Toplumsal bir boyun eğiş, rüzgârlarda savrulmaya benzer. O zaman kaderlerimize hükmetmeye çalışanların komplekslerine, gözlerindeki ve sözlerindeki karanlıklara, köle olmanın adını varın siz koyun!

Adını ne koyalım, haydi düşünelim…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here