Fitne

0
gündogdu

وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصٖيبَنَّ الَّذٖينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَٓاصَّةًۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعِقَابِ

“Sadece içinizden zulmedenlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının ve bilin ki Allah’ın cezası şiddetlidir”. (Enfâl, 8/25)

Mealini verdiğimiz bu âyette, bütün Müslümanların kötülüklere, ahlaksızlığa, hukuksuzluğa, zulümlere, yolsuzluğa ve kanunsuzluğa karşı cephe almada duyarlı olmaları emredilmektedir. Aksi takdirde, engel olunmayan kötülüklerin zararı bütün toplumu kapsayacağı suçlu suçsuz herkesin zarar göreceği uyarısı yapılmaktadır.

Tanım

Ayette geçen “fitne” kavramı, İslam kültüründe geniş bir kullanım ve etki alanı kazanmış olup, genellikle “sınama, deneme, maddî ve manevî sıkıntı, üzüntü, belâ ve felâketle imtihan etme” anlamlarında; Ayrıca, inanç uğruna maruz kalınan ağır işkence için de kullanılmıştır.

Bu kavram, ayet ve hadislerde de geniş ölçüde geçmekte olup, özellikle hadislerde “deccâl fitnesi”, “mesih fitnesi” şeklindeki deyimlerle kıyamet alâmetleri diye bilinen gelişmelere fitne denilmesinin yanında, fitne kelimesi “dinî ve siyasî sebeplerle ortaya çıkan sosyal kargaşa, anarşi, iç savaş; İslam ümmetinin birlik ve bütünlüğünü tahrip eden bir komployu, anarşi ve terörü veya her türlü yıkıcı faaliyetleri” ifade eder.

Kur’an’da Fitne

Kur’ân-ı Kerîm’de otuz dört âyette fitne kelimesi, yirmi altı âyette de türevleri geçmektedir.

Yukarıda zikredilen, “Sadece içinizden zulmedenlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının ve bilin ki Allah’ın cezası şiddetlidir”. Enfal suresinin 25. Ayetinin yanında; Medine döneminde nâzil olan bazı âyetlerde: “Fitne öldürmekten daha şiddetli/ daha büyük bir suçtur” (el-Bakara 2/191; el-Bakara 2/217) şeklindeki ayetler, Müslümanların inançlarına, özel hayatına ve sosyal hayatına yöneltilen fitnenin taşıdığı tehlikenin büyüklüğü vurgulanmıştır.

Hadislerde Fitne

Hz. Peygamber, “Birtakım fitnelerin yağmur selleri gibi evlerinizin arasından aktığını görüyorum” (Buhârî, “Fiten”, 4) buyurmuştur.

Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiği bir hadiste “Zaman yaklaşacak, ameller azalacak, aç gözlülük yayılacak, fitneler açığa çıkacak ve adam öldürme olayları artacak” denilmiştir (Buhârî, “İlim”, 24, “Fiten”, 5; İbn Mâce, “Fiten”, 25).

Peygamber efendimiz fitne konusunda ümmetini uyarmış, “Bir toplumda kötülük/fitne çoğalırsa içlerinde iyiler bulunsa bile helâkten kurtulamazlar” buyurmuştur (Buhârî, “Fiten”, 4, 28).

 Ayrıca iyiyi toplumsal buyruk, kötüyü de ayıp ve yasak haline getirmedikçe toplumun kötülüklerden sorumlu olacağını ve bunun bedelini ödeyeceğini bildiren birçok hadisler vardır (Müslim, “Zühd”, 51; Ebû Dâvûd, “Fiten”, 1-5;).

Hadis bilginlerinden İmam-ı Buhârî, zamanla insanlar arasında bilgi ve dindarlık farkları kalkıp herkesin cehalette ve dinî konulardaki gevşeklikte birbirine benzemeleri, amellerin azalması, fitnenin çoğalması, zulmün ve öldürme olaylarının artması, can güvenliğinin ortadan kalkması gibi olumsuz gelişmelerin vuku bulacağını haber veren hadisleri “Fitnelerin Zuhuru” başlığını taşıyan bir “bab”da toplamak suretiyle fitne kavramının kapsamını dinî, ahlakî, ilmî, siyasi ve sosyal çöküş anlamlarını kapsayacak şekilde geniş tutmuştur. (bk. Buhârî, “Fiten”, 5).

Sonuç

Fitne kavramının tarih boyunca bütün Müslümanların ruhunda ürkütücü tesirler uyandırdığı bir gerçektir.

Günümüz dünyasında da Müslümanlar dinleri, inanç ve ahlakları sosyal hayatları konusunda zaman, zaman son derece ağır imtihanlar yaşamakta, çok yönlü ve çok çeşitli yeraltı/yıkıcı faaliyetlerle karşı karşıya kalabilmektedirler.

Bu sebeple Kur’an-ı Kerim’in, söz konusu fitneler karşısında mutlaka tedbirli olmayı ve olabildiğince bu tür gelişmelerle mücadele etmeyi amaçlayan uyarısının önemi hâlâ tazeliğini korumaktadır.

Yazımızın başındaki ayette; Toplum içinde inanç ve ahlakın bozulması, baskı, düzensizlik, kargaşa, hukukun çiğnenmesi, hakka, adalete dayanmayan gücün hâkim olması ve böylece toplumun huzuru, asayişi bozulması, kulluk imtihanının kaybedilmesi tehlikesi ya el birliği ile engellenecek ya da bunun zararı (suçlularla sınırlı kalmayacak), hak edenlerin yanında, suçsuzlara da dokunacağı ifade edilmektedir.

Çünkü onlar da fitnenin ortadan kalkması için ellerinden geleni yapmadıkları, haksızlığa, hukuksuzluğa karşı mücadele etmedikleri, sustukları ve seyrettikleri, bana dokunmayan yılan binyıl yaşasın, bana neme lazım dedikleri için kusurlu ve sorumludurlar.

Kur’an bu ayette (Enfâl, 8/25): Uyuşmuş, uyuşturulmuş, yaşadığı zamanda ve mekanda etrafında olup bitenlere, fitne ve fesada karşı duyarsız kalan müslümanları uyarmaktadır.

Duyarlılıklarını gösterenler de, olan bitenleri algı operasyonları ile dikkatleri milli ve manevi değerlere çekilerek, fitne ve fesadı anlayamadıkları görülmektedir.

Sevgili Peygamberimiz de: “Haksızlıklar/kötülükler karşısında susan dilsiz şeytandır” buyurarak bu noktaya dikkat çekmektedir.

İbn Kayyim el-Cevzî de:  el-Cevabu’l-vafî adlı aserinde (s.136) şu ifadelere yer vermiştir:

“Batıl /yalan, yanlış şeyleri söyleyerek insanları yönlendirenler (algı oluşturanlar), konuşan şeytandır.  Hakkı/gerçekleri söylemekten sakınanlar susanlar yokmuş sayanlar ise dilsiz şeytandır.” denir.

Vesselam.

Kaynak: İslam Ansiklopedisi, “fitne” mad; Kur’an Yolu, 2/536-537. Kur’an’dan Öğütler, I/246.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here