Fiyatların bile inanmadığı enflasyon

0

Enflasyonda yüzde 25 seviyelerinden, yüzde 45 seviyelerinden yüzde 8,5 seviyelerini yakaladık. Enflasyonla mücadele adımlarımız meyvelerini veriyor.

Yılı inşallah pozitif bir büyüme ile kapatacağız. Yüzde 1’ler, 0,5’ler konuşuluyor. Esas buradaki güçlü ivmelenme dediğimiz konu ki son 3-4 aydır bunu çok net görüyoruz. Büyümede üçüncü çeyrek beklentileri yüzde 1’lerde. Türkiye, Aralık da bu ivmeyle devam ederse yüzde 4-5’lerde büyüyeceği son çeyreğe gidiyor. Çok güçlü bir 2020 yılını hep birlikte yaşayacağız.”

Bu açıklamalar, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a ait. Dinleyince insanın gerçekten uçuşa geçesi geliyor. 

Şimdi benimki de söz mü yani, Türkiye zaten uçuşa geçmiş.

Büyüyen, gelişen, üreten bir Türkiye..

Bu konuşmaları duyunca insan, balon gibi şişiyor, şiştikçe de ayakları yerden kesiliyor ve havalanıyor. Markete girip fiyatları görünce, şişirilen balon iğne yemiş gibi büyük bir gürültüyle patlıyor.

Yere yapışınca anlıyorsun şişirilenin sen değil fiyatlar olduğunu. Enflasyona itibar etmeyen, kafasına göre hareket eden fiyatlar. 

Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal. İnsan, kime inanacağını şaşırıyor. 

Reklam

Fiyatlara mı sayın bakana mı yoksa devletin kurumuna mı?

Doğru bir tanedir. İnsan yaşadığına, gördüğüne inanır. Söylemlere değil eylemlere göre hareket eder. Enflasyon yüzde 1 bile olsa ayın sonunda mutfak masrafı için en az 2 bin lira ödüyorsam yüzde 1 enflasyona nasıl inanacağım?

Marketteki fiyatlar, cehennem ateşi gibi üzerime yürürken, beni yakmaya çalışırken, cenneti hatırlatanlara sizce ne demeliyim?

Hayaller Paris, gerçekler market.

TÜİK’e göre Türkiye ekonomisi, yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0,9 büyüdü.

Hani derler ya “garip bir çağdayız” diye. Gerçekten öyle, insan büyüdüğünü dahi hissetmiyor. Teknolojinin gelişmesinden olsa gerek hissettirilmeden büyütülüyoruz.

Bu öyle ilginç bir büyüme ki büyüdükçe alım gücümüz düşüyor. Büyüme pastasından bir gram dahi bizlere düşmüyor. Doğal olarak insanız ve soruyoruz:

Kim, nasıl büyüdü?

Reklam

Birilerinin büyüdüğü kesin, koca devletin kurumu yalan mı söyleyecek?

Ama kim?

82 milyonu aşan nüfusun kaçı büyüdü?

Asgari Ücret Tespit Komisyonu görüşmelere başladı.

Din İşleri Yüksek Kurulu, fitre bedelini bu yıl 23 lira olarak belirlemişti. Buna göre 4 kişilik bir ailenin günlük beslenme bedeli toplamda 92 lira oluyor.

Asgari ücret şu anda 2020 lira. Bu hesaba göre de 4 kişilik bir ailenin günlük beslenme bedeli kişi başına 16,80 lira.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, hem işçi hem de işveren bakış açısını dikkate alıp ortak noktada buluşmalarının temel gayeleri olduğunu söyledi.

Bakan Selçuk, “Asgari ücretin sosyal ve ekonomik konjonktür ile uyumlu, kalkınmaya ve verimliliğe katkı verecek şekilde belirlenmesi önem arz etmekte” dedi.

Hükümetin sendikaları dikkate almasına gerek bile yoktur. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hesabını dikkate alması herkesi rahatlatacaktır. Üstelik 2020’deki fitre bedelini şimdiden hesaba katmadan. Böylece bir ay boyunca komisyonu da boş yere yormamış oluruz.

Sürekli bizlere “sabrı” tavsiye eden Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hesabını dikkate alırsak asgari ücretin 2 bin 760 lira olması gerekiyor.

Biliyorum benimki bir hayalden öteye geçmez. En iyisi çay-simit hesabına devam.

Düşünün! O kadar fakiriz ki, hesabımız bile et üzerine değil çay-simit üzerine.

Bundan iyisi Şam’da kayısı.

Eskiden siyasilerin ağzında klasikleşmiş bir söz vardı: 

“İşçiyi, memuru, esnafı, çiftçiyi enflasyona ezdirmeyeceğiz,”

Çok şükür şimdi fiyatların bile inanmadığı bir enflasyonumuz var. Bakmayın siz muhalefetin sitemlerine; işçimiz de çiftçimiz de memurumuz da esnafımız da halinden memnun. Öyle olmasa iktidar 17 yıldır nasıl hükmedecekti?

Hani şu aralar “Biz erken seçime hazırız” diyorlar ya; inanın seçim olsun mevcut yapıda sonuç yine değişmeyecek. Bu kadar kesin konuşmamın nedeni, muhalefetin kendini bir türlü Erdoğan saplantısından kurtaramamasıdır. 

Erdoğan’ı değil de ekonomiyi anlatsalardı bugün belki başka şeyler konuşuyor olacaktık. Bugün iktidar ne istiyorsa muhalefet onu konuşuyor.

“Saray ile damat” arasına sıkışmış siyaset, ne bir adım ileri ne de bir adım geri.

Erdoğan, “Bunca yıl siyaset yaptım. Tek hayıflandığım konu şöyle dişime göre bir muhalefet bulamayışım” diyor ya; haklıdır. 

TÜİK açıklama yapıyor, muhalefet “kesinlikle gerçeği yansıtmıyor” diyor. İyi de kardeşim, söylemle inandırıcılık olmaz ki. Al eline bir alışveriş sepetini, git, marketten yap alışverişini ve göster gerçek enflasyonun ne olduğunu.

Onlar ne yapıyor?

“Ey TÜİK, hesabını yaptığın marketi göster, biz de oradan alışveriş yapalım” diyor.

Ne güzel İstanbul.

“Fabrikalar batıyor”, “insanlar işsiz”, “mutfak yanıyor” deniyor. Ancak bir tanesi kalkıp bir işadamını, fabrikatörü veya ev hanımını yanına alıp basın karşısına çıkmıyor. Varsa yoksa twitter üzerinden mesaj yağdırmak.

Her şeyimiz sanal.

Söylemem o ki, görsel olun, somut delillerle konuşun. Aklınıza düşen ya da düşürülen ne varsa hemen konuşmayın. Araştırın, inandırıcı olun ki, insanlar size itibar etsin.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here