Fransız İstihbaratı Selçuk Bayraktar’ın Peşinde Olabilir

4

Dün basına yansıyan ve Türkiye’nin Fransa Büyükelçisi İbrahim Hakkı Musa tarafından da doğrulanan, Fransız istihbaratının dört kişilik hücresinin çökertildiği bilgisi(eğer haber doğru ise ) dikkatle tahlil edilmesi gereken bir konu… Haberde dört kişilik bir grubun, “muhafazakar dernekler, cemaatler ve diyanet işleri” personeli hakkında istihbarat topladığı belirtildi. Öncelikle, hücrede yer alan ve ajan olarak çalıştırılan isimlerin vasat düzeyde olduklarını ve Fransız istihbaratının ilgilenebileceği bilgilere sahip olacak konumda olmadıklarını söylemek gerekir. Basına yansıyan haberlere göre, Metin Özdemir’e Fransa’da 8 aylık casusluk eğitimi verildiği ve eğitimler arasında takip, takipten kurtulma, kameralardan kaçma, kelepçeden kurtulmanın yer aldığı belirtiliyor. Bu haberi derleyen arkadaşların hayal dünyasını takdirle karşılıyorum; ama böyle bir eğitimin verilmemiş olması güçlü ihtimal… Çünkü bu isimler bir operasyon ekibi değil, basit mimleyici ara elemanlardır. Bir eleman şu şekilde işe alınır; farklı çevrelere erişim imkanı olan veya insan ilişkileri iyi olan bir kişi hedef olarak belirlenir. Sonra temas kurulup, bir ilişki tesis edilir. İlişki tesis edildikten sonra küçük ve basit işler verilerek eleman eğitime alınır ve her görüşme bir eğitim sürecidir. Bu süreçte konuşurken sızdırma tekniğinin nasıl uygulanacağı ve kendisinin bu tuzağa düşmemesi için nasıl davranacağı, haberleri nasıl derleyeceği, haber derlerken verileri nasıl eğip büküp yorumlamaması gerektiği öğretilir. Kameralardan kaçıp kurtulma hususu ise daha ilginçtir; günümüz teknolojisinde radara takıldığınız zaman bundan kaçabilmeniz mümkün değildir. Bir kez dikkat çekerseniz, iş yapamaz hale gelirsiniz. Bundan dolayı istihbarat örgütleri,  mümkün olduğunca çalıştığı bölgede dikkat çekmeyecek en sıradan kişileri görevlendirir. Yani sinemalardaki James Bond karakteri gerçekten sahaya inse, birine isim sorsa hemen yakayı ele verir. Habere konu olduğu üzere Metin Özdemir’den istenen, haftada iki üç adres verilerek buraların fotoğraflanmasının istenmesi, elemanın iş yapma isteğini ölçmeye yönelik eğitim süreçleridir. İşe ısınmadan hiçbir kaynağa fazla sorumluluk yüklenmez. Çünkü eleman o süreçte ne yaptığının doğru düzgün farkında bile değildir. İsrailli istihbaratçılar, bir kaynağın gerçek bir ajan olabilmesi için yaptığı işin farkında olacağı bir kriz durumunu yaşaması gerektiğini söyler. Ülkesine ihanet ile zaafları arasında gidip geldiği süreçte yaşadığı psikolojik gerilimi yönetebilirse, kaynak kullanıma hazır demektir. Bu krizler, bazı zamanlarda kaynak yöneticisi tarafından kurgulanabilmektedir. Belli eğitim sürecinden sonra kaynağın gerçekten sadık olup olmadığı kontrollü krizler ile ölçülür ve nasıl davrandığı izlenir. Yani, habere konu olan Fransız istihbaratçı ve Metin Özdemir arasındaki “yüzümü gördün bize çalışmazsan, sonucuna katlanırsın” sözünün sebebi, kaynağın ne kadar sadık olduğunu ölçmeye yönelik olabilir. Ancak burada Fransız istihbaratının iş kazası yaşadığını söylemek mümkün. Çünkü hiçbir eleman zembereği boşaltılıp sokağa salınmaz. Fransız servisinin kültürel istihbarat ve kaynak kodları hakkında yeterli tecrübelerinin olmadığı anlaşılıyor. Bütün bu teknik detayları anlatmaya çalışmamın nedeni, bu isimlerin, Fransız istihbaratının istihbarat ihtiyacını karşılayacak kaynaklar devşirmek için kullandığı ara elemanlar olduğunu anlatmak içindir. Peki, Fransız istihbaratı bu unsurları kullanarak neye ulaşmak istiyor?

İzledikleri dernekler arasında Sümeyye Erdoğan’ın yöneticisi olduğu KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği) gibi birçok muhafazakar derneklerin yer aldığı bilgisi mevcut. KADEM’in neden Fransız istihbarat servisinin hedefi olduğu hususu üzerinde durmak gerekir. Eğer Fransızların, bu kuruma sızıp, kontrol altına alarak hükümet karşıtı bir pozisyona çekmek gibi bir niyetleri yoksa, ki böyle bir ihtimal oldukça zayıf, temel amaçlarının, hedef olarak izledikleri derneğin içinden, Selçuk Bayraktar ve yakın ekibine erişimi olan bir kaynak yaratmak olduğu söylenebilir. Diyaneti ve muhafazakar dernekleri izlemelerinin nedeni, hükümete yaklaşması için uygun bir ajan bulmak olabilir. Burada ise Selçuk Bayraktar’ın neden hedef olduğu sorusu önem kazanıyor. İnsansız hava araçları, Türkiye’ye ciddi askeri üstünlük kazandırdı. Suriye‘de yürütülen Bahar Kalkanı Harekatı’nda oldukça başarılı sonuçların alınması ve bu teknolojide dünyanın ilk üç ülkesi arasına girmememiz Selçuk Bayraktar ve şirketini birinci derece kıymetli bir istihbarat hedefi haline getirmiş olabilir. Selçuk Bayraktar, işini severek yapan, idealist, kıymetli bir kişi. Türkiye’ye yaptığı hizmetler şükranla anılacaktır. Bu bakımdan, şirket ve yakın çevresinden sızıntıların olmaması için istihbarat kurumlarımızın çok dikkatli olması gerekiyor.

Önceki İçerikŞehir Efsanesi
Sonraki İçerikİşin aslı: Hudeybiye bize bugün ne diyor?
Hasan Mesut Önder
1986 yılında Rize’de doğmuştur. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi iktisat bölümünü bitirerek lisans, aynı Üniversitede Uluslararası İlişkiler Anabilim dalında “İstihbarat Dış politika ilişkisi : Panoptikon Modeli ve İsrail” adlı tezi yazarak Yüksek Lisans derecesini almıştır. Süleyman Demirel Üniversitesi Avrupa Birliği Anabilim Dalında Doktora çalışmalarını yürütmektedir. İstihbarat teorisi, Ortadoğu , Avrupa Birliği , İsrail istihbaratı üzerine çalışmalarını sürdürmektedir

4 YORUMLAR

  1. Dünya da 30-40 sene öncesinin istihbarat yöntemlerini uygulayan ülke kaldı mı? Sanki selçuk bayraktar fransızların bilmediği bir şeyi yapıyor. Bu ajan tartışması çok komik tartışma. Türkiye yurt dışı misyonlarında görevli personeline yaptırdığı ve kendi vatandaşlarını fişleme çalışmalarını Fransa ile ilişkilendirerek olmayan bir uluslararasi kriz çıkartma ameliyesi içinde görüntüsü veriyor.

    • Telefon dinleme, mail haceleme gibi faaliyetlerle de bilgi edinmek mümkün ancak, insan kaynağı olmadan hedef aldığınız kişilerin psikolojik yapısı zarfları, niyet, potansiyel ve isteklerine dair bilgi edinmek oldukça zor. Gelişen teknoloji bilgi toplamayı kolaylaştırdı bir gerçek ama teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insan unsurunun önemli hem toplamada hem analizde hiç bir zaman değişmeyecektir.

  2. Sayın Yazar iyi masal anlatıyor, alıcısı ne kadar bilemem. Bence Selçuk Bayraktar’ın peşinde olanlar saçma sapan yöntemlere girmeden telefonunu dinleyebilirler, mailini hackleyebilirler vs.

  3. Telefon dinleme, mail haceleme gibi faaliyetlerle de bilgi edinmek mümkün ancak, insan kaynağı olmadan hedef aldığınız kişilerin psikolojik yapısı zarfları, niyet, potansiyel ve isteklerine dair bilgi edinmek oldukça zor. Gelişen teknoloji bilgi toplamayı kolaylaştırdı bir gerçek ama teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insan unsurunun önemli hem toplamda hem analizde hiç bir zaman değişmeyecektir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here