Küresel Gelişmeler Neden En Fazla Türkiye Ekonomisini Etkiliyor?

10
Turkish Lira

Her zaman kriz beklentileri olur. Ekonomi okuduğunuzu söylediğinizde size yöneltilen soruların başında “gerçekten de ekonomi sağlam mı, yoksa kriz kapıda mı?” sorusu gelir. Çok şükür Türkiye’de son yıllarda büyük bir kriz yaşanmadı, inşallah bundan sonra da yaşamayız.

Herhalde bir ülkenin başına gelebilecek en kötü şeylerden birisi darbedir. Bir kaç ay önce sorsalardı olası bir darbenin veya girişiminin kesinlikle ekonomik krize yol açacağını söylerdim. Başarılı olsun olmasın, kesinlikle ekonomiye büyük zararı olur derdim. Kim darbe girişimi olmuş bir ülkeye yatırım yapmak ister ki? Ama 15 Temmuz girişimi sonrası Türkiye beni şaşırttı.

Başarısız da olsa darbe girişimi siyasi sorunların göstergesi. Demokrasinin hala tam oturmadığı, ülkedeki istikrarın bozulacağı algısı bile yeterlidir ekonominin dengesini bozmaya. Ama Türkiye’de günlük ekonomik göstergelerde büyük değişiklik yaşanmadı.

Borsa ve kur anlık olarak değiştiği için piyasanın tepkisini en iyi oradan görebiliriz.

Darbe Cuma gecesi oldu, Pazartesi piyasalar açıldığında ise darbenin başarısızlığı çoktan belli olmuştu. Dolayısı ile piyasaların ani tepkisini göremiyoruz. Aşağıdaki grafik Temmuz ayında borsa ve Dolar kurundaki değişimi gösteriyor.

image-3

Görüldüğü gibi 18 Temmuz’da borsada ani bir düşüş var, kurda ise bir tepki görünmüyor. Kurdaki değişim bir gün sonra 19 Temmuz’da başlıyor. Bir hafta sonra ise veriler düzelmeye başlıyor. Ay sonunda borsa 74000 civarına dönerken, kur 3 bandına yanaşıyor, ama maalesef hiç 3’ün altına inmiyor.

İşte piyasanın tepkisinin darbe haberine göre hafif kalmasına bakarak ekonomiye güvenim sağlamlaştı. Ne yalan söyleyeyim, ben de Türkiye ekonomisinin sağlam temellere oturduğunu düşünmüyordum. Tasarruf oranının düşüklüğünün, dış kaynaklara bağımlılığımızın büyük sorun olduğunu, başımıza sorunlar açacağını düşünüyordum. Ama darbeden sonra bile çok sarsılmamamız tahmin ettiğim kadar da kötü durumda olmadığımızı düşündürdü.

Ama maalesef darbenin yapamadığını Amerika yaptı, önce Trump’ı başkan olarak seçti, sonra da Merkez Bankası (FED) Aralık ayında faizleri arttıracağının sinyalini verdi. Temmuz ayında %4 değer kaybeden Türk Lirası, Kasım ayında %9’un üzerinde değer kaybetti. Temmuzda %1.8 düşen borsa Kasım’da %5 düştü. Dolar tarihi rekor kırarak 3.40 Liranın üstüne çıktı. Üstüne üstlük, bir de Avrupa Parlamentosu Avrupa Birliği’ne Türkiye ile müzakereleri dondurmayı önerince, kur daha da kötüleşt; kurun 3.45 lira olduğunu gördük.

Peki neden bir anda ekonomimiz gelişmelerden etkilenmeye başladı?

Kurun yükselmesi sonucunda hükümetin ilk açıklaması bu durumun Türkiye’ye özgü olmadığı yönünde. Diğer gelişmekte olan ülkelerin paraları da aynı şekilde değer kaybetti.

Diğer gelişmekte olan ülkelerin para birimlerine baktığımızda gerçekten hepsinin değer kaybettiğini görebiliriz. Ben burada daha önce Kırılgan Beşli olarak anılan Brezilya, Endonezya, Hindistan, Güney Afrika, Türkiye’nin yanında Rusya ve Meksika’yı da dahil ederek aşağıdaki grafiği çizdim.

image-4

Bütün bu para birimleri 27 Ekim tarihine kıyasla değer kaybetmiş durumdalar. Ama mavi kalın çizgi olan Türkiye en çok değer kaybeden para birimi. Yüzde 10’nun hemen üzerinde. Ona en yakın değer kaybeden para birimi ise Meksika’nın, hemen sonra ise Brezilya geliyor, diğerleri ise yüzde beşin altında değer kaybetmişler. Yani Türkiye Kasım ayında daha kötü etkilenmişe benziyor. Öyle ki Trump’ın seçiminin en çok etkileyeceği ülke olan Meksika’dan bile kötü etkilendik. Nitekim Trump’ın en büyük seçim vaatlerinden bir tanesi Meksika sınırına duvar öreceği ve onu da Meksikalılara ödeteceğiydi. Üstelik yasadışı göçmenleri de sınır dışı edeceğini söylemişti. Bu durumda Meksika’nın en kötü etkilenmesi beklenirken TL daha kötü etkilenmişe benziyor.

Yazının sonuna bazı makroekonomik göstergeleri koydum. Veriler IMF’den alındı, 2010-2015 yılları arasını kapsıyor. Tasarruf ile yatırım arasındaki farkta Türkiye en fazla açığa sahip; yani yatırımını karşılamak için dışarıdan en fazla borç alan ülke Türkiye. Bu zaten cari açığa da yansıyor ve yine Türkiye en fazla cari açığa sahip. İşsizlikte ise Güney Afrika’dan sonra en kötü durumda. Yani seçilen diğer ülkeler ile kıyaslandığında Türkiye daha kötü verilere sahip.

Ülkelerin CDS fiyatlarına baktığımızda, son bir ayda Türkiye’nin fiyatı %21 civarında artarken Brezilya’nın %17, Meksika’nın %14, Rusya’nın %7 oranında artmış gözüküyor. Bu gösteriyor ki piyasadaki oyuncular da Türkiye’nin riskini daha yüksek görüyorlar.

Evet belki bütün ülkeler gelişmelerden etkilenecek, ama Türkiye daha fazla etkileneceğe benziyor.

Benim buradan çıkardığım sonuç şu: Darbe gibi sadece bizi etkileyen olaylar Türkiye ekonomisini derinden etkilemeyebilir, ama küresel ölçekteki olaylar bizi etkiliyor. Bunun nedeni, darbe her ne kadar siyasi olarak ülkede bir sorun olduğu algısını oluştursa da darbenin başarısız olması ekonomik düzende bir değişikliğin olmayacağını gösteriyordu. Dolayısı ile yatırımcılar için bir sorun yoktu, onlar için her şey eskisi gibiydi.

Kabul edelim, yatırımcının öncelikli amacı kendi kârını arttırmaktır, dolayısı ile yatırım yaptığı ülkede demokrasi mi varmış, insan hakları mı varmış pek aldırış etmez, onun için önemli olan şey (1) yatırımından elde edeceği gelirin seviyesi ve riski (2) yatırımına devlet ya da başka bir kurum tarafından el konulup konulmayacağıdır. Darbenin başarısızlığı ilk başta eski düzenin değişmeyeceğini gösterdiği için, bu algılarda çok fazla değişiklik olmamış, dolayısı ile Türkiye çok etkilenmemiş olabilir.

Zaman geçtikçe işler değişti. OHAL süresinin ne zaman biteceğini bilmiyoruz, Cumhurbaşkanı bir yılın bile yetmeyeceğine dair açıklamalar yaptı. OHAL ülkede belirsizlik yaratıyor. Çünkü yarın kimin işten alınacağını, hangi şirkete el konulacağını bilmiyoruz. TMSF şu an Türkiye’nin en büyük holdingi gibi. İnsanlar kendilerinden emin olup, hiç bir terör örgütü ile bağıntısının olmadığını bilse bile iş yaptığı insanlara karşı güven sorunu var. Ortaklık kurduğunuz birisi yarın terör örgütüne üye olmak suçuyla tutuklanırsa ne yapacaksınız? Türkiye’nin en büyük holdinglerinden Yıldız Holding’in delilsiz bir haber ile bir günde yüzde 11 değer kaybettiğini gördük. Bunların da yanında Avrupa Birliği ile yolların ayrılma noktasına gelmemizi belki siyasi olarak umursamayabiliriz, ama ekonomik pazar olarak da aramızın açılacağı anlamına geldiği için yatırımcılar umursayacaktır. Dolayısı ile yatırımcı için, risk, Temmuz ayından daha fazla; ekonomik belirsizlikler de gün geçtikçe azalacağına artıyor. Bu da ekonomik göstergelerimize yansıyor.

Küresel ölçekteki değişiklikler ise bütün ülkelerdeki riski yükseltiyor. Yatırımcıların böyle bir ortamda vermeleri gereken karar, ilk önce hangi piyasadan paralarını çekecekleri olacaktır. Burada da ülkelerin makroekonomik verilerinin kıyaslanması önemli hale geliyor.

Maalesef biz bu konuda da iyi değiliz. Bunun yüzünden de doların en çok çıktığı ülke Türkiye oluyor.

Belki bugün kötü göstergelere sahip tek ülke biz değiliz, ama gelişmelerden en çok etkilenecek ülke biz olacağa benziyoruz.

image image-2image-1