Genç Yazarlar Rahatsız

0

Genç dediysek lafın gelişi. Yoksa İskele-Sancak diye çıktığı yolculukta bir zamanların amiral gemisinde kaptanıderya konumuna gelen Ahmet Hakan öyle pek de genç kategorisine girmez.

Korona günlerinde farklı gündemi prime time yapma lüksü, biraz da Çarşamba’yı münasebetsiz tatil yapmaktan kaynaklı olsa gerek.

Yine de dünkü köşeden Babacan’a yönelik atışlar bir tarafta; fikri takip gibi değerlendirilse de, aslında net bir biçimde Hürriyet havuzunda en azından bir süre DEVA yok sayılacak mesajını yineledi. 

Her ne kadar ortada bukalemun misali taşın rengini anında alan bir pigmentasyon olsa da, yakın vadede en azından Babacan’ın içinin Hürriyet’in kadim logosunu kaldırmayacağı kanısındayım.

Hem nasıl kaldırsın.
Hani insan karşısında gerçek bir eleştiri görür de sağlam tarafından ve söyleyecek söz bulamaz. Ama ortada eleştiri değil de gerçeği büken bir hakaret varsa, o zaman ne yapacağız?

Ali Babacan’ı her halde eleştirecek olsanız iki başlıkta eleştirirsiniz.
AKP karşıtı iseniz dersiniz ki : Sn. Babacan AKP çorbasında sizin de tuzunuz vardı. Partinin en güçlü adamları arasındaydınız. Şimdi ne hakla kendinizi alternatif olarak koyuyorsunuz?

AKP karşıtı değilseniz ama zaman içinde uygulamaları beğenmedi ve ekonomik krizden muzdaripseniz de eleştiriniz şu şekilde olacaktır : Sn. Babacan yarım doktor en kötü doktordur. Neyi eksik yaptınız da işler böyle sarpa sardı? Şimdi nasıl olacak da tek başına iktidar iken, ipler elinizdeyken eksik kalan işleri tamamlayacaksınız?

Bu iki uç makul eleştiri kategorisine girer.
Oysa ki Babacan’ın şu cümlesinden eleştiri değil de hakaretli aşağılama üretiyorsanız, niyetinizin sahihliği su götürmez :
“Keşke ülkede şartlar biraz daha normal olsaydı. Bize destek veren, bizi aydınlatan arkadaşlarımızın hepsi açıkça burada olsaydı. Gönülleri bizimle beraber, onu biliyoruz. Bu günler de geçer inşallah.”

Diye konuşan Babacan’ın sözlerinden Ahmet Hakan’ın ürettiği eleştiri aynen kendi ifadesi ile şu :
“Partisine destek veren… bazı arkadaşları, korkup çekindikleri için partinin kuruluş toplantısına katılmamışlar.
Korkmuşlar yani.
…..
Ali Babacan da bu durumu hiç ama hiç yadırgamamış.
…..
Eğer gerçekten de ülkenin şartları, bir siyasi partinin kuruluş toplantısında fotoğraf vermekten bile kaçınmayı gerekli kılıyorsa…
Bugünlerin geçmesi…
Ali Babacan’ın partisiyle mümkün olmaz, olamaz!
*
Çünkü…
– Korkaklar…
……
Bırakın ülkenin kaderini, kendi kişisel kaderlerini bile değiştiremezler”

Ali Babacan’ın yukarıdaki sözlerini AKP safları için söylediğini tahmin etmemek için ancak Hürriyet’e GYY olmak gerek.

Öte yandan seçilmiş siyasetçileri hapiste, hapse girenin çıktığı gün içeride, twitin suç olduğu ülkede aynı GYY’nin ülkenin durumunda anormallik görmemesi de, içinde gezdiği geminin çekildiği havuzdan kaynaklanıyor olmalı.

Ahmet Hakan’ın zamanında buhar oldu dediği Babacan’ı, cismin katı halinde görünce 3 harfli duasına bağlaması aslında kendi tarzı açısından pek de makul değil. Ancak ona verilen görev muhtemel ki Babacan’ı yapabildiğince kendi kitlesinde iğretileştirmek.

Öte yandan Hürriyet’in ona göre daha az genç olan yazarı ise aba altından sopa gösterme vazifesine de çoktan başlamış.

Hürriyet’in neden havuza çekildiğini bu iki yazıdan daha iyi tarif edecek bir tablo bulunamaz. Belli ki Babacan tehlikesini bertaraf etmek için, Hürriyet top ve tüfek ile saldırmayı kafaya koymuş. Bu sürecin sonunda amiral gemiden kalacak sadece geminin safrası olsa da buna değeceğine şüphe duymuyor olmalı iktidar cenahı.

Ahmet Hakan’ın çokça intihaline uğramış bir yazar olarak, dünkü köşesinde sıkça yazılarımda yer verdiğim Gaye Su Akyol keşfini ise gayet memnuniyet verici buldum.

Ancak Gaye Su Akyol’u pek tanımadığı kesin. Tanısa hem canlı performansında hem de twitterda iktidarı kevgire çeviren sanatçının adını anarken en azından bir marj bırakırdı.

Ahmet Hakan’ın köşesine ancak aldığı Gaye Su Akyol’un babasıyla ortak portresini ben yapalı ise 1 seneyi geçti. 
Ahmet Hakan biraz geriden de olsa doğru yoldan gidiyor.

Babacan’ın çakılma hayalini her daim zikreden Hürriyet GYY’sine, Gaye Su’nun “İstikrarlı Hayal Hakikatir” şarkısını armağan ediyorum.
Döne döne dinlesin.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here