Gençlerin ‘deist’ olmaları, ahlaklı oldukları için mi?

1

Gençlerle yapılan araştırmalar çok konuşuldu. Özellikle İHL gençleri arasında yaygınlaşan ‘deizm’ konusu muhafazakar kesimin endişelenmesine sebep oldu. Dindar olmaları için İHL’ye gönderilen gençlerin deist olmaya başlamaları, üstü kapalı ‘okulların müfredatlarının’ sorgulanmasına bile sebep oldu diyebiliriz. 

Herkes aynısını soruyor: ‘Bu gençler neden ‘deist’ oluyorlar? 

Bu soruyla birlikte, konu sürekli olarak negatif ele alınıyor. İslam’ın dindarı olmaları beklenen bu gençlerin deizme yönelmeleri, bozulma-dinden uzaklaşma olarak algılanıyor ve gençleri bu yola sevkeden etkenler aranıyor. 

Gençlerin ‘deizm’e yönelmeleri, sanıldığı gibi gerçekten kötü bir durum mu? 

Bu konuda sizlere farklı bir pencere açayım: 

Gençlerin, hele dindar kesimden olan gençlerin deizme yönelmeleri, bence kötü bir durum değil. Bu durum toplumsal bir sonuç. Aynı zamanda dinin algılanması ve yaşanması tecrübelerinin de doğal bir sonucu. 

Neden toplumsal bir sonuç? 

Çünkü toplumda din adına yapılan bir baskı var. ‚Baskı yapmıyoruz‘ dense de, toplumun geneline hakim olan baskın anlayış, genel-geçer din algısının kabullenilmesi yönünde. Siyasi iktidardan toplumun alt kesimlerine kadar yayılan teslimiyetçi ama güç sevici bir İslam anlayışı. Bunlar konuşulmuyor ve tartışılmıyor, çünkü bu baskın anlayış beraberinde konuşmama ve tartışmamayı da getiriyor. 

Reklam

Diş hekimi dostumla, gençlerin deizme kaymalarını irdelerken, bu durumun pozitif yanlarını gün ışığıyla buluşturduk. 

Gençler bilimsel bakış açısı ile yetişiyorlar, 

Gençler internet ile dünyayla beraber yaşıyorlar, 

Gençler baskıyı sevmiyorlar ve baskı nereden gelirse gelsin itiraz ediyorlar.

Baskın olan din anlayışının ‚baskıcı‘ olması sebebiyle kendilerini geri çeken gençlerin önüne ikinci negatiflik olarak, baskın olan bu din anlayışının başkalaştırılmış yaşama örnekleri geliyor. 

Ne demek istiyorum? 

Toplumda dindar görünen insanların ‚ahlak‘ dan mahrum olmaları, ahlaki olmayan fiilleri yapmaları ve bir de bunların üzerine ‚Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirmez‘ demeleri. 

Baskın din anlayışı için dindar olmak haddinden fazla önemli iken, ahlaklı olmak o kadar önemli olmayan bir durum. 

Reklam

Bundan dolayı değil mi zaten, toplumdaki bir sürü yanlış örnekler? 

Usulsüzlükler, dindar olup insanları aldatmalar, ihalelerle maddeye tamahın had safhaya çıkması, tevazu diye diye en lüks hayat örnekleri…. Ve dile getirmek istemediğimiz birçok örnek. 

Gençler bütün bu örnekleri görüyorlar, gözlemliyorlar ve analiz ediyorlar. Gençleri küçümseyenler ise sanki gençler anlamıyor gibi, aynı yanlışlıkları yapmaya devam ediyorlar. 

Ve sonrasında? 

Sonrasında, dindar/ muhafazakar çevrenin çocukları/gençleri olsalar da, dindar olmak yerine kendilerini ‚deist‘ olarak tanımlıyorlar. 

Bütün bu örneklerden sonra, şu cümleyi kurmak hiç garip değil: ‚Gençlerin kendilerini deist olarak tanımlamaları, onların dinden uzaklaşmaları değil, toplumun dini yanlış algılayıp- uyguluyor olmasındandır‘. 

Gençler dinden uzak olmak, dine tepkili olmak için deist olmuyorlar. 

Gençler görüyorlar, gözlemliyorlar, kendi analizlerini yapıyorlar ve zihinlerinden şu düşünce zinciri oluşuyor: 

Baskılanan bu din anlayışı, içerisinde ‚zorlamayı‘ barındırdığı için, bana ters. 

Dindar görünenlere bakıyorum, görünürde din var. Hatta baskılanan din anlayışı kurumsallaşmış şekilde. 

Gösterilen bu örnek hayatlarda ‚ahlakilik‘ yok. Dindar Müslüman basitçe yalan söyleyebiliyor, insanları kandırabiliyor, faiz haram diye diye faizi çok rahat kullanabiliyor, menfaat ve güç için dini kullanabiliyor…. Ve diğer olumsuz örnekler. 

Ve gençler de o zaman şu sonuca varıyorlar: 

‚Dindar Müslüman olmak buysa, ben deistim kardeşim…..‘ 

Bu sonuçlama da, gençlerin ahlaklı olmalarından ileri geliyor. 

Değerli bir bilim insanın şu sözünü duyduğumda çok hoşuma gitti ve bütün zamanlar için ‚yanlış din anlayışı içinde olanlara‘ geçerli bir söz: 

‚O kadar cahilsiniz ki, dininiz var diye ahlaka ihtiyacınız kalmadığını sanıyorsunuz‘. 

Nikola Tesla 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

1 YORUM

  1. Sinan bey bugünki yazınızda desteklediğim unsurlar olsa da topyekün ele aldığımda maalesef katılmıyorum. Gençlerin deizme kaymasındaki en önemli etken bence, bilgi eksikliği, muhakeme yeteneklerinin yeterince gelişmemiş olması ya da o yeteneklerini kullanmak için çok şevkli olmamaları ve duygularının yaşları itibariyle daha baskın olması nedeniyledir. Toplumdaki edebden yeterince nasiplenememiş, eğitimsiz kaba softaların varlığına tepki olarak deist olmak, yolcuya kızıp yoldan çıkmak.. Kanımca bu fiilde ne mantık ne de pozitif bir yön bulunmamaktadır. Bir insan rakı içmeyi sevse, arada bir balıkla bir ufak götürse ama biliyor ki haram, günah, her içtiğinde ya da içtikten sonra biraz pişmanlık biraz keyifsizlik, içmeye devam ettiğinde yani rutininde yer almaya başladığında zamanla haram olmadığına dair kendi içinde savunma mekanizmaları geliştirmeye başlıycaktır, ahlaklı olmıyan dindar görünümlü riyakar insanlar da, deisme kayan gençler de bu anlamda nerdeyse aynı süreci yaşamışlardır. Mekanizma aynıdır bence. Demem o ki ahlak seviyesi düşük dindar görünümlü riyakar insanların varlığı deizmi meşru gösteremez, deisme kaymayı haklı bir eylem olarak nitelendirmemize zemin hazırlayamaz.
    Bir ekonomi sitesinde ismini hatırlayamadığım bir yorumcunun sözleri geldi aklıma” İnsanlar hala İsayı hristiyan, Musayı yahudi zanneder,İslam bir dinden öte Allah’ın değişmez ve evrensel prensiblerinin genel adıdır, yani İslam Muhammed(sav) ile başlamadı, Muhammed (sav) zincirin son halkası idi.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here