Gençliğimiz ve Kapitalizm

0

Günümüz toplumunun genç nüfusu dikkatle incelenmeli… Ekseriyette 1995 ila 2000 doğumlular.. Yani şuan 19 – 24 yaş arası… 

Ne acıdır ki; bu pırıl pırıl – ışıklar saçan gençlere baktığımızda “ideolojik – sosyolojik yada bilimsel materyalizm” açısından oldukça geri kaldıklarını görmekteyiz… 

Kapitalist sistemin ellerine tutuşturdukları bir “alet” ile asla olamayacakları kişiler gibi olmaya çabalayıp, asla yaşayamayacakları bir hayat hayali sunulup ve yine asla sahip olamayacakları ürünlerle gözleri hırs bürünüp oyuncak olmuşlar… Asıl kötü olan; o olamayacakları kişiler gibi gözüküp, o hayatı yaşayıp, sanki o ürünlere sahiplermiş gibi bir gösteri sunuyorlar çeşitli platformlarda.. 

Kapitalizm diyor ki; (yine o platformlarda): “Bak böyle gözükmelisin…” Ve o gencimiz öyle gözükmek için tüm çabasını harcıyor… Gözükemese bile yine aynı kapitalizm diyor ki; “Dert etme… Sadece 3.99 Dolara indirebileceğin bu programla seni öyle gösterebilirim…” Peki gerçek? Gerçek; net olarak öyle gözükmediği… Ama o platformda hiç tanımadığı insanlar için o parayı harcayıp öyle gözüküyor ve ruhu tatmin oluyor… Esir olmuş çünkü ona.. Başka düşündüğü bir şey yok.. Kaç kişi beğenecek, kaç kişi görecek, kaç kişi izleyecek… Ama ülke gündemi, dünya gündemi, Nepalli pirinç işçileri, Çin – Hong Kong gerilimi? Suriye krizi? Afrika açlık sorunu? Su kaynaklarının azalması? “Ya ben hiç meraklı değilim biliyor musun o konulara?” Cevap bu… Bu semptomda en büyük çözümsüz sorun ise; o ateşler saçan gencimizin asla o insan gibi gözükemediği için yaşadığı “mutsuzluk”… İşte buna bir bedel biçilemez… Ve bu yüzden mutsuz olan o kadar çok gencimiz var ki…

Yine kapitalizm diyor ki; “Bak işte tam böyle yaşamalısın… Gördüğün gibi senin takip ettiğin insanlar böyle yaşıyor… Ya sen?” Ve düşünüyor; “Ben neden böyle yaşayamıyorum?” Cevap çok… Çözüm? Çözüm; üretim araçlarına sahip olma? Emeğin kurtuluşu? Dayanışma? Örgütleşme? Üretim? Limitsiz bir üretim! Hayır bunların hiçbiri değil… 3.99 dolara indireceğin uygulama ile sen de Paris’te kahvaltı yapıyor gibi gözükebilirsin takipçilerine… Yada çok lüks bir gece kulübünde eğlenirken? 35 metrelik bir yatta güneşlenirken? Artık ne olmak istiyorsan… Nerede gözükmek ve ne yaşamak istiyorsan… Hayalgücünü kullan…

Peki gerçek ne? Gerçek… İşte bu daha acı… Ama o gerçeğe sahip çıksa, o gerçeği değiştirip, istediği bir hayat için çözüm oluştursa, çözümleme yapsa belki bir süre sonra gerçekten Paris’te kahvaltı yapacak… Ama kapitalizm bunu istemiyor… Neden istesin ki? Paris’te kahvaltı yapmak hiç şüphe yok ki; eşsiz bir keyif… Muhteşem bir lüks… Gayemiz; herkesin o kahvaltıyı yapması değil mi? Peki; herkes bu lükse sahip olursa “kapitalizm” ne yapsın? Ne işine yarar ki? Bu lükse sahip olmak için bir dandik kruvasana 30 – 40 – 50 € ödeyecek insanlar lazım… Ama Zonguldak’lı bir kömür işçisi, Adanalı bir pamuk emekçisinin neyine Paris’te kahvaltı… Aç karnını doyursun yeter… Onun çocukları? Onlara da 3.99’a uygulama var işte… Nedir ki bu? Faturaya yansıyor nasılsa… Babası da o faturayı ödemek için tarlada 4 saat daha fazla çalışıyor… Paris’te asla kahvaltı yapamayacak insanların bu yüzden üzülüp kendine dert etmesi ayrı, bunun için çabalamaması çok ayrı dertler…

Yine o acımasız ve zerre “Hümanizm”den ders almamış “Kapitalizm” diyor ki; “Bak işte bu gördüğün parfüm sadece ama sadece 299 €… Almak ister misin?” Bir cebine bakıyor, bir ekrana… Almak değil 10 CL’ini bile sahip olmak mümkün değil… Ve başlıyor esip gürlemeye… Hatta bu öfke semptomu öyle şiddetli bir hal alıyor ki; o dandik parfüm için, ona sahip olmak için asla yapmayacağı işleri yapmaya başlıyor… Tamam da; bunun bir sonu yok ki? Bu lüks, bu burjuva sorunsalı, bu hayranlık ve düşkünlük… Asla durmayacak, bayırdan aşağı yuvarlanan kaya gibi… Bir başladı mı asla durmayacağı ortada… “Hep daha fazla, hep en iyisi ve en pahalısı…” derken o “Ülkemizin Geleceği” düşmüş bir parfüm şişesinin arkasına ve yokolup gitmiş… Artık en son nereden toplarsanız… O da sizin – anasının, babasının şansına… 

Yok olup giden kocaman bir nesil… Kime fayda sağlıyor bu? Kim kazanıyor? Sen İtalyan markası bir parfüm alınca Afrika’da sadece ama sadece bir aç çocuğun karnı doyuyor mu? Sen bilmem ne gece kulübünde dört sıfırlı hesaplar için girmediğin şekil kalmayınca ülke mi kalkınıyor? Ticaret sınıf mı atlıyor? Sen altılı karın kası yapmak için yıllarını verince kansere çare mi bulmuş oluyorsun? Kazanan kim? Evet; “Kapitalizm…” ve onun tüm uşakları… Tüm yardakçıları ve komprodorları… Çünkü sana diyor ki; “Güzel – çekici ve hoş olmak için işte böyle gözükmeli, böyle yaşamalı ve bunlara sahip olmalısın…” Diğerleri? “Ayyy onlar leş ya…” Peki…

Reklam

Bu sevdadan vazgeçmek, bunların gerçek olmadığını söylemek ve ispatlamak asla çözüm olmaz… Ne şanssız bir güruhuz ki; bu çağda bunlara şahit oluyoruz… Ama kapitalizm şişmekte.. İyice şişmekte… Ve gün geldiğinde, kanlı bir doğumla, sancılı bir doğumla, her doğumda olduğu gibi başı acı – sonu huzur ve mutlulukla biten yeni çağlar doğuracaktır… Bu bilimsel bir teoridir.. Böyle olacağına hiç şüphe yok!

“Gerçekçi olun, imkansızı gerçekleştirin…”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here