Gerçekten Eğitim her şeyi çözer mi?

0

Eğitim gerçekten her şeyi çözer mi, yoksa bu bir inanç, çaba gösterdik mi her şeyi çözeceğimize mi inanıyoruz?

Ben şahsen kendi adıma bu “eğitim her şeyi çözer” sözüne mesafeli duruyorum; çünkü tüm çözüm denemelerimiz yol bulmak değil, seçilmiş herhangi bir yolu daha kullanışlı hale getirmektir.

Yol aramak ise hala devam etmekte, uğraşımız seçili herhangi bir yolda bir miktar daha yol kat etmektir.

Doğru yolda mıyız, bilmiyoruz, yalnızca yaşıyor olma farkındalığıyla bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünüyor ve tecrübesi bize müspet netice vermiş yol güzergahlarını doğru yol diye izlemeye çalışıyoruz. Yani tüm güvencemiz tecrübe etiklerimiz ve tecrübe etiklerimizden kedimizce doğru olanı çıkardığımızı düşünmemizdir.

Peki, gerçekten doğru olanı bulduk mu?

Kuşkusuz hayır, çünkü bulmuş olsaydık yola hala devam ediyor olmazdık. Yolculuğumuz hala devam ediyor ve kötüsü güvendiğimiz onca tecrübe bize bu yolun hep öyle devam edeceğini söylüyor. Yani aslında çözümlediğimizi sandığımız şeyler yol giderken karşılaştığımız engellerdir ve biz o engelleri kaldırırken aslında yalnızca yolumuzdaki bir kısım engeli kaldırmış oluyoruz. Ama yol nereye kadar, biz nereden başladık ve daha ne kadar gideceğiz bunların hiçbirini bilmiyoruz. Biz yalnızca önümüzü görüyor ve o esnada görü açımıza her ne giriyorsa onu düzenlemeye çalışıyoruz.

Eğitim tüm kadim şahsiyet, bilge ve filozofların işaret ettiği yegâne yoldur. Kuşkusuz onları ortaya tek reçeteyle çıkmış olmakla suçlayamayız, zira hangi yol seçilirse seçilsin onun bir eğittim gerektirdiği ortadadır. Sorun eğitimin bir yol olmaması değildir, eğitimin ilgiye göre rağbet bulması ve seçilmiş her yolun kendi kulvarında varlık göstermesidir. Ki zaten siz tüm insanların bilge olmalarını bekleyemezsiniz, beklediğinizde muhtemelen aç kalacaksınız. Yapabileceğiniz en doğru şey herkesin kendi işinde iyi olmasını beklemenizdir. 

O zaman aslında “eğitim, eğitim” diyenler yanlış söylemiyor, yalnızca herkesin ilgisine göre işinde iyi olmasını salık vermedikleri için eksik söylemiş oluyor. 

Peki, eğitim derken neyi kastettiğimizi biliyor muyuz?

Doğrusunu isterseniz bu soruyu şeylerin bilgisiyle sınırlı tuttuğumuzda ne anlatmaya çalıştığımız beş aşağı beş yukarı bellidir. Zaten tüm dikkatimizi şeylerin bilgisine vermiş, şeylerin içinde öylece yuvarlanıp gidiyoruz. Ancak gittiğimiz yol doğru mu, ya da doğru yolda mıyız, doğrusu bu konuda hiçbir şey bilmiyoruz, çünkü tüm bilgimiz şeylerin bilgisiyle sınırlıdır ve şeyler bizi nereye götürüyorsa umumiyetle oraya doğru gidiyoruz. Buradaki tüm güvencemiz ise tecrübe ettiklerimizden aldığımız müspet sonuçların doğru olması umududur. Yani aslında elimizde bir kesinlik yok, biz öylece şeylerin bizi götürdüğü yere doğru gidiyoruz.  

Peki, doğru yolda mıyız?

Sanmıyorum, çünkü bilmiyoruz, yalnızca tecrübe bizlik bir netice verdiği için bunun böyle olması gerektiğini düşünüyoruz. Ama yine eğitimin pek çok şeyi çözdüğü önermesi yanlış değildir, bu şeylerin bilgisi olsa bile. 

Peki, şeylerin bilgisi mutlak bilginin önünde engel midir?

Kuşkusuz şeylerin bilgisi belirli bir amaca göre varlık gösteriyor. Yani esasında o şeye biz bilgi dediğimiz için o bilgi olmuş oluyor ki, o bilgi amacımıza hizmet ettiği için ona bilgi olma vasfını biz bahşediyoruz.

Gerçi bilginin bizden öte bir şey olmayacağı muhakkaktır, ancak bu onun doğru olması için yeter olmadığında itilaf ortada kalmaktadır. Zira bizim bilgimiz bize göredir, şeylerin soyutlanmasından hareketle o bilgiyi biz üretiyoruz ve -doğru veya yanlış- şeylerden aldığımız neticelere bir sonuç tayin ediyoruz. Oysa olaylarda ne bir başlangıç ne de bir sonuç söz konusudur, bu bütünüyle bizim kendi görü açımızdan hareketle vardığımız bir neticedir. Zira görüp görmediğimiz, duyumsayıp duyumsamadığımız her şeye evrenin tümü bir şekilde katkı veriyor, biz yalnızca bir başlangıç yapma ihtiyacından hareketle bir başlangıç yapıyoruz.  

Sisteme gelirsek; gerçekte sistemin bilgeyle veya bilgiyle bir ilgisi yoktur, amacı bilge veya filozof yetiştirmek değil, şeylerin bilgisine vakıf, kendisi açısından değer üretebilir eleman gereksiniyor, çünkü onun kendisini üretme koşulu bu eğitim sisteminden geçiyor. 

Bu arada filozofların veya bilgelerin şeylerin bilgisine vakıf olduklarını kim söylüyor?

Neredeyse tüm bilge ve filozoflar belirli bilgilerin bilgeleri olarak varlık göstermiş, soyutladıkları belirli şeyler üzerinden bir görünürlük elde etmişler.  Yani aslında onların bilgileri de dönemin kültür kodları içinde belirli anlamlara teşmilden başka bir şey değildir. 

Kuşkusuz bilginin evrensel bir çözüm anahtarı olduğu önermesi yine de doğrudur, ancak bu hala neye göre bilgi sorusuyla sınırlıdır, çünkü biz hala şeylerin bilgisi dışında bir bilgiye sahip değiliz. 

Peki, gerçek bilgi nedir?

Kuşkusuz tanımı en zor olanı budur, çünkü hiçbir şeyin diğer bir şeyden bağımsız olmadığı, her şeyin bir şekilde birbirine bağlı olduğu sonsuz ve sınırsız bir evrende devinip duruyoruz. Ama iyi olan şu; nereden başlarsak başlayalım o bir başlangıç için yeterdir. Diğer yandan hangi başlangıç iyi veya hangi başlangıç kötü ona zaten siz kendiniz karar veriyorsunuz. Size bu fırsatı ise kuşkusuz şeylerin birbirine bağlı olması şartı veriyor, ama bu yolunuzu ne kadar kısaltıyor veya ne kadar uzatıyor muhtemelen onu sizde bilmiyorsunuz çünkü hal mutlak bir bilgiye veya belirliliğe göre değildir, okumanın isabet oranına göredir.

İbrahim Yersiz

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here